Bu satırların yazarı beslenme uzmanı veya diyetisyen değildir. Beslenme ile sağlık ve hastalıklar arasındaki ilişki nedeniyle konu, tıp mensuplarını da ilgilendirir. Fakat ilişki kendi sınırları içinde olmalı, bu sınırlar aşılmamalıdır. Birçok nörolojik hastalık ile beslenme ilişkisi her zaman merak ve ilgi konusudur.
Bu gün dünyada en büyük ölüm nedeni damar hastalıklarıdır: Kalp-damar hastalıkları ve beyin-damar hastalıkları. Dünya sağlık örgütünün istatistiklerine göre 2012’de kalp ve damar hastalıkları ile beyin damar hastalıklarından dünyada 14 milyon kişi ölmüştür ve bu iki hastalık ilk iki sıradadır. Bu anlamda tıbbi adıyla “ateroskleroz”  Türkçe karşılığıyla “damar sertliği” son çağların en önemli/en ölümcül hastalığıdır.
Damar sertliği 
Damar sertliği ve beslenme ilişkisi uzun zamandan beri bilinen bir konu. Ateroskleroz beyaz kan hücreleri, lipidler (yağlar) ve kolesterolün tedrici birikimi sonucu atar damar duvarlarının kalınlaşması ve sertleşmesini ifade eder. Bu birikim damar duvarında plak oluşumuna neden olur ve sonuçta kalp krizi veya inmeyle sonuçlanır. Oluşan plağın aniden patlaması ve damarı tamamen tıkaması kalpte olursa miyokard enfarktüsüne (kalp krizine) beyinde olursa inmeye yol açar. Plaktan kopan parçacıkların dolaşım yoluyla başka organlara gitmesi ise emboli olarak isimlendirilir. Beyine giden emboliler de felce neden olur. LDL kolesterol, bilinen adıyla kötü kolesterol, damar sertliği oluşumunda önemli rol oynar. Eğer LDL kolesterol düzeyi yüksekse, düşürmek için önlemlerin (diyet, ilaç) alınması gerekir.
Alzheimer’a etkileri 
Son yıllarda dikkat çeken bir konu da damar sertliği ile demans (bunama) ilişkisi. Alzheimer hastalığından sonra sık görülen bir bunama türü vasküler (damarsal) demanstır. Damar sertliği vasküler demans nedeni. Alzheimer hastalarında da damar sertliği sık bulunan bir durum. Alzheimer hastalığı ve vasküler demans birlikteliği en sık bunama çeşidi. Damar sertliği ayrıca Alzheimer hastalığının başlangıcı erkene çeken bir faktör.
Damar sertliği ve demans ilişkileri dikkatleri beslenme (yağlar ve kolesterol) üzerine yoğunlaştırdı. Tedavisi olmayan Alzheimer hastalığından korunma, son zamanların önemli bir konusu. Diyetle Alzheimer önlenebilir mi veya başlangıcı geciktirilebilir mi?
Öneriler doğru mu?
Amerikan “Dietary Guidelines Advisory Committee”nin 2015 bilimsel raporuna göre, diyette yüksek kolesterollü yiyecekler yenebilir. Kandaki kolesterolün büyük bölümü karaciğerde yapılır, yiyeceklerle alınan kolesterol kandaki kolesterolün %15-20’sini oluşturur. Diyetin değiştirilmesi serum kolesterol düzeyinde orta derecede etki yapar. Bu nedenle kolesterol kısıtlanması gereken bir gıda değildir. Ama...
Komite önerilerini Amerikalılar için yapmıştır. Genetiği, çevresel ve yaşam koşulları Amerika’ya benzemeyen yurdumuz vatandaşı için bu öneriler ne kadar geçerlidir? Bu ayrı bir tartışma konusu. Ama maalesef tıpta bilgiler ve istatistikler hep Batı’dan özellikle de Amerika’dan alınır. Ülkemizde yeterli istatistik çalışmaları yok. Dışarıdan alınan bilgiler sık sık değişmesine rağmen kesin doğru kabul edilir. Komite diyet önerilerine geçmeden önce gözlemlerini sıralıyor: 
Kimler ne yemeli?
“Dietary Guidelines Advisory Committee”ye göre Amerikalılar aşırı miktarda doymuş yağ, tuz ve şeker yemekte. Amerikalıların çoğunluğu yeterli miktarda, meyve, sebze, kepekli tahıl, sütlü gıdalar yememekte, yeterli D vitamini, kalsiyum, potasyum ve lifli gıdalar almamakta.
Diğer yandan Amerikan Kalp Derneği’ne göre kandaki LDL kolesterol düzeyini etkileyen tek faktör diyettir. Yaşlanma, fiziksel hareketsizlik ve obesite kötü kolesterol düzeyini çoğaltır. Ayrıca heredite, ailesel kolesterol yüksekliğinde etkilidir. Yüksek seviyedeki LDL kolesterolün ateroskleroz ile ilişkisi yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Ateroskleroz ölümcül olabilen kalp krizi ve inmeye yol açar. Yetişkinler LDL düzeylerini düşürmek için beslenmede doymuş yağ ve hidrojenize trans yağ miktarını azaltmalıdır. Aşırı doymuş yağ yenmesi 50 yaşından büyük kişilerde büyük sağlık riski doğurur.
Bir yandan kolesterollü gıdaları (kırmızı et, tereyağı, yumurta) yiyin, diğer yandan bunları kısıtlayın, meyve, sebze, kepekli tahıl yiyin önerileri tenakuz gibi görünebilir. Komitenin önerilerinden sonra “kolesterol aklandı” tarzında sunuluş kafalarda karışıklığa sebep oldu. Yiyin ama?  Kimler, ne kadar, ne yemelidir? Bunlar açığa kavuşmadan konu aydınlanmayacaktır. 
 
PROF. DR. KAYNAK SELEKLER
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı emekli öğretim üyesi. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni (1967) bitirdi. Türk Nöroloji Derneği’nin bir numaralı kurucu üyesidir. 1993-1999 yılları arası kesintisiz Türk Nöroloji Derneği Başkanlığı’nı yürüttü. 1997’de İstanbul’da kurulan Alzheimer Derneği’nin kurucu üyesi. 2000’de faaliyete geçen Alzheimer Derneği Ankara Şubesi’nin kuruluşunda yer aldı. 2001-2010 yıllarında Alzheimer Derneği Ankara Şubesi’nin başkanlık görevini sürdürdü.  1968 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’nda görev yaptı ve 2007-2010 yıllarında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı başkanlık görevini üstlendi. ’Alzheimer Orta Yaşta Başlar’ adlı kitabı Şubat 2012’de yayımlandı.
 
Devamı yarın