Sağlıkta okuryazarlık

Sağlık okuryazarlığı hastaya tıbbi bir bilgi vermek istendiğinde, bireyin bunu anlayıp yorumlaması ve uygun davranış göstermesi olarak tanımlanabilir. Burada en önemli görev biz doktorlara düşer.

Bilgiye ulaşmada okuryazar olmanın önemi malumdur. Okuma yazmayı bilmeyen kişiler duydukları, dinledikleri ve gördükleriyle bilgiye ulaşırlar. Burada asıl önemli olan doğru bilgiye ulaşmaktır. Bunun için çoğu zaman araştırmak, farklı kaynaklara ulaşmak, birbiriyle karşılaştırmak gerekir. Her şeyi bildiğine inanan ancak yanlış bilgiye sahip insanlar en cahil olanlardan bile daha tehlikeli şekilde kendine ve çevresine zarar verebilirler. Bu politika alanındaysa yanlış kararlara, ekonomi alanındaysa parasal kayıplara sebep olabilir; ama sağlık alanındaysa çok daha tehlikelidir. Zira söz konusu olan insan hayatıdır. İnsan sağlığıyla ilgili yapılan yanlışlar geri dönüşü mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir.

Sağlıkta okuryazarlık

Önemi son yıllarda arttı

Sağlık okuryazarlığı tanımı, ilk kez 1974 yılında Simonds tarafından yapılmış. 1993 yılında Nutbeam ve Wise tarafından “Bireyin sağlığı için sağlık bilgisine ulaşması, anlaması ve bu bilgiye uygun davranış geliştirmesi” olarak yapılan tanım, 1998 yılında Nutbeam’in Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) adına hazırladığı “Sağlığın Geliştirilmesi Sözlüğü”nde daha da genişletilerek “Bir bireyin sağlıkla ilgili bilgiye ulaşması, anlaması ve sağlığını geliştirici yönde bu bilgiyi kullanması için motivasyonunu ve yeteneğini belirleyen sosyal ve bilişsel beceriler” şeklini almıştır. Türkçe’de ise bu tanım, T.C. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan “Sağlığın Teşviki ve Geliştirilmesi Sözlüğü”nde “Bireylerin, iyi sağlığı teşvik edecek ve sürdürecek şekilde bilgiye erişme, bilgiyi anlama ve kullanma becerisi ve motivasyonunu belirleyen bilişsel ve sosyal becerileri temsil eder” şeklinde ifade edilir. Amerikan Tıp Derneği 1999’da, bu tanımı ilaç üzerindeki etiketleri anlama düzeyi ile ilişkilendirirken 2012 yılında Sorensen ve arkadaşları, aynı tanımı okuryazarlıkla bağlantılı, insanların sağlıklarıyla ilgili olarak günlük yaşamlarında karar almak, yaşam kalitelerini yükseltmek ve sürdürmek için sağlıklarını geliştirme ve hastalıklarını önleme amacıyla gerekli sağlık bilgisine erişme, anlama, değer biçme ve bilgiyi kullanmayı sağlayacak bilgi, motivasyon ve yeterlilik olarak tarif etmişler.

Önemi son yıllarda artan bu kavram, en basit şekliyle bir hastaya tıbbi bir bilgi vermek istendiğinde, bireyin bu bilgiyi anlayıp, yorumlaması ve buna uygun davranış göstermesi olarak tanımlanabilir. Bu durum bireyin sadece eline verilen bir broşürü okuması ve anlaması ile sınırlı olmayıp, kendi sağlığını tanımlayabilmesi, hastalığını bilmesi, sağlığıyla ilgili uygun kararlar alabilmesi, sağlık sistemini nasıl kullanabileceğini ve bu sistemden nasıl yararlanacağını da bilmesini kapsar.

NE YAPMALI?

Sağlıkta okuryazar olmak için tıp eğitimi almaya gerek yoktur. Bilinçli ve dikkatli yaklaşım önemlidir. Burada en önemli görev biz doktorlara, özellikle de medyada söz alan kişilere düşer. Diplomamızı alırken ettiğimiz yemine sadık olarak önce insanlara zarar vermemeyi gözeterek hareket etmeli, söylediğimiz sözlerin nereye kadar gideceğini iyi kestirmeliyiz. Bu konuda yanlış yola düşmemeniz için size birkaç ipucu vereceğim:

1. Herkesin dediğinden farklı konuşanlara şüpheyle yaklaşın

Bu kişi büyük ihtimalle sansasyon ve ilgi yaratmaya çalışıyordur. Onun için verdiği bilginin doğruluğu veya kıymetinden çok yaratacağı etki önemlidir. Maalesef de çoğu zaman başarıya ulaşır. Attığı taşı kırk akıllı bile çıkaramaz.

2. Kendinin ya da bir ürünün reklamı gibi kokuyorsa uzaklaşın

Yukarıdakine benzer karakterdeki bu yaklaşım bariz reklamdır. Hatta bu kişileri bu yeteneklerinden ötürü reklam camiası da keşfetmiştir.

3. Medyada şu yiyecekte bu vitamin, şu antioksidan var deyip muayenehanesinde takviye dolu reçete veriyorsa dikkat edin

Bu kişilerin yazdığı reçeteler pek doktor reçetesine benzemez zira ilaçtan daha çok belli markalara ait takviye cinsi maddeler vardır.

4. Belirtiler için internete bakmadan önce bir doktorla konuşun

Şikayetlerinizin hangi hastalığa ait olduğunu merak edip internette araştırmaya kalkarsanız kanser gibi birçok hastalık teşhisini kendinize yersiz yere kondurup, boşu boşuna uykularınızın kaçmasına sebep olabilirsiniz. Şikayetleri sorgularken aslında var olmayan bazı şikayetleri sanki varmış gibi hissedip doktora gittiğiniz zaman onu yanıltma ihtimaliniz de yükselir. Bu nedenle kendi kendinize teşhis koymaya çalışmadan mutlaka güvendiğiniz bir hekime danışın; sizi yönlendiren o olsun.

Sağlık okuryazarlığının temeli doktor hasta ilişkisine dayalıdır. Doktorun hastayı doğru şekilde yönlendirmesi, ne yapacağını ve ne yapılacağını yalın bir dille hastaya açıklaması gerekir.