Midemize düşkünsek onu çok yormayalım

Mideyi yormamak için yapılması gereken ilk şey yemekleri aceleye getirmeden sakin ve rahat bir ortamda yemektir. Yiyeceklerin ne kadar çiğnendiği de önemli bir husustur

Mide, sindirim sisteminin yemek borusu ile ince bağırsak arasında bulunan ve çiğnemeden sonraki safhasından sorumlu en önemli organlarından biridir. Boyutları kişiden kişiye değişmekle birlikte ortalama 4 litre sıvıyı barındırabilecek büyüklüğe erişebilir.

Midenin görevleri

Mide yediğimiz gıdaları, salgıladığı asit ve enzimlerle kimyasal olarak parçalar. Sindirimini kolaylaştırıp vücut için faydalı olacak hale gelmesine yardım eder.

Mide asidinin pH değeri 1 civarıdır. Normal şartlarda yakıcı ve zararlı olan bu asitten mide kendisini mukus tabakasını oluşturarak korur. Mide asidinin fazla üretildiği veya mukus tabakasının çok ince olduğu, yetersiz geldiği zamanlarda midede yaralar, gastrit ve ülser oluşabilir. Aynı şekilde bu asidin yetersiz kaldığı zamanlarda da sindirim sorunları yaşanabilir. Mide asidi, midede mikroorganizmalara karşı da bariyer görevi üstlenmektedir. Yiyecekte bakteri, mikrop varsa mide asidi sayesinde oranı düşer.

Mide kaslardan oluşan bir organdır. İçine yiyecek geldiği zaman her 20 saniyede bir dalgalar halinde hareket yaratarak hem yiyecekleri asit ve enzimlerle kıvamlı hale getirir hem de duedenum dediğimiz on iki parmak bağırsağına doğru göndermek üzere hareket ettirir. Bu hareket yenen yiyeceklere göre değişebildiği gibi genelde 1.5 saat sürer. Yani yemekten sonra midenin boşalması ortalama 1.5 saat içinde gerçekleşir. Sıvıların mideyi terk etmesi daha çabuktur. İçilen sıvı yaklaşık 20 dakika içinde mideyi terk eder.

Mide, salgıladığı asit ve enzimlere ek olarak bir de intrensek faktör denilen bir madde üretir. Bu faktör ince bağırsağın sonundan B 12 vitamininin emilmesini sağlar. Mide küçültme ameliyatlarından sonra başka bazı vitamin ve minerallere ihtiyacın artmasına ek olarak B 12 vitamininin de takviyesi bu nedenle gerekmektedir.

Hastalık belirtileri

Midede bir rahatsızlık olduğu zaman iştahsızlık, bulantı, kusma, yanma, ekşime ağrı gibi şikayetlerle karşılaşabiliriz. Ağrı genelde iman tahtası dediğimiz kemiğin bittiği yerin biraz altında, özellikle de biraz bastırdığımız zaman daha çok olur.

Nasıl beslenmeli?

Sindirim sistemini hafifletici beslenme tarzına geçişte ilk yapılması gereken şey öğünleri aceleye getirmeden sakin ve rahat bir ortamda yemekleri yemektir. Yiyeceklerin ne kadar çiğnendiği de büyük önem kazanır. Güne kahvaltıyla başlangıç yapılmalı. Yağ oranı düşük, lif içeriği yeterli zenginlikte olan kahvaltı alternatiflerinden yarar sağlanabilir.

Meyveler kahvaltıda ara öğünlerde veya öğünlerin öncesi başlangıç olarak tüketilebilir. Öğünlerle birlikte alınacak az miktarda yoğurt veya ara öğünlerde tüketilen kefir sindirim sistemini rahatlatabilir. Özel bir probiyotik takviyesi alınabilir. Akşam yemekleri ılık ve sıvı ihtiyacını karşılayacak çorba ile sebze yemeklerinden oluşabilir. Daha çok öğle menüsünde tercih edeceğimiz balık ya da kırmızı et ve türevleri ızgara / fırında / haşlama yemek pişirme teknikleri kullanılarak hazırlanmalı ve küçük porsiyonlarda tüketilmelidir. Kalp sağlığı açısından taşıdığı omega 3 miktarı sebebiyle et tercihinde daha sıklıkta ton balığı, somon, uskumru, alabalık ve sardalya gibi balık türlerinin tercih edilmesini öneririm. Hazmı kolaylaştıracak ıhlamur, rezene, papatya gibi bitki çaylarından midemizi rahatlatmak amacıyla destek sağlanabilir.

“Büyük lokma ye, büyük söyleme” çok doğru bir sözdür. Ama siz yine de çiğneyebileceğinizden büyük lokmayı ısırmayın.