Kalbini değiştir

İyilik yapmak, yardım etmek, sevgiyi, şefkati paylaşmak, hoşgörülü olmak, kendi derdini ya da başkasının derdini paylaşmak ruha olduğu gibi kalbe de iyi gelir

The Korgis’in “Change your heart” diye başlayan şarkısını çoğumuz biliriz. “Kalbini değiştir” sözünün tabii ki cerrahi anlamda kalp nakli değil ama mecazi anlamda değişik karşılıkları olabilir. Duygusal olarak farklı hisset, farklı düşün derken ben bu sözü bir doktor gözüyle “Kalbinin iyi ve sağlıklı olması için bir şeyler yap” şeklinde yorumlamak isterim.

Sağlıklı yaşam adına neler yapmamız ya da yapmamamız, neler yememiz ya da yemememiz gerektiğini artık çoğumuz iyice öğrendik sayılır fakat aynı şarkı “It will astound you” (O seni şaşırtacak), “Everybody’s gotta learn sometime” (Herkes bir gün öğrenmeli) diye devam eder. Her ne kadar bilgi yüküne sahip olduğumuza inansak dahi konunun uzmanı olan biz doktorların bile öğreneceği daha birçok yeni ve değişik bilgiler olacak ve bu bilgiler ışığında insan vücudu da bizi şaşırtmaya devam edecek.

Önemli detaylar

Kalp sağlığı için dikkat edeceklerimize geçmeden önce aslında çoğu zaman göz ardı ettiğimiz; sadece kalp değil, ruh ve tüm beden sağlığımız için de önemli olan detaylara değinmek isterim. Sağlığımızı ruh ve beden bir bütün olarak ele almalıyız. Bir kardiyolog olarak özellikle belirtmek isterim ki kalp duygu durumumuzdan çok yakın etkilenir. Hepimiz biliriz ki heyecanlanınca, üzülünce kalbimiz hızlı çarpar, tansiyonumuz yükselir. Bunun sonucunda bazen geri dönülemez tatsız olaylar da başımıza gelebilir.

Heyecan, korku gibi faktörler her zaman önceden programlanarak karşımıza çıkmadığı için sonuçlarının kontrol edilmesi, engellenmesi de zordur. Kalpte, bünyede bıraktığı

hasar da ani olarak meydana gelir. Bu nedenle aslında temelde kişinin olaylara bakış açısına odaklanması, düşünce tarzını olumlu yönde değiştirmeye çalışması gerekir. Tabii ki bu büyük oranda huy, karakter meselesidir, kolay değişmez. Fakat eğitimin, aile yapısının etkisini de unutmamak gerekir. Bazılarımız olaylara telaşla yaklaşır. Panik içinde basit problemleri bile büyütüp içinden çıkılmaz hale getirebilir. Öfkeyle yaklaşır, hırslanır, kendi içinde çok büyütür. Çok üzülür, sürekli düşünür, uykuları kaçar.

İster öfke, ister telaş, ister üzüntü hepsi kişiyi mutsuz eder, motivasyonunu düşürür, başarısını engeller, hatta devam ederse depresyona sebep olur. Bu süre içinde de kalp dahil birçok organa zararı dokunur. Tabii ki bu duygular zamanla, ilerleyen yaşla biraz değişebilir, törpülenir. Ama “Akıl yaşta değil baştadır” misali olaylara olgunlukla yaklaşabilmeyi erken çağda öğrenmeliyiz. Bu sağlığımıza da faydası olan bir meziyettir. Öfkemizi ya da heyecanımızı kontrol etmeyi öğrenmeliyiz. Bunu da ancak kendi irademizle beynimize bu emri vererek kendimiz yapabiliriz.

Bir yerden başlamalı

Belki yoga, meditasyon yardımcı olabilir. Ama esasında insan sabredebilmeyi, sakin kalabilmeyi, nefsine hükmedebilmeyi kendi kendine öğrenmelidir. Buna yönelik alıştırmalar yapmalıdır. İyilik yapmak, yardım etmek, sevgiyi, şefkati paylaşmak, hoşgörülü olmak, kendi derdini ya da başkasının derdini paylaşmak ruha olduğu gibi kalbe de iyi gelir. Değişikliğe bir yerden başlamak gerekir bazen. Yavaş yavaş da yayılır yerleşir sonradan. İyi kalpli olmayı öğrenmek önce insanın kendisine, sonra ailesine, arkadaşlarına, çevresine, dolayısıyla da ülkesine ve dünyaya faydalı olmasını sağlar. Buna şu son zamanlarda ne kadar da çok ihtiyacımız var.

Bir kardiyolog olarak hastamın şikayetlerini dinlerken kalp hastalığına yakalanmasını kolaylaştıracak risk faktörlerini de ele alırım. Bir türlü uzak kalamadığımız stresin haricinde yaş, cinsiyet, aile öyküsü gibi değiştiremeyeceğimiz faktörler vardır. Erkek cinsiyet, kadında 55 yaş üzeri ya da erken menopoz, erkekte 45 yaş üstü dönem, birinci derece akrabalarda bu yaşlara yakın görülmüş kalp damar hastalığı gibi değiştiremeyeceğimiz faktörler vardır. Sigara içiyor olmak, hareketsizlik, fazla kilo değiştirebileceğimiz risk faktörleridir. Sigarayı bırakmalı, yaşımıza bakmadan düzenli yürümeli, kilomuza dikkat etmeliyiz. Şeker hastalığı, hipertansiyon ve yüksek kolesterol kontrol altında tutmamız gereken diğer risk faktörleridir.

Hepinize iyilik dolu, sağlıklı kalpler dilerim.