‘Karayalçın’ın gelirleri borçlarını ikiye katlıyor

Melih Gökçek’in 1994’ten bu yana yapılan tüm seçimlerdeki ana malzemesi olan “Karayalçın’ın borçları” konusu öyle anlaşılıyor ki 2014 seçimlerinden önce yeniden pişirilerek hizmete sunulacak. Önceki seçimlerde, aday kimliğimle sözlü olarak yanıtladığım iddialara bu kez yazılı yanıt verme durumundayım

‘Karayalçın’ın gelirleri borçlarını ikiye katlıyorMURAT KARAYALÇIN

Murat Karayalçın 1943 yılında Rize Çamlıhemşinli bir ailenin oğlu olarak Samsun’da dünyaya geldi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat-Maliye Bölümünden 1968 yılında mezun oldu. DPT’de uzman yardımcısı ve uzman olarak çalıştı, İngiltere’de kalkınma ekonomisi üzerine lisans derecesi aldı. 1978-1979 yıllarında Köy İşleri Bakanlığında Müsteşar Yardımcılığı görevini yürüttü.
26 Mart 1989 tarihinde yapılan yerel seçimlerinde Sosyaldemokrat Halkçı Parti’den Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Karayalçın, bu görevini Eylül 1993 tarihine kadar sürdürdü. Karayalçın Sosyaldemokrat Halkçı Parti’nin 11 Eylül 1993’te yapılan 4. Olağan Kurultayında Genel Başkan seçildi, T.C. 50. Hükümetinde Başbakan Yardımcısı, Devlet Bakanı ve Dışişleri Bakanı olarak 1994-1995 tarihleri arasında görev yaptı. 1995’te SHP’nin CHP ile birleşmesinden sonra genel başkanlıktan ayrıldı. TBMM’de XX. Dönem Samsun Milletvekili yaptı. 18 Nisan 1999’da yapılan yerel seçimlerde CHP’den Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adaylığını koydu fakat kazanamadı. 2004 Yerel Seçimleri’nde Sosyaldemokrat Halk Partisi’nden, 2009 Yerel Seçimleri’nde ise Cumhuriyet Halk Partisi’nden Ankara Büyükşehir Belediye başkan adayı oldu; ancak seçimleri kazanamadı.

Melih Gökçek geçenlerde CNN Türk’te Hande Fırat’ın programında, Karayalçın’dan 2 milyar dolarlık borç devraldım, 20 yıldır ödüyoruz, 15 yıl daha ödeyeceğiz dedi ve her seçim öncesinde çeşitli yerlere “Metronuz hayırlı olsun” diye afişler astığını ya da “Benim vagonlarım, Karayalçın’ın vagonlarından daha ucuz” şeklindeki iddiasını unutarak, metroyu bu borçlar nedeniyle yapamadığını demeye getirdi. Ayrıca yine aynı programda belediye kredilerinin en uzun vadesinin üç, üç buçuk yıl olması gerektiğini söyledi.
Önce Melih Gökçek’in CNN Türk’ de dile getirdiği iki hususun da yanlış olduğunu belirtmek isterim. Birinci olarak, özet bölümde de değinildiği gibi, 1993 sonunda devredilen borç tutarı 2 milyar dolar değil, 2.2 milyar dolardır. İkinci husus altyapı projeleri için kullanılan kredilerin vadesi ile ilgilidir.
Altyapı projelerinin finansmanında olabildiğince uzun vadeli kredi bulunmaya çalışıldı. Melih Gökçek’in sözünü ettiği üç, üç buçuk yıl vadeli krediler belki alt geçit yapımı gibi küçük işlerde kullanılabilir ama o kadar kısa vadeli kredilerle metro gibi büyük projeler falan yapılamaz, zaten yirmi yıldır yapılamadı da.

