Narenciye kokulu festival

Bu yıl 9.’su düzenlenen Mersin Narenciye Festivali yine çok renkli ve lezzetliydi. Gelin bu vesileyle narenciyenin mis kokulu dünyasının kapısını aralayalım


Doğduğumuz toprakların tanımı “memleket” kavramından öte olmalı. Mesela bir sorumluluk tarifi olmalı herkesin, kendi meşrebince…

Toprağın sahibi değil sadece geçici mirasçıları olduğumuz bilinciyle. Doğup büyüdüğüm Mersin’e her gittiğimde piknik yaptığımız narenciye bahçelerinin yerine yükselen devasa binaları gördükçe burnumun direği sızlar. Ne de olsa evde limon bitince kapı önündeki turunç ağacından koparıp salataya sıkan, portakal bahçesi içinde top koşturan, narenciye çiçeği kokusunu her şehirde var sanan çocuklardık. Neyse ki toprak ana bizim ona davrandığımızdan daha cömert bize karşı. Şimdilik… Geçtiğimiz günlerde Narenciye Festivali vesilesiyle gittiğim Mersin’de bunu bir kez daha anladım.

Narenciye kokulu festival


Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Özdemir’den öğrendiğime göre Mersin, ülkemizin bitkisel üretim değeri en yüksek üçüncü ili. Türkiye’de üretilen muz, limon, yeni dünya, yafa portakal, king mandalina gibi ürünlerin yarısından fazlası Mersin’de üretilmekte. Tarımsal gelirde ülke genelinde beşinci sırada, tarım ve gıda ihracatında ise dördüncü sırada. Türkiye’nin 2.3 milyar dolarlık yaş meyve-sebze ihracatının dörtte biri Mersin’de gerçekleşmekte ki bu alanda iller arasında ilk sırada. Türkiye’nin narenciye üretiminin yüzde 25’i, limon üretiminin ise yüzde 60’ı Mersin’de gerçekleşmekte. Yüzde 60 ciddi rakam. Dünyada Mersin’den daha fazla limon üreten sadece 7 ülke var desem…

Mersin halkı üç gün boyunca 10 bin saati aşan işgücüyle hazırlanan festivalin coşkusunu yaşadı. Süsleme olarak kullanılan 100 ton narenciye gözleri şenlendirdi. Umuyorum ki güzel şehrimde bu kadar emek verilerek yapılan bu işler yakın zamanda yurt dışında daha fazla duyulur, ürünlerin kıymeti oralarda daha fazla anlaşılır.

Bunları biliyor muydunuz?

Rönesans sanatında limon sadakatin sembolüydü.

Antik Çin’de portakalın iyi şans getirdiğine ve kötü ruhlardan koruduğuna inanılırdı.

Limon çekirdekleri ilk olarak 1493 yılında Christoph Kolomb tarafından Yeni Dünya’ya taşınmıştı.

Limon çok uzun zamandır dudakları kırmızılaştırma ve ciltteki lekeleri soldurma gibi güzellik yöntemlerinde kullanılıyor.

Narenciye kokulu festival


Mutfak tüyoları

Narenciyelerin esas aroması kabuğundadır. Kabuğunu kullanacağınız durumlarda, üzerinde kalmış tarım ilaçlarından arındırmak için mutlaka kaynar suda birkaç dakika bekletin.

Narenciyelerin tamamını özellikle lime ve limonu balıkları soğuk pişirme yönteminde kullanabilirsiniz. Çok taze beyaz etli bir balığın filetosunu ince dilimleyip limon suyu, biraz tuz ve şekerde 3-4 saat bekletip asitle pişmesini sağladıktan sonra zeytinyağıyla servis edebilirsiniz.

Tavuk veya balığı kızartacağınız zaman galeta ununa limon kabuğu rendelemeyi deneyin.

Herhangi bir narenciyeyi sebze dilimleme aletiyle bir milimetre kalınlığında dilimleyin. Yağlı kağıt serilmiş bir tepsiye dizin. 90 C fırında bir saat kurutun. Fırından çıkarıp soğumaya bırakın.

Narenciye kurularını güveç ve yahnilerinize lezzet vermek için kullanabilirsiniz.

Narenciye kokulu festival


Mandalina jöleleri için: 500 gram mandalina suyunu 100 gram toz şekerle kaynatıp ocaktan alın. 6 gram agar agar ya da ılık suda erittiğiniz 6 gram yaprak jelatini ekleyip 1-2 dakika daha kaynatın. Karışımı ufak silikon kalıplara dökün. Soğumaya yakın kalıptan çıkarıp toz şekere bulayıp servis edin.

Balık, tavuk veya sebzelerin servisinde kullanabileceğiniz zencefilli limon sosu: 40 gram taze zencefili soyun, rendeleyin, avucunuzda sıkarak suyunu çıkarın ve 5 kaşık sızma zeytinyağı, bir limonun suyu, bir tutam tuz, karabiberle blenderden geçirin.

Beze veya kıtır kurabiyelerin yanında servis etmek üzere hazırlayabileceğiniz limon kreması: 5 yumurta sarısı ve 100 gram toz şekeri köpürene kadar çırpın, bir limon suyunu ekleyin. Kaynayan su içine bir tencereye kaseyi oturtun, krema kıvamına gelene kadar karıştırın, 125 gr tereyağı ekleyin ve iyice karıştırın. Ateşten alıp buz dolu kaseye oturtup yine arada karıştırarak soğutun.

Mersin’e gitmişken

Marina içerisinde geçtiğimiz yıl açılan Günaydın’a mutlaka uğrayın. “Etrafta bir sürü lokal kebapçı varken bir İstanbul markasına niye gideyim?” diye soranlar için söyleyeyim mutfakta çok iyi bir Mersinli kebap ustası var. Etlerin neredeyse tamamı Balıkesir’deki özel çiftlikten geliyor. Restoran teknelerin arasında denizin içinde. Sahibi Burak Seçkin ise uzun yıllar yurt dışında yaşamış eğitimli ve görgülü eski bir Mersinli.