Göç ceza mı, ödül mü?

Göçün sonuçları görecelidir. Bireylerin beklentisine, gideceği ülkede karşılaşacağı koşullara göre değişir. Çoğu kez beklentilerde gerçek dışı, düş ürünü tasarımlar göçü cezaya dönüştürür. Kişisel alanın oluşması göçü ödüle, oluşmaması cezaya dönüştürür.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 31 Mart 2018 günü Ayasofya’da İstanbul Yeditepe Bienali’nin açılışında Pendik ve Ümraniye ilçe kongrelerinde konuştu. Kültürün, sanatın, tarihin, toplumun birlik ve beraberliğini, değerini sağladığını, gelişmesinde rol oynadığını vurguladı. Konuşmasında: “Bugünlerde bazı nankörlerin, bazı köksüzlerin ülkemizi yaşanmaz bulup yurt dışına gitmekten söz ettiklerini duyuyorum. Bunlar için bir ofis açıp bilet paralarını da verip göndermek gerekiyor. Çünkü bunlar bu ülkeye yük, yük” dedi.

Bilet parasını verip yurt dışına göndermek ceza mı, ödül mü? Sonuç göreceli. Bireyin beklentisine, gideceği ülkede karşılaşacağı koşullara göre değişir. Çoğu kez beklentilerde gerçek dışı, düş ürünü tasarımlar göçü cezaya dönüştürür.

Sözlük karşılığı göç bireyin, ailenin, belirli bir toplum kesiminin dıştan gelen baskı ve zorlama olmadan özgür iradesi ile köy, kent, ülke değiştirmesidir. Baskı ve zorlama göçün sürgün olarak algılanmasını rol açabilir.

Göçe neden olan unsurlar

Başta doğal ortam ve terör olmak üzere, ekonomik yetersizlik, kültür, etnik köken, dil, mezhep, tarikat, politik ve siyasal görüş göçe neden olabilir. İnsanlık tarihi boyunca ve günümüzde değişik nedenlerle büyük kitlesel göçler olmuştur. Doğal koşullar nedeniyle Orta Asya’dan Anadolu’ya, ekonomik yetersizlik nedeniyle Avrupa’dan Amerika’ya, kültürel, politik ve siyasal nedenlerle, Rusya’dan Avrupa’ya Türkiye’ye kitlesel göçler ilk sırada yer alır. Ülkemizde 1969’lu yıllarda ekonomik nedenlerle, başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesine bireysel ya da kitlesel göçler olmuştur.

Zaman zaman Avrupa’ya ve Amerika’ya bireysel göçler sürmektedir. 1980, 1990,2000’li yıllarda ekonomik ya da terör nedeniyle büyük kentlere, Avrupa ülkelere bireysel ya da küçük kitle göçleri olmuştur, olmaktadır. Öte yandan ülkemiz özellikle son yıllarda dıştan gelen büyük kitle göçlerinin yarattığı ekonomik, toplumsal sorunları yaşamaktadır. Suriye iç savaşı nedeniyle ülkemizde üç milyona yakın sığınmacı gelmiştir. Binlerce sığınmacı kaçak yollarla Batı’ya geçmek umuduyla denizde boğulmuştur. Son aylarda özellikle Afkan ve Pakistan’lı göçmenler kitle halinde ülkemize girmiştir. Geri dönüşleri ya da ülkemizde kalmaları amacıyla çalışmalar yapılmaktadır.

Göçlerle ilgili bilimsel ilk ve önemli araştırma 1969’da ABD’de Richmond tarafından yapılmıştır. 1978 yılında ABD’de Giliman, 1972-1977 yılları arasında Sovyet Rusya’dan başka ülkelere göçenlerin ruhsal, toplumsal durumlarını araştırmış ve yayınlamıştır.

Toplumsal tepkiler

Kitle halinde büyük toplumsal göçler göç edenler için olduğu kadar, göç alan ülkeler için de başta ekonomik olmak üzere toplumsal, kültürel, politik ve siyasal sorunlar yaratmaktadır. Göçle ilgili bütün araştırmalar, olayın değişken, devingen, öngörülemeyen bir süreç olduğunu ortaya koymuştur. Göç sürecinde temel etken değişik nedenlerle başkalaştıran, dışlayan, itici olan bir toplumdan, değişik nedenlerle çekici olan ya da çekici olduğu tasarlanan başka bir topluma geçiştir.

