YANLIŞI ARARKEN DOĞRUYU ISKALAMAK (2)

Eklenme Tarihi03.02.2019 - 1:30-Güncellenme Tarihi03.02.2019 - 8:27

3. Bir diğer konu; Başkan’ın  ”ÇEVRE”sinin suçlanması

Bu suçlamalarda bulunanlar direkt Başkan’a söyleyemediklerini, hatta husumetlerini çevre üzerinden yapmaktadırlar. Çevre dedikleri, Başkan’ın inandığı, güvendiği, liyakatli, öngörülü, sorun çözücü “ADANMIŞ” insanlar. Başkan kendisi aleyhine bilerek tasarrufta bulunur mu? Başkan’ın yaptığı “Lider” olmanın sonucudur. Şöyle ki; “Gerçekte liderin rolü, sorumluluk almaktan çok sorumluluk yaratmaktır. Liderler, kendi davranışlarından sorumlu olan ve bağımsız davranabilen astlar oluşturmak zorundadır. Yetki devrinin gerçek özü budur. (2)

Çevresindekilerin hata ve yanlışları olabilir, bunu genelleştirmek ne derece doğrudur?  Başarısızlık halinde uzun işleme gerek olmadan sistemin gereği Başkan yasal olarak anında görevden alır. Bu bilinen bir gerçektir. “Başkan bildiğini yapıyor”, “etrafı onu yanıltıyor”,” istişare etmiyor” vb. suçlamalar sadece medya değil, dost meclislerinde, arkadaş gruplarında konuşulan rutin suçlamalar oldu. Burada güdülen amaç son sözde açıklanmıştır.

4. Sesimizi Başkan’a duyuramıyoruz!

Başkan’ın halkın içinden gelmesi, hasbi, dobra olması , halkla her an iç içe olması, her şikayeti ve sıkıntısı olanın Başkan’a ulaşmasını gerekli kılmadığı gibi, bu mümkün de değildir. Devlet denen büyük aygıt, kurum ve kuruluşları, bürokratları ile neden var? Sıkıntıları, şikayetleri ve sorunları çözmek için değil mi? Yasal ve yazılı olarak ilgili makamlara iletilen her talep TC’de işleme tabi tutulur. 50 yıllık devlet tecrübeme göre söylüyorum. Er veya geç bir işlem yapılır ve ilgiliye dönülür. Dönülmezse yasa açık. Bilgi edinme kanunu vb. bunu zorunlu kılıyor. Dolayısıyla ulaşılamıyor, çevre engelliyor suçlaması gerçekçi olmadığı gibi, çok da iyi niyetli bir iddia olarak gözükmüyor.

5. FETÖ ile mücadele ve mağduriyet iddiası

Mağduriyet, adli hata  her zaman ve her dönemde  olabilir. Bu iddianın genelleştirilmesi, yasal surette belgelendirilmeden çok büyük boyutlarda olduğunun yazılıp konuşulması tipik FETÖ mensuplarının ve FETÖ sevicilerin dezenformasyonudur. Türkiye bir hukuk devleti ise ki öyledir, bunun devlet ve yargıdaki mekanizmaları bellidir. Bu şikâyetlerin her biriyle Başkan mı uğraşacak? Peki  bu iddiaları Başkan’ın bilmemesi mümkün mü ? Nitekim bu iddialarla gelenlere  bizzat kendisi yargı yolunu göstermektedir. Bunun takip etme yükümlülüğü mağduriyet iddiasında bulunanlarda ve vatandaşlardadır. Hak arama  hürriyetini  aktif kullanmak ve yılmamak şarttır. Geç dahi olsa adalet eninde sonunda tecelli eder.

6. FETÖ/PDY ile mücadele edenlere sahip çıkılmıyor, farklı  mağduriyetler oluyor

Bu çok sık söylenen ve maalesef olguya dönüşen en büyük sorunlardan biri. Şikayetin  odak noktası FETÖ yapılanmasıyla  genelde kim samimi, tarafsız ve objektif mücadele ettiyse iftiraya uğruyor, dışlanıyor, yılıyor ve küsüyor. Bu konuda basındaki bir çok itibarlı yazarların yazıları bunun ne derece ciddi olduğunu ortaya koyuyor. Ben küsmedim, küsmem de  ama yaşayanlardan biri olduğumu söylemeliyim. Psikolojik taciz (mobing), gizli, sınırsız, haksız, mesnetsiz  şikayet furyası bu mücadeleyi yapanları yıldırıyor. İncelemeden, bazen soruşturmadan da bir şey çıkmasa da yoruluyorsunuz, mücadele azminiz kırılıyor, moraliniz bozuluyor.

Peki bu durum Başkan’ı kötülemek veya eleştirmek için  geçerli bir neden mi? Asla ! Bu sorunla mücadele tamamen samimi, devlet ve millet kaygısı olan idarecilerimizin cesaret, feraset ve samimiyetine bağlı. O nedenle bu olgunun ivedi tersine dönmesi,  FETÖ  vb. yasa dışı oluşumlarla mücadele edip, deyim yerindeyse elini taşın altına koyanlara sahip çıkılıp mağduriyetlerinin önüne geçilmesi gerekmektedir.

Son olarak

Sayılan konular veya benzeri başka sorunlar iktidarı ve muhalefetiyle üzerine gidilip, çözüm üretilmesi gereken daha çok toplumsal sorunlardır.

Sorunlara yaklaşırken ve çözüm ararken “yarısı su dolu bardağa “bakış tarzınız önemlidir. İyi niyet ve samimiyetin  olmadığı yerde sorun nerededir  biliyormusunuz ?

“…idealler ortadan kalktığında var olmaları için artık bir sebep kalmaz. Tam aksine ,yakın zamanlara kadar bir dost olarak gözüken kişi artık bir rakip ,izlenmesi gereken bir hasım haline gelir, çünkü o kişi bizi bir şeyden yoksun bırakabilir…hatta arabasını sadece bize ayrılan yere park edebilir.(3)

* BİTTİ

................

2.Umut Bir Yöntem Olamaz, Gordon R. Sullivan-Michael V. Harper. Boyner Yay. Çev. Ayşe Bilge Dicle.s.92 .

3. Zygmunt Bauman-Carlo  Bordoni.  Kriz Hali ve Devlet. İthaki Yayınları, mart, 2018. s. 106)

Etiketler