Dr. M. Sinan Genim

1945’te Kuzguncuk’ta doğdu. Yükseköğrenimini DGSA Mimarlık Yüksek Okulu’nda 1969’da tamamladı. 1970-76 İDGSA’de asistanlık, 1974-81 İÜ Edebiyat Fakültesi’nde, 1976-91 Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde, 1991-2007 Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Öğretim Üyeliği’nde bulundu. 1997’den beri Türkiye Anıt Çevre ve Turizm Değerlerini Koruma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığını yapıyor.

Son zamanlarda çoğu karar verici insanın, bilgisizliğinin farkına varmadan önerdiği çözümlerin oluşturduğu problemleri hep birlikte yaşamaktayız. Günümüzde gerek kamu gerekse özel sektörde bürokrasi o boyutlara ulaştı ki, çözüm yerine problemlerin büyümesine neden olacak öneriler birbiri ardına sıralanıyor. Pek çok haddini bilmez, bilgi birikimine bakmadan çözüm öneriyor. Basitçe halledilecek işler, içinden çıkılması imkansız problemlere dönüşüyor.

Peki, ne yapmalıyız? Bence çözüm son günlerde sıkça dile getirildiği gibi liyâkatın tekrar hatırlanması olmalıdır. Mart ayında yapılan Kültür Şurası toplantıları sırasında, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki müfettiş teröründen bahsettim. Tam arkamda oturan bir kişi bakanlıkta müfettiş olarak görev yaptığını ve bu görüşüme katılmadığını dile getirdi. O sırada toplantıya ara verildi ve kahve molası için dışarı çıktık. Hemen etrafımı bir grup insan sardı ve bakanlık içindeki müfettiş teröründen yakındı. Bu nedenle karar vermekte ve yeni atılımlar yapmakta ne kadar zorlandıklarını anlattılar. Yaptıkları veya karar verdikleri hemen her iş için soruşturma geçirdiklerini, buna karşı hiç bir iş yapmayan, karar vermeyen insanların ise bu soruşturmalarla karşılaşmadıklarını anlattılar. Soruşturduğu konular hakkında yeterli bilgisi olmayan, buna karşı hüküm verme yetkisi bulunan sorgucular nedeniyle giderek hiç bir yeni iş yapmamaya doğru gidildiği, pek çok konunun sürüncemede kaldığı bir gerçek. Bu olay yalnızca Kültür ve Turizm Bakanlığı’nı mı kapsıyor? Büyük bir hayır, daha öncede belirttiğim gibi bırakın kamuyu, özel sektörde de aynı anlayış hızla yayılmış durumda. Medyada da aynı nitelikteki haberler büyük ilgi görüyor. Biraz farklı şey yapanlar hemen suçlanmakta, suçlayanın o konudaki bilgisi böylesi bir suçlama yapmak için yeterli mi? Yeterlilik önemli değil, önemli olan sansasyonel haber yapmak, hele hele sosyal medya denilen kurum, hemen herkes bilsin bilmesin her konuda fikir sahibi, haddini bilmezlik had safhaya ulaşmış durumda.

Her ne kadar Kutadgu Bilig”te Yusuf Has Hacip;

“Kara gece, aydınlık güne yaklaşmaz,

Mavi su kızıl ateşe konuk olmaz” dese de.