Beyindeki elektrik idaresi

Beyinde milyarlarca sinir hücresi vardır. Hareket, konuşma, duyu ve duyguların hepsi düzenli olarak bunlardan gelen sinyallere bağlıdır

Tıp ne kadar ilerlemiş olursa olsun beynin çalışması ile ilgili hâlâ çözülememiş konular mevcuttur. Zihin ve akıl da işin içine girince konuşacak çok konu var. Bu sefer yalnızca beynin elektriksel faaliyetindeki anormallikten bahsedeceğim.

Beyin temelde glia ve nöron olarak adlandırılan iki tip hücreden oluşmaktadır. Glia hücreleri merkezi sinir sisteminde uyarı yaratmayan ve bilgi iletmeyen hücrelerdir. Genel anlamda sinir sisteminin tutkalı olarak bilinirler. Bu hücrelerin görevi nöron yani sinir hücrelerini sarmak ve onları bir arada tutmak, gerekli besin ve oksijeni sağlamak, bir sinir hücresini diğerlerinden ayırmak, fagositoz dediğimiz yol ile patojenleri imha etmek ve ölü sinir hücrelerini ortadan kaldırmaktır.

Sinir hücreleri ise uyarılabilir hücrelerdir. Beyinde milyarlarca sinir hücresi vardır. Beyin fonksiyonlarının tümü bu hücrelerin dizileri tarafından kontrol edilir. Dolayısıyla hareket, konuşma, düşünce, duyu ve duyguların hepsi düzenli olarak bunlardan gelen sinyallere bağlıdır. Sinir hücrelerinin aktivitesi elektriksel ve kimyasal sinyallerle birbirine iletilerek gerçekleşir.

Halk arasında sara hastalığı olarak da bilinen epilepsi nöbetler halinde seyreder. Beynin anormal elektrik deşarjları yani boşalımları sonucu ortaya çıkan bir klinik durumdur.

Epilepsinin nedenleri

Genetik: Hastalık kişiye aileden kalıtımsal yollarla geçmiştir ve çocukluk yaşlarında başlamıştır.

Beyin hasarı: Doğum sırasında oluşan doğum travması, beyin içinde kanama, beynin oksijensiz kalması ve bazı metabolik bozukluklar gibi nedenlerden ortaya çıkabilir. Yetişkin kişilerde düşme, başını çarpma gibi kafa travmaları, futbolcularda, boksörlerde sık görülen ve tekrar eden kafa darbeleri, beyin damarlarında oluşan bazı hastalıklar ve beyindeki kitleler nedeniyle meydana gelebilir. Bazı beyin ameliyatlarından sonra ortaya çıkan epilepsiler de bu gruba girer.

lSistemik hastalıklar ve toksik etkenler: Bu epilepsi türünde neden olan etken ortadan kaldırıldığı zaman rahatsızlık kendiliğinden geçer. Ancak bu etken beyinde hasar oluşumuna neden olduysa nöbetler devam eder. Bazı ilaçlar nedeniyle oluşan epilepsi nöbetleri de bu gruba aittir.

Tetikleyen faktörler

Epilepsi ilaçlarının atlanması ya da tedavi dozunun altında alınması, uykusuzluk, uyku düzensizliği, düzensiz beslenme, öğün atlama, uzun süre aç kalma, kan şekerindeki düzensizlikler, aşırı alkol tüketimi, madde kullanımı, çok parlak ve şiddetli ışık uyaranlarının tekrarı, bazı durumlarda televizyon ve bilgisayar ekranına ait ışık, yüksek ateş gibi faktörler sıklıkla nöbetleri tetikler.

Tedavi süreci

Epilepsi tedavisinde sıklıkla ilaç, bazı hastalarda ise cerrahi müdahale veya pil tedavisi uygulanmaktadır. İlaç tedavisi sürekli olabilir. Kullanılan ilaçlar bazı ilaçlarla etkileşebildiği için, başka bir nedenle farklı bir ilaç kullanılacağı zaman epilepsi ilaçları ile etkileşip etkileşmediğine mutlaka bakılmalıdır. Eklenen ilaç epilepsi ilaçlarının yan etkilerini artırabilir, kandaki düzeyini değiştirerek gereksiz yere yükselmesine de yol açabilir.

Aynı şekilde ilaç etkileşimi sebebiyle eklenen ilacın da kandaki düzeyinde değişiklik olabileceği unutulmamalıdır. İlaç tedavisi uygulanan hastalarda kullanılan ilacın dozu düşük geldiğinde de tedavi eksik kalıp nöbetler geçirilebileceğinden kandaki seviyesi düzenli biçimde kontrol edilmelidir.

Sonuçta beyin, gücü ile birçok şeyi kontrol edebiliyorken, bazen beyinin kendisinde de elektrik kaçağı olabiliyor ve bir şekilde tedaviyle o da kontrol altına alınabiliyor.