Tüm dünyada yükseköğretim alanında çok hızlı değişim ve dönüşümler yaşanmaktadır.  Yükseköğretim sistemleri ve yükseköğretimin tüm alanlarıyla ilgili çok sıcak tartışmalar devam etmektedir. Her geçen gün yükseköğretimle ilişkili yeni projeler hayata geçirilmekte, yeni raporlar kamuoyuna sunulmakta, çok sayıda bilimsel makale yayınlanmaktadır. Ülkeler kendi yükseköğretim sistemlerinin iyileştirilmesinde bu alanda üretilen bilgilerden aktif olarak yararlanmaktadır. Bizler de ülke olarak yükseköğretimi ilgilendiren tüm alanlarda dünyadaki gelişmeleri yakından takip ederek ve yeterli bilgi üreterek hem sorunların çözümlerinde hem de yükseköğretim politikalarının üretilmesinde bu bilgiden yararlanmak zorundayız.

Ülkemiz yükseköğretim tarihine bakıldığında, yükseköğretim üzerinde değişiklik veya önemli düzenlemelerin, akademik camianın sorunların çözümüne yönelik ürettikleri projelere dayalı olmaktan ziyade akademianın dışından kaynaklandığı; yükseköğretim sistemimizdeki çok önemli kırılma noktalarının ve düzenlemelerin en önemli karakteristiklerinden birisinin bu olduğu kolayca görülecektir. Bu durumun getirdiği en büyük handikaplardan birisi, yükseköğretim kurumlarının ve dolayısıyla akademisyenlerin kendi sorunlarıyla ilgili çözüm üretebilme becerilerine ve deneyimlerine sahip olamama veya bu alanda yeterli refleksin ya da dinamik bir yapının oluşamaması ve bilginin de üretilememesidir. 

Akademiada kendi sorunları üzerine düşünme, kafa yorma ve çözüm üretme alışkanlığının yaygınlaşamamasının yukarda değinilen tarihsel arkaplanının ötesinde bunu teşvik edecek mekanizmalar da son derece yetersizdir. Örneğin yükseköğretim alanı ile ilgili ülkemizde yayınlanan bilimsel dergilerin sayısı son derece azdır. Sadece yükseköğretim alanı ile ilgili ulusal/uluslararası hakemli iki dergi bulunmaktadır. Bunlardan birisi  Yükseköğretim Strateji ve Araştırma Derneği’nin yayın organı olan Yükseköğretim Dergisi iken diğeri Bülent Ecevit Üniversitesi Yükseköğretim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından yayınlanan Yükseköğretim ve Bilim Dergisi’ dir. Her iki dergi de 2011’den itibaren yayın hayatına girmiş olup düzenli olarak yayınlanmaktadır. 

Bilimsel dergiler az

Yükseköğretimle ilgili hatıratlar da yaşananların detaylı olarak bilinmesi ve deneyimlerin paylaşılması açısından büyük önem arzediyor. Değişik ülkelerde yükseköğretimdeki yöneticilerin deneyimlerini aktardıkları kitapların sayısı oldukça fazla iken ülkemizde bu gelenek maalesef çok cılızdır. Oysa sistemdeki insanlarımızın başka ülkelerde yazılanları okuması kadar yükseköğretimle ilgili yerli hikâyeleri okuması da son derece  öğretici ve  faydalıdır. Bu nedenle yükseköğretim kurumlarında uzun yıllar üst düzey yöneticilik yapmış veya Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ’ nda görev yapmış bilim insanlarımızın bu deneyimlerini okuyucularla paylaşmasını teşvik etmek gerekiyor. 

Sayın Üstün Ergüder’in Boğaziçi Üniversitesi’nde başlayan yolcuğunu güzel bir dille anlattığı Yükseköğretimin Fırtınalı Sularında başlıklı  ve Nisan 2015’te yılında yayımlanan  kitabı bu konuda iyi bir örnek teşkil etmektedir. 

Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) olarak YÖK’ün de katkılarıyla bu bağlamda bir adım atmak ve yükseköğretimle ilgili belirlediğimiz öncelikli alanların her biri için bir rapor hazırlayarak bunu ilgililerle paylaşmaya karar verdik. İlk olarak Türkiye’de mühendislik eğitiminin mevcut durumu, sorunları ve olası çözüm önerilerini incelemek istedik ve bu amaçla ÜAK’da geçici bir komisyon oluşturduk. Komisyon, raporunu tamamlayarak ÜAK’ın Şubat 2016’daki 232. Toplantısında sundu. Böylece, rapor tartışmaya açıldı ve son şekli verildi. Türkiye’de Mühendislik Eğitim-Öğretiminin Niteliğinin Geliştirilmesine Yönelik Öneriler başlıklı rapor yayınlanarak kamuoyuyla paylaşıldı. İkinci adım olarak aynı yolla ülkemizin yükseköğretimde uluslararasılaşma stratejisini ele alan bir çalışma hazırlandıve bu ay kamuoyuyla paylaşmayı planlıyoruz. Bu çabalar ÜAK’da artık bir gelenek halinde devam edecektir.

Sonuç olarak yükseköğretimle ilgili bilgi üretimini teşvik eden yeni mekanizmaları sistemle tam olarak bütünleştirmek ve sürdürülebilirliğini sağlamak zorundayız. Bu alanda son zamanlarda atılan en önemli adımlardan birisi, uzun yıllar süren uğraşlardan sonra “yükseköğretim çalışmaları”nın Ekim 2015 itibariyle artık doçentlik başvurularında bir bilim alanı olarak yer almasıdır. Bu, yükseköğretim çalışmalarına YÖK, ÜAK ve yükseköğretim kurumlarının sahip çıktığının ve değer verdiğinin bir göstergesidir. Artık bilim insanlarımızın yükseköğretim çalışmalarının zamanla artacağını, çalışmaların yayınlanabileceği yeni bilimsel dergilerin yayın hayatına gireceğini ve yükseköğretim üzerine yazılacak kitapların sayılarının ve türlerinin de artacağını bekleyebiliriz.

Prof. Dr. Mahmut Özer

1970 yılında Tokat’ta doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Elektronik ve Haberleşme Mühendisliğinden mezun oldu. 28 Kasım 2010 tarihinden itibaren Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörüdür. Özer ayrıca, Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) Başkan Vekili ve Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) Başkanı’dır.

Yazarın Diğer Yazıları