Göçün yarattığı sorunları inceleyen araştırmacılar bunları iki başlık altında toplamıştır. Göçe neden olan, ekonomik, kültürel, toplumsal, politik ve siyasal kaynaklı zararlı etkenlerin yarattığı sorunlar. Göçün yarattığı sorunların bireysel, toplumsal tepkisi. Bunların topluma yansıması.

Araştırmalara göre göçte karar verme, uygulama, uyum sağlama, uyum ya da uyumsuzluk gibi evreler söz konusudur. Bunlar arasında karar verme ve uyum sağlama göçe bağlı zorlanmaların en sık ve yoğun olarak ortaya çıktığı evrelerdir. Kimi kez bu evrelerde yükselen sürekli ve durumluk kaygı düzeyi göç girişimini engelleyebilir. Bireyi değişik, yeni arayışlara ya da karamsarlığa, umutsuzluğa sürükler.

Kaygı düzeyi yükselir

Değişik nedenlerle göç ettiği ülkeden ülkesine dönmek isteyenler ya da dönenler yeniden karar verme, uygulama, uyum sağlama ve uyum süreçlerini yaşarlar. Bu evrelerde, tutum, davranış, eylem kalıpları arasında çatışma olur. Sürekli ve durumluk kaygı düzeyi yükselir. Karar verme ve uyum süreçlerinde kişilik yapısı, becerisi, yetisi, yeteneği dışında yaşanan toplumda yer alan dışlayıcı, itici etkenler gidilen toplumda çekici koşullar rol oynar.

Robert Ardrey, 1980 yılında yazdığı “Zorunlu Alan” (Territorial Imperative) adlı kitabında; “Bütün canlılar ve insan “Kişisel Alan” içinde doğayla, canlılarla, başka insanlarla birlikte yaşarlar. Onlarla ilişki ve iletişim kurup sürdürmeye çalışırlar. Onlardan gelen iletilere karşı tepki oluştururlar.

İletişim gücü mesafeyle ölçülür

“Kişisel Alan” kavramı içinde yer alan ögelerin açılımı bireyin yaşadığı doğal, toplumsal ortama uyumu ya da karşılaştığı sorunların niteliğine, niceliğine ışık tutar. Bireyin yaşadığı toplumsal ortamda, evde, işte, çarşıda, pazarda, sokakta, caddede, parkta, bahçede, başka insanlarla hatta bürokrasi ile ilişki ve iletişim kurması ve sürdürmesi gereklidir. Kişisel alanda başkalarıyla kurulan ilişki ve iletişim gücü mesafe ile ölçülür, değerlendirilir.

Araştırmalara göre insanlar arasında on metre ile iki metre arasında mesafe olduğunda ilişki ve iletişim olmaz. Bir iki metre mesafede insanlar ancak iş, alışveriş, bürokrasi, yönetim ilişkisi kurabilirler. Kırk elli santimle bir metre arasında bireysel ve samimi ilişki ve iletişim kurulabilir. Kişisel alan mesafeleri ekonomik, toplumsal, politik ve siyasal nedenlerle değişebilir. Bu alanlarda ilişki, iletişim kuracak, sürdürecek insanlar olmazsa uyumsuzluk, başarısızlık, gelecek korkusu, belirsizlik, endişe, kaygı, korku, umutsuzluk ortaya çıkar. Göç cezaya dönüşür.
Özetle, kişisel alanın oluşması göçü ödüle, oluşmaması cezaya dönüştürür.
Orhan Veli’nin dizelerinde olduğu gibi: Bu düzen böyle mi gidecek?
Pireler filleri yutacak; Yedi nüfuslu haneye Üç buçuk tayın yetecek?


218 göçmen durduruldu

Göç ceza mı, ödül mü

İzmir Dikili’de dün iki lastik botla Yunan adalarına geçmek isteyen 126 Suriyeli göçmeni Sahil Güvenlik durdurdu. Çeşme açıklarında da yine iki lastik botla Yunan adalarına geçmeye çalışan 90 Suriyeli ve 2’si Eritreli’yi Sahil Güvenlik
0engelledi. - AA