İlaçsız yaşama hoş geldiniz

Bu köşede size sağlıklı beslenmeyi anlatacağız. Kontrolü kendi elinize almanız için gereken bilgileri vereceğiz. Evinizde kolayca uygulayabileceğiniz tarifler ve kürler paylaşacağız

Bu köşede neler olacak?

- Ailenizi, sevdiklerinizi hastalıklardan koruyacak öneriler, tedavi edici gücüne dair etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış tavsiyeler, kürler.

- Beslenmeye dair doğru bildiğimiz yanlışlar.

- Sağlıklı bir beslenme modelinin nasıl olması gerektiği.

- Kimyasal tıbbın leblebi gibi reçete ettiği ilaçların yan etkileri, ilaç endüstrisinin karanlık yüzü.

- Bilimselliğin yakınından geçmeyen bilimsel araştırmalarla nasıl kandırıldığımız.

- Tıp dünyasında çığır açacak keşifler.

- Diyabet, kanser, romatizmal hastalıklar gibi kronik hastalıklardan korunmanın ve bu hastalıkları kontrol altına almanın yolları.

- Bize besin diye yutturulan, katkı maddeleriyle, kimyasallarla dolu çöp yiyeceklerin sağlığımıza verdiği zararlar.

- Genetiğine müdahale edilmiş besinlerle ilgili bize söylenmeyen gerçekler.

- Geleneksel mutfağımızın unutulmaya yüz tutmuş değerlerini yeniden yaşamınıza kazandıracak tavsiyeler.

l İlaçsız yaşamın mümkün olduğunu fark etmenizi sağlayacak, deneyimlerime dayanan, bilimle desteklenen gerçekler.

Sizi sağlığınızın kontrolünü ele almaya davet ediyorum... Daha mesleğimin başındaydım ki problemin farkına vardım: Bize öğretildiği şekilde tedavi düzenliyorduk, kitaplarda ne yazıyorsa o şekilde. Örneğin diyabet teşhisi koyuyorduk hastaya, bize öğretilene uygun antidiyabet ilaçlarını veriyorduk, yaşam tarzını anlatıyorduk, hasta tedavisini aynen uyguluyor, dediklerimizi yapıyor fakat hastalık iyileşmiyordu.

İlaçsız yaşama hoş geldiniz

Zaman geçiyor, hastanın hastalığı daha da ilerliyordu: Şekeri düşmüyor, komplikasyonlar baş gösteriyor, ek ilaçlara başlanmak zorunda kalınıyor, yine de hastalık ilerlemeye devam ediyor, ayak yaraları, böbrek yetmezliği ve tabii ki kalp damar hastalıkları ortaya çıkıyordu. Yani, hastalığın semptomlarıyla başa çıkmak için tedaviler düzenliyorduk ancak hastalığın kendisini tedavi etme konusunda hiçbir şey yapamıyorduk.

İyileşen hasta yoktu

Bu durum, tüm kronik dejeneratif hastalıklarda aynıydı. Ne alerjileri ne yüksek tansiyonu ne kanseri ne de romatizmayı tedavi edebiliyorduk. Bize öğretildiği, kitaplarda yazdığı, yayınlarda zikredildiği gibi ilaçları yazıyorduk ama bu ilaçlarla iyileşen hasta yoktu!

İşte bu noktada “Hastalıkları nasıl tedavi edebilirim?” sorusunu sordum kendime. Bu soru, benim mesleki değişimimin başlangıcı oldu. Gerçek şifanın peşinde koşmaya başladım. Okudum, daha çok okudum ve “modern tıp” kisvesi altında bize dayatılan ekolün, aslında sadece ilaç sektörü tarafından yönlendirilen bir “kimyasal tıp” olduğunu gördüm.

Doktorlar, bir öğrenilmiş çaresizliğe mahkum ediliyordu. Size öğretilen her şeyi uyguluyorsunuz ama hastanız iyileşmiyor ve siz “Ben her şeyi yaptım, yapabileceğim hiçbir şey yok” diye düşünüyorsunuz. Yapabileceğimiz çok şey var. Bu dayatmayı kırmak bizim elimizde: Bilimle, okumayla, yazmayla ve tabii ki kendi yaşamlarımıza sahip çıkıp sağlığımızı koruyarak bu çarkın yanlışlarını haykıracağız.

Mevlana’nın söylediği gibi: “Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir.”

Kendisine “modern tıp” diyen “kimyasal tıp” ekolü, tıp fakültelerinde beslenme dersi okutmaz. Tıp doktorlarının beslenme bilmesi istenmez. Oysa beslenme sağlığın temelidir, koruyucu hekimliğin özüdür. Beslenmenin önemini kavrayan doktor, hastalıklardan korunmak için beslenmeyi düzenler ve tedavide de yine beslenme yanlışlarının üzerine gider. O zaman da ilaç yazmaz, sektörün kârı azalır. İlaç sektörü hastaların iyileşmesiyle ilgilenmez, istenen sadece doktorun daha fazla ilaç yazmasıdır.

Her şey sizin elinizde

Bu köşede size sağlıklı beslenmeyi anlatacağız. Sağlığınızı korumak için kontrolü kendi elinize almanız için gereken bilgileri vereceğiz. Evinizde kolayca uygulayabileceğiniz tarifler ve kürler paylaşacağız. Tıbbi bitkilerin gücünden doğru şekilde faydalanmanızı sağlayacağız.

Sizi ilaçlardan kurtarmak istiyorum. İlaçsız bir yaşam mümkündür. 200 bin yıllık insanlık tarihi bunun en canlı ispatıdır. Asıl ilaçlı yaşam mümkün değildir. Sadece 60-70 yıllık kimyasal maddeler, üç kuşak sonra insan ırkına ne yapacak, bilen var mı?

Sağlığınızı korumak sizin elinizde. Sağlıklı ve ilaçsız bir yaşam için hepinize merhaba.

İlaçsız yaşama hoş geldiniz

GÜNÜN ÖNERİSİ: Çörek otu

Antioksidanlar açısından zengin bir kaynak olan çörek otunun bilimsel araştırmaların ilgi odağı olması boşuna değil. Bu değerli tohumun içindeki timokinon maddesinin kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Bağışıklık sistemini güçlendirir, kan şekerindeki dalgalanmaları önleyerek diyabetle ve insülin direnciyle savaşır, vücuttaki kronik iltihabı giderir.

Önerim: Her gün bir tatlı kaşığı çörek otu tüketin. Ama siyah tohumları dövmeden, oldukları gibi tüketirsiniz yeterince fayda sağlayamazsınız. Çörek otunu havanda dövüp yağını çıkarın, salatalarınıza, yoğurdunuza katın.

GÜNÜN KÜRÜ: Kanserden koruyan çay

- Malzemeler:

1 tatlı kaşığı kekik, 1 tatlı kaşığı yeşil çay, 250 cc kaynar su.

Hazırlanışı: Kekik ve yeşil çayı cam ya da porselen bir fincana koyun. Üzerine kaynar su ekleyin. Fincanın ağzını kapayıp demlenmesini bekleyin.
Günde üç bardak içebilirsiniz.

Dikkat! Yüksek tansiyon ve kalp hastaları yeşil çaya dikkat etmelidir. Yeşil çay bu hastalarda tansiyonu yükseltebilir, çarpıntı ve taşikardiye sebep olabilir.