Ahıska Türklüğü tarihi bir dönemeçte

Ahıska Türklüğü  tarihi bir dönemeçte

Türkiye’nin yer aldığı jeopolitik düzlem, Suriye ve Irak gibi doğrudan etkileşim alanlarını içerdiği kadar tarihi bir sorumluluğu da beraberinde getirmektedir.  Bu sorumluluğun öne çıkardığı gerçek, Türk Dünyası gerçeğidir. Yedi Türk Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu başta olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Türkçe konuşan topluluklar bu alanın doğal ve daimi parçalarıdır. Örneğin 2010 yılında faaliyete geçen Türk Konseyi adlı kuruluş Özbekistan ve Macaristan’ın üyeliği ile çok farklı ve dinamik bir çehreye bürünmüştür. Türkiye’nin Türk Dünyası yönelimi bu sürecin taşıyıcı kolonlarındandır. Bir de Türk Dünyasında hassasiyetle takip edilerek sahip çıkılması gereken sorun alanları vardır. Bu çerçevede Suriye ve Irak’taki Türkmenlerin, Kırım’daki, Doğu Türkistan’daki, Karabağ’daki Türkçe konuşan toplulukların yüzünü döndüğü yegane devlet Türkiye’dir. Sebep ve sonuçları bakımından benzerlikler taşıyan bu sorun alanlarının geçen yüzyıldaki en belirgin yansıması Ahıska Türklerinin yaşadığı dram ve varoluş mücadelesidir.

Sürgünün yıldönümü

Dünyanın soykırım, katliam ve terör kavramlarına ikircikli yaklaşımı sürerken 14 Kasım 1944 tarihinde, masum ve günahsız bir halkın maruz kaldığı haksızlık irdelenmeye değerdir. SSCB döneminde Stalin’in kararı ile 100 bine yakın Ahıska Türkü, hayvan vagonlarına doldurularak Orta Asya’ya (bilhassa Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan) sürülmüş, 40 bin civarında Ahıska Türkü de, İkinci Dünya Savaşında Sovyet Ordusuna alınmıştır. Sürgün sırasında 17 bin Ahıskalı hayatını kaybetmiş ve İkinci Dünya Savaşı’na gönderilen 40 bin Ahıskalının yarısından çoğu yaşamını yitirmiştir. Geri dönebilenler açısından ise artık bir aile kalmamıştır. Sürgünün tanıkları yaşanan vahşeti anlatırken bir milletin bilinçli ve isteyerek ortadan kaldırılmak istendiği açık bir biçimde ortaya koymaktadır. (Bkz. Yurtdışı Türkler Başkanlığının hazırladığı sözlü tarih kitabı ve filmi ). O dönem pasaportlarında Türk ifadesi yer alan yegane topluluk Ahıska topluluğudur.

Türk kimliğinden vazgeçmediler

Aradan geçen zor ve çetin yıllar 1991 yılında SSCB’nin dağılışı ve Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlığını elde etmesiyle yeni bir evreye taşınmıştır. Artık bu ülkelerin vatandaşları olarak hayat mücadelesini sürdürmek ve öz kimliklerini muhafaza etmek açısından yeni bir dönem başlamıştır. O dönem Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’daki Ahıskalıların, Ukrayna ve Rusya’nın bazı bölgelerinde yaşayanlara göre daha iyi koşullarda olduğu söylenebilir. Zaman içerisinde dil ve kültürlerini, örf ve adetlerini yaşatmayı başaran Ahıska Türkleri sivil toplum konusunda da tedrici bir süreç yaşamaktadır. Özellikle bugün Dünya Ahıska Türkleri Birliği (DATÜB) adını alan inisiyatif, 2010 yılında daha da genişleyerek 9 ülkede temsilciliğe ulaşmıştır. Buralarda yaklaşık 600 Bin Ahıska Türk’ü yaşamaktadır. Birliğin Türkiye’de de 12 temsilciliği vardır. DATÜB, Ahıska Türklerinin sorunlarına farkındalık yaratmanın yanı sıra Türkiye-Kazakistan ilişkilerinde önemli bir diaspora unsuru haline gelmektedir.

İlk kez bu seviyede…

Bu yıl bir ilk olarak Sürgünün 75.yıldönümünde Türkiye Cumhurbaşkanlığının himayesinde Yurt Dışı Türkler Başkanlığı koordinasyonunda gerçekleşen anma etkinliği, Ahıska toplumunun uğradığı haksızlığı daha büyük bir kamuoyuna duyurmak ve yurtlarına dönüşleri açısından tarihi bir kavşak niteliği taşımaktadır. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Herkes sessiz kalsa da biz her platformda Ahıska Türklerinin davasını savunmaktan geri duymayacağız”   sözleri salondaki binlerce Ahıska Türkü tarafından büyük alkış aldı.

Diğer yandan bu etkinlik öncesinde Türkiye’nin girişimleriyle, Ahıska Türkleri için “Geri Dönüş Yasası” çıkarıldı. Yasa çerçevesinde toplam 1800 Ahıska Türküne Gürcistan vatandaşı olma hakkı verildi 15 Ağustos 2017’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla 9 ülkede yaşayan 600 bine yakın Ahıska Türkü, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı almaya hak kazandı. Son iki yıl içerisinde de 40 binden fazla Ahıskalı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldu. Bununla birlikte çifte vatandaşlığa izin vermeyen ülkelerde yaşayan Ahıskalılar için süresiz uzun dönem ikamet izni verilmeye başlandı. Yine iskânlı göç ile 600 aile Erzincan Üzümlüde, 72 aile Bitlis Ahlatta TOKİ’nin yaptığı eşyalı konutlara yerleştirildi. TİKA tarafından Ahıska bölgesinde çeşitli tadilatlar yapıldı. Hatta seralar kuruldu, ailelere arı kovanları ve dikiş makineleri verildi. Cumhurbaşkanlığındaki buluşmada DATÜB Başkanı Kasanov’un çağrısı “Şartsız, koşulsuz, süresiz, bir Gürcistan vatandaşı hangi haklara sahipse bize de aynı hakların verilmesini istiyoruz” şeklindeydi. İşte bu yeni yolculukta Türkiye’nin konuya ilişkin kararlı duruşu devam ettiği taktirde gerek Gürcistan’a gerekse Türkiye’ye geri dönüşler daha hızlı ve gerçekçi temeller üzerine oturacaktır.