Faydalı yiyeceklerin zararlı halleri

Eğer bazı noktalara dikkat etmezsek, faydalı diye tükettiğimiz yiyecekler faydasını yitirir, hatta kimi zaman zararlı hale bile gelebilir

Vücudumuz için gerekli olan vitamin, mineral ve yapıtaşlarını içeren yiyecekleri faydalı olarak biliriz. Her fırsatta bunları tüketmeye gayret ederiz. Ancak faydalı olarak bildiğimiz yiyecekler bazı noktalara dikkat edilmediği takdirde faydasını yitirir, hatta zararlı hale bile gelebilir.

Miktar önemli

“Azı karar, çoğu zarar” çok güzel bir atasözüdür. Bir yiyeceği faydalı diye çok miktarda tüketirsek, özellikle kalorisi yüksek yiyecekler söz konusu ise bu bize fazla kilo olarak geri döner. Örneğin ceviz, kaju fıstığı, fındık gibi kuruyemişlerin pek çok faydası vardır. Ancak unutmamalıdır ki 100 gram ceviz 685 kalori, 100 gram kaju 553 kalori, 100 gram fındık 630 kaloridir.

Benzer şekilde zeytin, peynir gibi tuz içeren besinler özellikle yüksek tansiyon hastalığı olan kimselerde çok miktarda tüketildiğinde sorun yaratabilir.

Pişirme yöntemi

Yiyeceklerin besin değerlerini korumada pişirme yöntemi çok önemlidir. Hatta bazı pişirme yöntemlerinde hazırlanan yiyecek faydalı olsa bile vücut için çok zararlı maddeler açığa çıkabilir. Mangal kömüründe ızgara yapmak, yüksek sıcaklıkta yağda kızartmak ve tütsüleme işlemi buna birer örnektir.

Bu tarz pişirme yöntemlerinde özellikle et gibi protein oranı yüksek gıdalar ateşe ne kadar yakınsa bu zararlı maddeler de o kadar fazla miktarda oluşur. Bu maddelerin DNA’da hasar oluşturup kanser riskini artırma, hatta genetik olarak nesilden nesle geçebilecek bazı metabolik bozukluklara yol açma özelliği vardır. Hatta bu işlem yapılırken açığa çıkan dumanda da bu zararlı maddeler mevcuttur ve solunum yoluyla vücuda girer.

Zararlı maddeler elektrikli ızgara ve fırında pişirilen besinlerde daha az oluşur. Kapalı tencerede, kendi suyunu çekerek ya da az su konularak pişirilen besinlerde ise oluşmaz. Besinler doğrudan kömür ateşine ya da pişirmede kullanılan yüksek sıcaklığa en az 10 cm uzak olacak şekilde ve yavaş yavaş pişirilmelidir. Kesinlikle yanmasına izin verilmemelidir. Sebzeler pişirildiği zaman içerdikleri besin değerlerinin bir kısmını kaybederler. Bu kaybı minimumda tutmak için sebzeyi ayıkladıktan hemen sonra pişirme işlemine başlamalıdır. Buharda pişirmek en iyi yöntemdir. Yemek olarak tüketilecekse az su ile tencerenin kapağını sık açmadan pişirilmelidir. Brokoli, karnabahar, semizotu, ıspanak, havuç, kereviz, biber, soğan gibi sebzeleri mideniz için bir sakıncası yoksa çiğ olarak salatalarda tüketmenizi öneririm.

Saklarken dikkat

Yiyeceklerimizin organik ve taze olmasına dikkat etmemiz, meyve ve sebzeleri mevsiminde almamız ve tüketmemiz gerektiği bilinen bir gerçektir. Dikkat etmemiz gereken önemli konu, bu yiyecekleri nasıl saklamamız gerektiğidir. Kuruyemişleri içerdikleri faydalı yağları, vitaminleri kaybetmemeleri için kavurmadan çiğ olarak tüketmenizi öneririm. Kuru gıdalar, baharatlar, kuruyemişler, hayvan yemleri nemli, loş ve sıcaklığı 25-35 derece olan ortamlarda depolanırsa bunların üzerinde çoğalan bazı küf mantarları nedeniyle aflatoksin adı verilen zehirli ve kanserojen bir madde oluşur. Kırmızıbiber, karabiber, kişniş, zerdeçal, zencefil gibi baharatlar ile badem, Antep fıstığı, ceviz gibi kuruyemişler, pirinç, mısır, buğday gibi tahıllar bundan etkilenir.

Burada evdeki saklama yöntemlerinin yanı sıra siz satın alana kadar geçen süre de önemlidir. Bu nedenle güvenilir yerden alışveriş yapmak en çok dikkat edilecek hususların başında gelmektedir. Mutfak alışverişimizi; özellikle sebze, meyve ve salataları taze seçerek tüketmek için mümkünse günlük yapmalıyız.

Yiyeceklerin faydalarına zarar gelmeden sofranıza gelmesini dilerim.