GRİP VE NEZLE ARASINDAKİ FARKLAR

Eklenme Tarihi22.12.2015 - 2:30-Güncellenme Tarihi21.12.2015 - 19:47

Grip, influenza denilen virüsün bronşlar ve akciğerden oluşan solunum sisteminde meydana getirdiği, özellikle sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başında salgınlara yol açan, yüksek derecede bulaşıcı viral bir enfeksiyondur.

Tüm dünyada işe devamsızlığın yüzde 10’undan sorumludur. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 10 - 20’si her yıl gribe yakalanır.

Virüs havada asılı kalıyor

Grip olanların aksırık, öksürük ve hatta konuşmalarıyla üst solunum yollarındaki salgılardan yayılan virüs yüklü su damlacıkları, havaya geçerek saatlerce asılı kalabilir. Bu damlacıklar nefes yoluyla alındıklarında, alt ve üst solunum yoluna yerleşir ve hızla çoğalırlar.

Kuluçka süresi, 1 - 3 gün arasında değişir ve bu dönemde kişide hastalık belirtisi olmamasına karşılık, bulaştırıcı özellik bulunur.

Bu özellik, grip belirtileri başladıktan sonra 4 - 6 gün kadar devam eder.

Peki nasıl korunmalısınız?

Grip virüsünün vücuda girmesiyle başlayan bulgular, genellikle 5 - 7 günde iyileşmeyle sonuçlansa da, bazen kulak (otit) veya akciğer enfeksiyonları (zatürre) gibi ciddi durumlara yol açabilir. Bu nedenle korunma çok önemli.

Riskli insanlar aşılanmalı.

Dengeli beslenilmeli: Vücudun ihtiyacı olan protein, yağ, şeker ve vitamin yeterli olarak alınmazsa, direnç düşer.

Yeterli miktarda su içilmeli:Solunum mukoza hücrelerinin nemli olması, virüs taşıyan damlacıkların etkisine karşı direnci sağlar. Bu nedenle özellikle su içme ihtiyacının azaldığı kış mevsimi de dahil olmak üzere, her dönemde günde 8 - 10 bardak su tüketilmeli.

Düzenli spor yapılmalı:Yetişkin birinin haftada 3 gün, günde 1 saat olmak üzere spor yapması gerekir.

Stresten uzak yaşanmalı:Stres, vücut direncini azaltarak hastalıklara davetiye çıkaran en önemli etkenlerden.

Sigara içilmemeli:Sigara, stres gibi vücut direncini azaltır. Ayrıca virüs yüklü damlacıklar, sigara içilen ortamlarda, dumana yapıştıkları için hastalık yapıcı özellikleri artar.

Tokalaşılmamalı:Grip olan kişiyle tokalaşmayın ve salgın zamanlarında ortak kullanılan eşyalara dokunmayın. Kalabalık yerlerden uzak durun:Toplu taşıtlar, sinema ve tiyatro gibi kalabalık yerlerde grip olan bir kişinin aksırmasıyla virüsler büyük bir hızla hareket ederek 3 - 4 metre uzağa yayılabilir.

Düzenli uyuyun:Bir gece uykusuz kalındığında, virüslere karşı savaşan vücut hücreleri yarı yarıya azalır.

Sıcak ortamlardan kaçının:Özellikle kış mevsiminde daha çok kapalı ve sıcak ortamların tercih edilmesi, solunum mukoza hücre zarlarının kurumasına neden olarak virüslerin vücuda girişini kolaylaştırır.

Grip nasıl tedavi edilir?

-Her şeyden önce istirahat edilmeli.Mümkünse yatak istirahati önemli. Yatarken başın yukarıda tutulması, geniz akıntısının vereceği rahatsızlığı azaltır.   

-Yakınmalar düzeldiğinde hemen normal aktiviteye dönülmemeli, tam iyileşme için bir süre daha dinlenmeye devam edilmeli.

-Bulunulan ortamın uygun ısıda olmasına ve iyi havalandırılmasına dikkat edilmeli. Havanın kuruması engellenmeli ve nemli olması sağlanmalı.

