Oruç ve sağlık

Oruç bünyeyi bir disipline sokarak organların yenilenmesine yardım eder. Oruç tutarken vücuttaki toksinler atılır, yıpranmış hücreler tamir edilir

Ramazan ayına girdiğimiz şu günlerde yaptığımız oruç ibadeti ruh ve beden sağlığı için büyük değer taşır. Oruç esasında yaşam tarzımıza katmamız gereken şekilde nefsimize uyguladığımız bir terbiyedir. Güçsüz ve muhtaçlara yardım edilir. Kötü alışkanlıklardan uzak durulur. Yaşanan yüce duygular ile maneviyatın güçlenmesinin yanı sıra beden sağlığı için de birçok katkıları vardır. Oruç bünyeyi bir disipline sokarak hücrelerin, dolayısıyla organların yenilenmesine yardım eder. Oruç tutarken vücuttaki toksinler atılır, yıpranmış hücreler tamir edilir.

Hücrelerin kendi kendini sindirmesi olarak bilinen otofaji alanındaki çalışmaları nedeniyle 2016 Nobel Tıp Ödülü’nü alan Japon bilim adamı Yoshinori Ohsumi, yaptığı çalışmalarla orucun insan sağlığına iyi geldiğini bilimsel olarak da ispatlamıştır.

Sindirim sistemine fazla yüklenilmemeli

Bilinen hastalığı olup da doktor takibinde olan hastalar oruca başlamadan önce mutlaka bir kontrolden geçip doktorundan onay almalıdır. Bilinen bir hastalığı olmayan kişilerin de yıllık check up’larını düzenli yaptırdıkları hekimlerine danışmaları ve öncesinde tekrar kısa bir sağlık kontrolünden geçmeleri önerilir. Oruç tutulurken önemli acil sorunlarla yaşamı tehdit eden problemler en çok kalp damar hastaları ve hipertansiyonlu hastalarda gözlenir. Belirti vermeden sinsi olarak da seyredebilen bu hastalıklar mutlaka iyi tespit edilmelidir. Sindirim sistemi, böbrek ve diyabet hastalığı da oruç esnasında hayati olmayan fakat dikkat edilmezse sıkıntı verebilecek problemlere yol açabilir.

Hamilelerin, gelişme çağındaki çocukların, genel durumu bozuk ileri yaştaki kimselerin oruç tutması önerilmez. Gün boyunca ilaç kullanması gereken hipertansiyon, kalp, böbrek ve şeker hastaları, kanser hastaları, bağışıklığı düşmüş hastalar devamlı yakın doktor takibinde olması gereken hasta grubudur ve doktorlarının önerilerine göre hareket etmelidirler.

Oruç tutarken günlük ihtiyaç kadar protein, yağ, karbonhidrat, vitamin ve mineraller dengeli olarak alınmalıdır. İftarda ve sahurda abartıya kaçarak fazla miktarda, sindirimi zor yiyecekler tüketip aslında rahatlatmayı amaçladığımız sindirim sistemine fazla yüklenmemeli, nasıl olsa bütün gün aç durdum diyerek kalorisi yüksek ve sağlıksız yiyeceklere yönelmemeliyiz. Yavaş ve az miktarlarda yemeli, yiyecekler ağızda iyi çiğnenmelidir. Yemeğe sindirimi kolay ve hafif bir çorbayla başlamalı, devamında biraz ara vererek ana yemeğe geçilmeli, doymadan sofradan kalkmalıdır. İftar ve sahur arasında iki litre kadar sıvı; su, ayran, komposto olarak alınmalıdır.

Susatan gıdalardan uzak durulmalı

İftarda ya da sahurda çok yağlı, hamurlu-şerbetli ağır tatlılardan, kızartılmış, baharatlı, tuzlu gıdalardan, tüm konserveler, turşu, salam, sucuk, pastırma gibi gizli tuz içeren ve susatan gıdalardan kaçınmak gerekir.

Gün içerisinde yoğun fiziksel aktivitenin özellikle güneşin altında yapılıyorsa su ihtiyacını daha da artıracağı unutulmamalıdır.

Herkese sağlıklı ve hayırlı ramazanlar dilerim.

Sahurda şeker oranı yüksek gıdalar tüketmeyin

Sahurda mideden geç boşalarak uzun süre tok tutan, proteinden ve liften zengin, süt, yoğurt, kefir, peynir, yumurta, hurma, ceviz, badem, fındık, kuru baklagil, tahıl, esmer ekmek, esmer pirinç tercih edilmelidir. İçerdiği şeker oranı (glisemik indeksi) fazla gıdaları tüketmemek gerekir. Zira bu yiyecekler kan şekerini çabuk yükseltip bol miktarda insülin salınımına sebep olur ve hipoglisemi yani kan şekerinde ani düşüş yaparak özellikle sahurdan sonra kısa süre içinde tekrar acıkmaya yol açar.