YATIRIM YAPILABİLİR
Ankara Büyükşehir Belediyesi, 1989-1994 döneminde Ankara tarihinin en büyük yatırım paketini uygulamıştır. Yatırım miktarı yaklaşık 2.5 milyar dolardır. Yatırım projeleri metro gibi, Çankaya-Mamak Viyadüğü gibi ulaşım sektöründen; Su-Pissu-Arıtma gibi çevre sektöründen; doğalgaz gibi enerji sektörüne, Dikmen Vadisi gibi kensel dönüşüm projelerine; Çayyolu gibi Eryaman gibi yeni kent projelerine kadar çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Yatırım paketinin yaklaşık 300 milyon dolarlık bir bölümü Belediyenin öz kaynakları ile karşılanmıştır.
Ancak bu büyük yatırım paketi asıl olarak yurt dışından alınan proje kredileri ile ve yurt içi, yurt dışı sermaye piyasalarına yapılan tahvil ihracından elde edilen kaynaklarla finanse edilmiştir. Yurt dışından alınan proje kredilerinin çok büyük bir bölümü için hazine garantisi, küçük bir bölümü için de çeşitli Türk bankalarının garantisi kullanılmıştır.
Proje kredilerinin yine küçük bir bölümü, elli yıla kadar vadeli, çok düşük faizli adeta bağış niteliğinde olan ‘soft loan’ kredileridir. Öte yandan Türkiye belediyeciliğinde bir ilk niteliğini taşıyan yurt içi ve yurt dışı piyasalarda tahvil ihracında önceleri aracı kuruluşlarla çalışılmış ve onların garantileri kullanılmıştır. Ancak belli bir deneyimin kazanılmasından sonra, Standart & Pour’s adlı dereceleme kuruluşuna başvurulmuş, “yatırım yapılabilir” anlamına gelen BBB notu alınmış ve yine Türkiye belediyeciliğinde ilk kez olmak üzere hazinenin ya da başka bir kuruluşun garantisi olmadan Ankara Büyükşehir Belediyesinin girişimi ve gücüyle tahvil ihracı yapılmıştır.

PROJE KREDİLERİ
Ankara Büyükşehir Belediyesi ile ASKİ ve EGO ‘nun yurt dışından sağladığı tüm proje kredilerinin toplamı 1.726 milyon dolardır. Bunun 420 milyon doları 1989 öncesinde.
1.306 milyon dolar ise 1989 sonrasında alınmıştır. Bu kredilerden 1993 sonu itibarıyla 107.1 milyon doları hiç şikayet edilmeden “ama onların bir bölümü bizden önce alınan kredilerin taksitidir” demeden ödenmiştir. Sonuçta Melih Gökçek yönetimine kalan proje kredilerinin tutarı 1.619 milyon dolardır.
Yatırım paketinin finansmanında kullanılan ikinci kaynak olan tahvil gelirleri toplamda 591.7 milyon dolar olmuştur. Böylelikle 1993 sonu itibarıyla Melih Gökçek yönetimine kalan proje kredileri ve tahvil borçları toplamı 2.210,6 milyon dolar olmaktadır. Proje kredileri de, tahvil gelirleri de sonuçta geri ödeneceği için borçtur.
Ancak yine de ‘borç’ ile ‘proje kredileri’ arasında bir anlayış farklılığı olduğunu da belirtmek gerekir.Borç daha çok cari gereksinmelerin karşılanmasında ,proje kredileri yeni ise daha çok hizmet ve üretim kapasitesinin yaratılmasında kullanılır.