-Hastalık süresince, özellikle yüksek ateş varsa bol sıvı alınmalı. Su içinde eritilerek kullanılan anti - gribal ilaçlar, sıvı alımını artırıp, hızlı etki sağlar. Su, meyve suyu ve kafeinsiz içecekler tercih edilmeli.

-Hastalık dönemlerinde beslenmeye dikkat edilmeli, iştahsızlık varsa enerji ihtiyacını gidermek için karbonhidrat bakımından zengin diyet uygulanmalı.

-Antibiyotik türü ilaçlar, ancak viral bir enfeksiyon olan gribin üzerine bakteriyel bir başka enfeksiyon eklendiğinde hekimin önerisiyle kullanılabilir.

Bunlar varsa dikkat! 

-Başlangıcı genellikle anidir. Kişi kendini iyi hissediyorken, 1 - 2 saat içinde üşüme, titreme, terleme, baş ağrısı, kas ağrıları ve ateş (38 - 40 derece) başlar.

-Daha sonrasında burun akıntısı, baş dönmesi, öksürük, boğaz ağrısı, göğüste yanma ve ağrı, gözlerin sulanması, ışığa hassasiyet şikayetlerinden bir ya da birkaç tanesi tabloya eklenebilir.

- Bu belirtiler 3 - 5 gün kadar sürse de genellikle 2 - 3 gün içinde düzelme başlar.

Nezle hafif seyirlidir

Soğuk algınlığı (Nezle), çeşitli virüslerin yol açtığı, üst solunum yollarında bazı belirtilere yol açan ‘hafif’ seyirli bir hastalıktır.

Soğuk algınlığı kişiden kişiye bulaşır. Bulaşma, aksırma ve öksürmeyle etrafa saçılan damlacıkların içindeki virüslerin havada kalmasıyla olur.

Bu nedenle soğuk algınlığının bulaşmasını engellemenin yolu, ellerin sık sık yıkanmasıdır.

Soğuk algınlığına birçok virüs sebep olabileceği için vücut hiçbir zaman bu virüslerin tümüne direnç geliştiremez.  Bu sebeple her sene tekrar soğuk algınlığı geçirilebilir.

Soğuk algınlığı belirtileri

Ateş, baş ağrısı, eklem ve kas ağrısı, yorgunluk hissi, akan ya da dolu burun, hapşırma, boğaz ağrısı, göğüs doluluğu, koku ve tat duygusunun azalması, kulaklarda basınç hissi ve ses kalitesindeki değişiklikler.

Tedavide antibiyotiğe yer yok!

Soğuk algınlığı tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Tedavi belirtilere göre yapılmalıdır. Su içinde eritilerek kullanılan ve soğuk algınlığına ait belirtileri gideren ilaçlar, sıvı alımının artırılması ve hızlı etki sağlaması açısından önerilir.

Ayrıca istirahat edilmesi ve stresten uzak durulması da vücut direncinin yeniden kazanılmasına yardım eder.

Virüsler, mikrobun bulaştığı yerlerde (kapı tokmağı, telefon gibi) canlı kalabildikleri için, bu yüzeylere temastan sonra eller sık sık sabunlu suyla yıkanmalı.

Yazımı her zaman olduğu gibi birkaç önemli noktayı belirterek bitirmek istiyorum:

1- Grip ve soğuk algınlığının tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur çünkü sebep virüslerdir. Antibiyotik, bakterilere karşıdır.

2- Grip aşısı, riskli grupta olan kişilere uygulanır. Bu aşı bizi sadece influenza virüsüne karşı korur. Nezle yapan virüslere hiçbir etkisi yoktur. Bir başka deyişle; bu yıl aşılandım ama hep grip oldum lafının anlamı yok!

Grip için risk altında olanlar

- Küçük çocuklar ve 65 yaşından büyük olanlar

- Şeker hastaları

- Astım ve kronik akciğer hastalığı bulunanlar

- Organ nakli yapılanlar

- Böbrek hastaları

- Bakımevi ve huzurevlerinde kalanlar

- Bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi görenler

- Anne adayları ve bebekler