“Gelenek küllere tapmak değil ateşi korumaktır”

TURYİD’in düzenlediği Gastro Ekonomi Zirvesi’nin ikincisi geçtiğimiz hafta gerçekleşti. Yatırım, teşvikler, ihracat ve turizmde gündem yaratan başlıklarla ilham veren konuşmacıların yer aldığı zirvede Mehmet Gürs’ün “Gastronomide Yeni Gelenekler” konuşması dikkat çekenlerden biriydi

En temel tanımıyla kültür; tarihsel ve toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler. Gelenek ise bir toplumda, eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar. Kültür olmadan yerleşik bir gelenek var olamaz, gelenekler devam etmezse de kültür yaşayamaz. İkisi de birbirini besleyip kökleri derinleştiren faktörler. Ve yeme içme… En temel ihtiyaç olmanın yanında kültürler hakkında sayısız ipucu veren bir güdü, sosyal bir paylaşım, şu anda dünyada yükselen trend ve üst düzey turizmin en kritik dinamosu.

“Gelenek küllere tapmak değil ateşi korumaktır”

“Yeni Gelenekler”

Geleneksellik gastronomi turizminin fitilini ateşleyen, merak uyandıran önemli bir etken. Ama dünya yeme içme sahnesinde etkin bir yer edinmede ne derece yeterli? Geleneksele yapılan inovatif dokunuşların dozu her daim tartışma konusu. Mehmet Gürs’ün de Gastro Ekonomi Zirvesi’nde yaptığı “Yeni Gelenekler” konuşması bu konuya bir kez daha dikkat çekti. “Gelenek küllere tapmak değil, ateşi korumaktır. Geleneklere sıkı sıkı sarıldığımız milli gururumuz haline gelmiş Anadolu yemeklerimiz aslında bir inovasyon. Yüzyıllar öncesinden bugüne değişerek gelerek bugünün geleneği olmuş. Ve bugünkü inovasyonlar yarının geleneği olacak. Kültüre, toprağa, coğrafyaya sahip çıkmak istiyorsak Darwin’in dediği gibi “ne en güçlü olan ayakta kalır ne de en zeki olan.” Değişime adapte olan ayakta kalır” deyişini unutmamalıyız.”

“Gelenek küllere tapmak değil ateşi korumaktır”Bunun yanında; İlhan Koçulu’nun, tüm yasal engellere kafa tutup köylerinde yaptıkları geleneksel Kars gravyeri ile bir ürünün sadece bir köy değil bir şehrin turizmini nasıl canlandırdığı, Ebru Baybara’nın Mardin’de yerel tohumların izinde yaptığı heyecan veren çalışmalar, Ebru Koralı’nın geleneksel mutfaklarıyla dünyayı fethedenler konulu sunumu gelenekselin vazgeçilmezliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Ülkemiz ekonomisine, turizm ve yeme-içme sektörüne katma değer sunmak üzere faaliyetlerini sürdüren TURYİD (Turizm ve Restoran Yatırımcıları, Gastronomi İşletmeleri Derneği) nezdinde başkan Kaya Demirer’i bu önemli organizasyon için gönülden tebrik ederim.

Kars yemekleri İstanbul’da

Malum son iki yılın en moda destinasyonlarından biri Kars. Sadece tarihi yapıları, etkileyici mimarisi ve gravyer peyniri değil, geçmiş göçlerin izini taşıyan mutfağı da Kars’ın en merak edilenlerinden. Four Seasons Hotel Sultanahmet, 22-30 Mart arasında düzenleyeceği Kars Yemekleri Haftası’yla yöresel mutfaklarımızı ön plana çıkarmaya devam ediyor. Yeşil mercimek, patates ve yarmayla hazırlanan Evelik çorbası, kuzu incik, nohut, zerdeçalla hazırlanan Piti, Kars Kazı ve öz suyu ile hazırlanmış bulgur pilavı ile ceviz ve kaymaklı dondurma ile servis edilen Kars Helvası menüdekilerden bazıları.

“Gelenek küllere tapmak değil ateşi korumaktır”

“Gelenek küllere tapmak değil ateşi korumaktır”

Hafta sonu Asya kaçamağı

Raffles Otel içerisindeki İsokyo, şehrin en iyi Asya restoranlarından. Zaman zaman yaptıkları kampanyalarla ulaşılabilir lüks kavramını yemek severlere hissettirmeyi iyi beceriyorlar. Nitekim bu aralar cumartesi günleri 13.00-17.00 saatleri arasında canlı DJ performansları eşliğinde “sınırsız” yemek servisi veriyorlar. 27 çeşidin bulunduğu sınırsız menüsünde: tempura karides taco, karidesli künefe, Kore usulü kızarmış organik tavuk, taze misket limonlu çıtır kalamar, Japon usulü pizza, yeşil çaylı tiramisu gibi yemekler var.

“Gelenek küllere tapmak değil ateşi korumaktır”

“Gelenek küllere tapmak değil ateşi korumaktır”