Soğuk, kalbe ne yapar?

Soğuk havanın etkisiyle vücuttaki damarlarda büzülme ve daralma ortaya çıkar. Daralma neticesinde kan basıncıyla beraber kalp atım sayısı da yükselir ve kalp yorulur

Kış mevsiminin şu soğuk günlerinde soğuk havanın sağlığa etkisini, özellikle solunum yolları enfeksiyonlarındaki artış olarak gözlemlemekteyiz. Soğuk havanın kalbe olan etkisi ise hayati önem taşımaktadır. Özellikle ileri yaştaki kimselerde, kalp hastalığı olanlarda dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır.

Soğuk havanın etkisiyle vücuttaki damarlarda tıpta vasokonstrüksiyon denilen büzülme ve daralma ortaya çıkar. Bu tepki, vücudun ısısını sabit tutmaya çalışması, hayati işlevleri olan iç organları korumaya çalışması sebebiyle gerçekleşir. Ortaya çıkan bu damar daralması neticesinde kan basıncıyla beraber kalp atım sayısı da yükselir. Kalp bu yüksek basınca karşı daha büyük güç harcayarak çalışır. Bu olay kalbi yorar. Beraberinde koronerler yani kalp atardamarlarının da daralması, kalbin kanlanmasının azalmasına ve yeterli oksijen alamamasına neden olur.

Pıhtılaşma artar

İş yükü de artan kalp kasının iyi kanlanamaması sebebiyle angına pectoris dediğimiz göğüs ağrısı ortaya çıkabilir. Kalp hastalığında rüzgara karşı veya soğuk havada yüründüğünde göğüste ağrı olması bu sebeptendir. Hatta bu şikayet, başka hiçbir belirti vermeden bir kalp damar hastalığına ait ilk alarm olarak karşımıza gelebilir. Tüm bu olaylar sonucunda, ciddi ve ölümcül kalp ritim bozukluklarına da ortam hazırlanmış olur.

Soğuk havanın bir başka etkisi de kanın pıhtılaşma özelliğini artırmasıdır. Damarlardaki daralmayı takiben aynı zamanda dolaşım da yavaşlar. Yavaş akan kana bağlı olarak damar içinde oluşan pıhtılaşmalar, zaten çapları da daralmış damarlarda kolaylıkla tam tıkanmalara yol açar.

Belçika’da soğuk havanın kalbe etkisini göstermek üzere 16 bin hastada yapılan bir çalışmada hava sıcaklığında 10 derecelik bir düşüşün kalp krizinde yüzde 7 oranında artışa sebep olduğu gösterilmiştir. Soğukta aynı zamanda kandaki pıhtılaşma faktörleri ve kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücrelerin (trombositlerin) sayısı da artar, buna ek olarak kan plazma miktarı ve kan akışkanlığı da azalır. İşte tüm bu sebeplerden kalp damar hastalıklarının ana unsuru olan pıhtılaşmaya eğilim de artmaktadır. Bunun sonucunda felç, kalp krizi ve ani ölüm daha kolay ortaya çıkar.

Korunmak için

Soğuk havada özellikle kalp rahatsızlığı olanlar, yüksek tansiyon hastaları, kalp damar hastalığı açısından risk taşıyan kişiler, yaşlılar mecbur kalmadıkça dışarı çıkmamalıdır. Eğer çıkacaksa da kendisini soğuktan koruyacak şekilde iyi giyinmeli, soğuk havada efor sarf etmekten kaçınmalıdır. İlaçlarını vaktinde ve düzgün bir şekilde almalı, bol sıvı tüketmelidir. Soğuk havada vücudun bir tepkisi olarak tansiyon yükseleceğinden yüksek tansiyon hastalığı olan kimselerin kullandığı ilaçların dozunda değişiklik yapmak, biraz artırmak ya da başka ilaç eklemek gerekebilir. Beraberinde tedavi gerektiren çarpıntı ve aritmiler de olabilir. Bu nedenle aşırı soğuk hava başladığında bir kardiyolojik kontrolden geçmekte fayda vardır.

Aynı şekilde bilinen kalp damar hastalığı olmayan kişiler de sigara, hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, genetik yatkınlık gibi risk faktörlerine sahip ise kalp kontrolünü yaptırmak için mutlaka bir kardiyoloğa müracaat etmelidir. Soğuk hava söz konusu olduğunda bu tip bir kontrol daha da önem kazanır. Kardiyolojik muayenenin efor testiyle birlikte tamamlanması kalbe yük bindiğinde nasıl çalıştığını göstermesi açısından önemlidir. İstirahat halinde çekilen EKG’de gözükmeyen birçok değişiklik efor anında yani bantta gittikçe artan hızda yürürken ortaya çıkabilir. Tansiyondaki yükselişin derecesi ve hızı izlenir. Aritmi oluşup oluşmadığına bakılır.

Dışarıda hava ne kadar soğuk olursa olsun, dilerim kalbinizdeki sıcaklık hiç düşmez...