Bağışıklığımızı yükseltmek için

Bağışıklık sistemi vücudun savunma mekanizmasıdır. Başka bir deyişle hastalıklara karşı dirençli olmamızı sağlayan sistemdir.

Bağışıklığımızı yükseltmek için

Genel anlamda mikrop olarak tanımladığımız virüs, bakteri, mantar ve parazitlerin vücuda girmelerini engellemek, eğer girdiyse girdikleri yerde tutmak, tespit etmek, yayılmalarına engel olmak, atılmasını sağlamak, zarar vermesini engellemek bağışıklık sisteminin görevleri arasındadır. Bu sistemin en önemli özelliklerinden biri hatırlama kabiliyetinin olmasıdır. Yani karşılaştığı mikrobu tanır, hafızasına yerleştirir ve tekrar karşılaştığında ona göre tepki gösterir. Biz sistemin bu özelliğini bazı hastalıklara karşı aşı ile korumada kullanırız.

Bağışıklık sistemimizi vücudumuzun savunma bakanlığına benzetirsek mikropların yani düşmanlarımızın galip gelmemesi için önce askerlerimizin yeterli sayıda ve sağlam olması gerekir. Savaşta kazanmak için ayrıca stratejik güç, bilgi, yetenek ve istihbarat da önemlidir. Hastalığa karşı bağışıklığın gelişmesi iki türlü olur. Birincisi hastalığa yakalanırsınız, vücut bu hastalıkla karşılaşır, savaşır ve böylece tanır. Bazen bu savaştan ağır hasar alarak kurtulur veya bazen de kurtulamaz.

Diğer ihtimal düşmanın yani mikrobun bütün özellikleri savaşa girmeden önce tanınır ve düşmanla karşılaşıldığında ona göre silahlanmış ve eğitilmiş askerler daha savaş başlamadan düşmanı geri püskürtür. Bu ikinci tür bağışıklık da aşılandığınız zaman ortaya çıkar. Mikropların zayıflatılmış hali veya toksinleri laboratuvar ortamında aşı olarak hazırlanıp vücuda verilerek hastalık oluşturmadan tanıtılır; bu tanıma sayesinde bağışıklık sistemi aynı mikropla tekrar karşılaştığında daha önceden üretmiş olduğu antikor (hastalığı engelleyen mikrop karşıtı ürün) sayesinde hastalık oluşturmasına fırsat vermez. Bağışıklığımızı yükseltmek için

Bağışıklık zayıfladığında akla ilk gelen mikroplarla ortaya çıkan infeksiyon hastalıklarıdır. Oysa biliyoruz ki kanser hastalığının da bağışıklık ile bir ilişkisi vardır. Normalde vücutta var olan potansiyel kanser hücrelerinin, kişinin bağışıklık sistemi güçlü olduğu zaman çoğalması, hastalık ve tümör oluşması zordur. Sık sık hastalanıyorsak, vücudumuzda iyileşmeyen yaralar, sık çıkan uçuklar var ise kendimizi aşırı halsiz hissediyorsak bağışıklığımız düşmüş demektir.

Kaliteli uyku uyumalıyız

Bağışıklığımızı yükseltmek için dengeli bir şekilde, sağlıklı beslenmeye dikkat etmeliyiz. D, A, C, E ve B vitaminleri, karotenler, demir, çinko ve selenyum başta olmak üzere vücudumuz için gerekli tüm vitamin ve antioksidanları doğru ve kararında tüketmeliyiz.

Kaliteli uyku uyumalıyız. Stresi yönetebilmeyi öğrenmeliyiz. Zira tek başına stres de bağışıklığı düşürür. Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durmalıyız. Düzenli egzersiz yapmalı sporu hayatımıza sokmalıyız. Ani hava değişimlerine karşı vücudumuzu korumalıyız. Belirli aralıklarda yaptığımız check up’lardaki kan tahlillerinde eğer bir eksiklik göze çarparsa doktora danışıp tamamlamalıyız.

Özellikle önümüzdeki kış mevsiminde takviyeye ihtiyacımızın daha çok olacağı D vitaminini ve diğer değerleri kontrol etmek yerinde olur. Beraberinde yine bağışıklığı artırmaya yardımcı prebiyotik ve probiyotikleri tüketmek de iyi olacaktır. Bu arada pre ve probiyotik arasındaki farkı kısaca açıklamak istersek; bağırsak yüzeyinde bulunan faydalı mikroorganizmalara probiyotik, bu mikroorganizmaları besleyen, sindirilemeyen liflere de prebiyotik denir. Yani probiyotikler bakteri, prebiyotikler ise bu faydalı bakterilerin besin kaynağıdır.

Kısacası bağışıklığı yüksek tutmalı, bunun için de sağlıklı yaşama, yani sağlıklı beslenmeye, uykumuza, yeterli fiziksel aktiviteye, stresi kontrol etmeye dikkat etmeliyiz.