Uyku ilaçlarına dikkat!

26 Ocak 2020

Önceki haftalarda uykunun öneminden, şifalı gücünden bahsettik. Bu yazımız ise uyumak için uyku ilaçlarından medet umanlara bir uyarı niteliğinde Birçok insan uyumak için küçük bir haptan yardım almakta bir sakınca görmez. Ama bu küçük hap beraberinde büyük riskleri de getiriyor. Her şeyden önce uyku ilacıyla uyumak, uyumak değildir. Hani geçtiğimiz haftalarda uykunun önemini, faydalarını, vücut fonksiyonlarının sağlıklı çalışması açısından nasıl önemli olduğunu anlatmıştık ya; uyku ilacı alarak uyuduğunuzda bu faydaları sağlayamazsınız. Üstelik bu ilaçlar son derece tehlikelidir de! Öncelikle şunu bilmeniz gerekiyor: Bir uyku ilacı alıp, ertesi güne zinde başlamak diye bir şey söz konusu değil. Bu ilaçların etkisi, azalarak devam etse de yaklaşık 18 saat sürüyor. Yani, zaman zaman uyumak için bu ilaçlardan yardım alanlar, ertesi gün kendilerini sarhoş gibi hisseder, bırakın işlerine konsantre olmayı tüm günü sersem gibi geçirirler.

Üstelik halüsinasyon görenlerden uyurgezer bir hâlde dolaşanlara kadar bu ilaçların garip yan etkileri de vardır. Hatta uyurken giyinip direksiyon başına geçen ama sonra hiçbir şey hatırlamayan vakalar bile rapor edilmiş.

Doz giderek artar
Amerika ile kıyaslandığında ülkemizde uyku ilaçlarına erişim neyse ki daha zor. Piyasada satılan birkaç uyku ilacı dışında hemen hepsi yeşil reçete ile alınabiliyor. Reçeteli reçetesiz hepsinin tehlikeli yan etkileri var, ama en azından çoğu ilacı elinizi kolunuzu sallayarak girip eczaneden satın alamıyorsunuz. Bu bakımdan iyi haber.
Ancak maalesef bu ilaçlara ulaşmak isteyenlerin bir şekilde ulaşmayı başardıkları da bir gerçek. Üstelik bu ilaçların çoğu aslında uyku ilacı olarak değil, psikiyatrik hastalıklar için geliştirilmiş. Bir sürü yan etkileri var, bunlardan biri de uyku. Bu ilaçlarla ilgili bir başka sorun ise vücudun ilaca kısa sürede alışması, yani tolerans geliştirmesi. Bu yüzden aynı etkiyi görmek için devamlı dozu artırmanız gerekiyor. Başlangıçta bir tablet almak yeterliyken, bir süre sonra aynı etkiyi alabilmek için çok daha fazla tablet kullanmak zorunda kalıyorsunuz. 

Yazının devamı...

Uykudan çalmak ömürden çalar

5 Ocak 2020

Değerli uyku zamanından çalmak hastalıklara davetiye çıkarmaktır. Unutmayın; uyku olmadan sağlık olmaz!

Modern yaşamın temposu, yeterli uykuya zaman bırakmıyor. Bazı insanlar beş-altı saat uykunun bile kendilerine yettiğini söylese de gerçekte vücudun ihtiyaç duyduğu uyku süresi, genellikle sekiz saat civarındadır.

Eğer düzgün uyuyamıyorsanız ya da işler yoğunlaştığında uykunuzdan çalıyorsanız istediğiniz kadar iyi beslenin, dilediğiniz kadar spor yapın nafile! 2019 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre, geceleri ortalama beş saat ya da daha az uyuyanların kemik yoğunlukları en az yedi saat uyuyanlara kıyasla daha düşük.(1) Yani uykusuzluk kemiklerinizin koflaşmasına, kırılgan bir hâl almalarına neden oluyor, halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoporoz riskini artırıyor. 

Uykusuzluk şişmanlatır

Kilo probleminizin arkasında az uyumanız olmasın? Her şeyden önce uykusuzluk bir dilim pastaya ya da böreğe hayır demeyi zorlaştıran önemli bir faktördür. Gece geç saatlere kadar çalışan ya da televizyon seyreden birinin açlık hissettiğinde bir elma yediği ya biraz peynir gibi sağlıklı bir şeyler atıştırdığı nerede görülmüş? Yorgunluk, uykusuzluk âdeta sarhoşluk gibi bir etki yaratır ve kan şekerini fırlatan karbonhidratlara yönelmenize neden olur.