ALTYAPI YATIRIMLARI
Bunların tümü kuşkusuz ‘Karayalçın’ın borçları’ dır. Toplamda 2.2 milyar dolar olan ve 30 yıl vadeye kadar uzanan bu borçların önemli kalemleri olarak; yaklaşık bir milyar dolarlık Metro-Ankaray Projesi; ASKİ’nin öz kaynakları dışında dört yüz milyon dolarlık Su-Pissu-Arıtma Projesi; iki yüz milyon dolarlık Dikmen Vadisi Projesi; yüz milyon dolarlık Çankaya-Mamak Viyadüğü Projesi gösterilebilir. Bu yatırımların ve finansmanı bu kredilerle karşılanan öteki yatırımların, Ankara için taşıdığı önemi ayrıca açıklamaya sanırım gerek yoktur.Hangi yatırıma gerek yoktu da o yatırım yapılmıştır? Bir milyar dolarlık raylı sistem mi gereksizdi,yoksa Ankara’nın en stratejik yatırımı olan Çankaya-Mamak Viyadüğü mü?Ankara Büyükşehir Belediyesi o dönemde dikkat çekmek ve tüm güçleri harekete geçirmek düşüncesiyle bir kampanya çerçevesinde 1990’lı yılları altyapı 10 yılı olarak ilan etmiştir. Toplamda 2.5 milyar dolarlık büyük yatırım paketinin bir amacı da büyük altyapı açığını kapatmak olmuştur.Nitekim toplam altyapı yatırımlarının,toplam üstyapı yatırımlarına oranı 1988 yılında yüzde 63 iken 1993 yılı sonunda yüzde 93’e çıkmıştır.Yani kampanyanın daha ilk yıllarında altyapı yatırımları neredeyse üstyapı yatırımlarına eşit duruma gelmiştir.

İKİYE KATLIYOR
Belediyeler hizmet kuruluşlarıdır. Buralarda kamu hizmeti üretilir. Kamusal hizmetlerde genel olarak sunulan hizmetten kimin ne ölçüde yararlandığını saptamak olanaklı değildir. Amaç toplumsal yarar elde edilmesidir. Ancak su gibi, otobüs gibi, doğalgaz gibi, metro gibi hizmetten yararlananların saptanabileceği yarı kamusal malların sunumunda fiyatlandırma yapılabilir. Bunlarda da kar aranmaz, maliyeti karşılayacak, bir marj kullanılır. ”Karayalçın’ın borçları” ile üretilen hizmetlerden fiyatlandırması yapılabilir olanlar arasından yalnızca bu dört hizmet kalemi için yani metro, su, doğalgaz ve otobüs için, Ankara Büyükşehir Belediyesinin yıllar itibarıyla kullanmış olduğu fiyatlar üzerinden yapılan bir hesaplama, 2013 yılı itibariyle Belediyenin 28 milyar dolar gelir elde edildiğini göstermektedir. Doğal olarak bu hizmet kapasitesi “Karayalçın’ın borçları” ile elde edildiğine göre, onlardan elde edilen gelirlerin de “Karayalçın’ın gelirleri “olması gerekmektedir. Sayısal olarak belirtmek gerekirse, Karayalçın’ın 2.2 milyar dolarlık borcu ile 2013 yılı itibariyle 28 milyar dolarlık “Karayalçın geliri“elde edilmiştir. Bu gelir, yaratılan kapasitenin iktisadi ömrü boyunca daha uzun yıllar devam edecektir. Hizmetlerin fiyatlandırılmasında, yani gelirin içinde öteki maliyet kalemlerinin yanı sıra kredilerin geri ödenmesi için de belli bir pay bulunmaktadır. Yani 28 milyar dolarlık gelir ile alınan tüm kredilerin geri ödenmesi çok fazlasıyla sağlanmış olmalıdır.Ancak kredi geri ödeme payının, yani kredi maliyetinin fiyatlara hiç yansıtılmamış olduğunu varsayıp, Belediye yönetiminin 1994’ten bu yana beceri düzeyini de dikkate alarak brüt gelirin yüzde 85’ini giderler için düşebiliriz. Bu durumda bile geriye 4,5 milyar dolarlık net bir gelir kalmaktadır. Yani bu durumda bile “Karayalçın’ın gelirleri”, “Karayalçın’ın borçlarını” ikiye katlamaktadır.