Uykusuzluğun açlığı kontrol eden hormonları etkilediğini gösteren birçok çalışma mevcut.(2) Bu ilişkiyi doğrulayan araştırmalardan birinde, katılımcılar uykusuz bırakılmış ve kan değerleri incelendiğinde, iştahın artmasına neden olan ghrelin hormonunun artarken leptin hormonunun azaldığı görülmüş.(3) Leptin hormonu size tok olduğunuzu söyleyen, beyninize tokluk sinyali gönderen hormondur. Yani, uykusuzluk, iştahınızı artırır ve çok yemenize sebep olur.

Melatonin etkisi

Kemiklerinizin koflaşması ya da kilo problemi gözünüzü korkutmadı mı? Az uykuyla yetinmeye çalışırsanız kansere yakalanma riskiniz artar, bağışıklık sisteminiz çöker, kalp krizine davetiye çıkarırsınız… Sözün özü; uykunuzdan çalarsanız ömrünüz kısalır. Uyku vücudun kendini yenileme, onarma zamanıdır. Bu şifalı etkinin ardında melatonin hormonu vardır. Uykuya geçmenizi sağlayan, en çok da siz derin uykudayken salgılanan bu hormon, her şeyden önce iç saatinizi, yani biyoritminizi düzenler. Son derece güçlü antioksidan özelliklere sahiptir. Vücuttaki enflamasyonla savaşır ve hücreleri serbest radikallere karşı koruma altına alır. Melatonin kansere karşı da en etkili koruyucunuzdur.

Yazının devamı...

Yeni başlangıçlar için geç değil

15 Aralık 2019

Benden geçti demeyin. İster 30 ister 60 yaşında olun daha sağlıklı bir yaşam adına yapacağınız her değişiklik, atacağınız her adım size şifa olarak dönecektir

Daha sağlıklı bir yaşama başlamak için çok geç kaldığını düşünen öyle çok kişiyle karşılaşıyorum ki. Özellikle 50’li yaşlarını geçmiş hastalarımda sık rastladığım bir sorun bu. Hele bir de 60’larına geldiklerinde iyiden iyiye bir umutsuzluk hâli hâkim oluyor. “Hocam benden geçti artık, bunca yılın zararını ne yapsam geri alamam” diyorlar. Onlara da söylediğim gibi yeni bir başlangıç yapmak için hiçbir zaman geç değil. Vücut kendini iyileştirir, onarır, hatta yeniler. Siz yeter ki ona ihtiyacı olanı verin. İster 30 yaşında ister 60 yaşında olun bu değişmez!

Bahanelere veda edin

Mesela egzersizi ele alalım… Sağlığın olmazsa olmazı hareketli bir yaşam sürmektir. Egzersize başlamak için çok yaşlı olduğunuzu düşünüyorsunuz. Belki de henüz 40’larınızda olduğunuz halde yeni bir başlangıç yapmak için geç kaldığınıza inanıyorsunuz.  O halde 2019 yılında yayınlanan bir araştırmadan(1) bahsetmenin tam zamanı. İngiltere’de yapılan çalışma için tüm yaşamları boyunca egzersiz yapmış olan 70’li, 80’li yaşlarındaki atletler ve yine aynı yaşlarda olan ama daha önce hiç egzersiz yapmamış olanlar seçilmiş. Çalışmanın amacı daha önce hiç egzersiz yapmamış olanların kas yapma kapasitesinin yaşam boyu egzersiz yapmış olanlar kadar olup olmadığını görmekmiş.

Daha önce hiç egzersiz yapmamış olan katılımcıların bu kapasiteye ulaşamayacağını düşünüyorsunuz değil mi? Ama yanılıyorsunuz. Her iki gruptan da egzersiz programına başlamadan önce ve sonra alınan kas biyopsisi örnekleri bunun tam tersini gösteriyor. Biyopsi sonuçlarına göre her iki grubun kas yapma kapasitesi tıpatıp aynı.  Araştırmayı yürüten bilim insanları şöyle bir yorum yapmışlar: “Araştırmamız tüm yaşamınızı hareketsiz, egzersiz yapmadan geçirmiş olsanız bile egzersize ne zaman başlarsanız başlayın faydalarını göreceğinizi gösteriyor.”

Unutmayın, kaslarınız ne kadar güçlü olursa kemikleriniz ve eklemleriniz de o kadar güçlü olur. Yani kemikleriniz koflaşmaz, ileri yaşlarla ilişkilendirilen ağrılar, sızılar çekmez, denge sorunu yaşamazsınız. Daha da önemlisi bugünden başlayarak daha hareketli bir yaşam sürerseniz ileriki yıllarda da her işinizi kendiniz halleder, ele güne muhtaç olmazsınız.  Kaslarınızı güçlendirmek için spor salonuna falan yazılmanız gerekmiyor. Yürüyüş yapın, merdiven çıkın, pazar dönüşü alışveriş çantanızı indirip kaldırın yeter.  Sözün özü: Bahanelere veda edip koltuğunuzdan kalkın artık!

Yazının devamı...