Aliye ve işçi sınıfı

Aldatılan eş, kendi ismiyle değil, "gerçek Aliye" olarak anılıyor. Dizi, hayattan daha hakiki olduğu için, gerçek, dizi üzerinden tarif ediliyor. Aslında bir yandan da dizi gerçekliği, gerçekliğin alanına sızmış, onu da kaplamış, kendi hüküm sürdüğü alanı genişletmiş oluyor. Dizi artık sadece dizi olmuyor yani, hayatın ta kendisi oluyor. Kim bilir, belki de yakında bütün diziler birleşip bir "dizi uzayı" yaratırlar? Orada başka bir hayat başlar ve bu hayat bizim yaşamakta olduğumuz hayatı ele geçirir. İsteyen gider "dizi gezegeninde" yaşar, isteyen burada kalır. İsteyen hakikati, isteyen hakikatten daha hakiki olan dizi gerçekliğini tercih eder. Ya da belki bu hadise gelecekte bir yerde değildir de hali hazırda olmaktadır. Belki de kimileri dizi uygarlığının elemanlarıdır... Yurt sathında bir gerçeklik krizi yaşanıyor. Gerçek Aliye kim? Öyle bir gerçeklik kayması ki bu hakiki kişiler dizi karakterlerine referans vererek anlatılıyor. DİSK'in öncülüğünde solda yeni bir yapılanmanın olanakları üzerine tartışılıyor bir süredir. Bolu Dağı'nda yapılan ilk toplantıya ben de davetliydim. Toplantıda birçok konuşma oldu ama içlerinden bana en çarpıcı geleni Metal-İş'ten Çetin Uygur'un konuşmasıydı. Uygur, işçilerin genel psikolojisinden söz ederken şöyle demişti:"Artık işçiler dizi seyrediyor. Artık işçiler, kendi hayatlarını da dizi seyreder gibi seyrediyor."İşçilerin artık o afişlerdeki gibi dünyayı değiştiren ellere değil, kumandanın düğmesine basan ellere sahip olduğu gerçek mi? Uygur ne diyorsa o! Peki, o vakit Matrix filmindeki gibi bir gün işçilerin karşısına karizmatik sesiyle bir Morpheus çıkıp şöyle diyecek mi?"Bu haplardan biri seni gerçek dünyaya döndürecek. Diğeri ise bu hayal âleminde yaşamaya devam etmeni sağlayacak. Seç birini."İşçiler sizce hangisini seçerdi? Siz hangisini seçerdiniz? DİSK-sol-hakikat Latin Amerika'daki işçiler, işsizler ve genel olarak halklar bir süredir Morpheus'un verdiği gerçeklik hapını yuttular ve televizyonun, kapitalist propagandanın "Çalışan kazanır, elması kızarır" gerçekliğinden çıkıp kendi gerçekliklerini buldular. Ve şimdi Türkiye'deki işçiler de yavaş yavaş kımıldanmaya başladı. Yarın ve yarından sonra Alınteri dergisi ve Konfeksiyon İşçileri Derneği'nin organizasyonunu yaptığı "Söz Alınterinin Kurultayı" var İstanbul'da. Levent semtinde, her geçişimde içinde ne yapıldığını merak ettiğim "Halay Salonları"nda yapılacak toplantı. Arjantin'den İşsiz İşçiler Hareketi, Brezilya'dan İşgal Fabrikaları ve Topraksız Köylü Hareketi, Bolivya'dan Maden Çalışanları Federasyonu, İtalya'dan işçi örgütleri, Güney Afrika'dan Özelleştirme Karşıtı Forum katılıyor toplantıya. "Üretimin parçalanması" ile birlikte üreticilerin parçalanması üzerine konuşulacak. Çeşitli "eğlentiler" de olacak. Yani üç kıtadan işçiler, hep birlikte gerçekliğin mavi hapını yutacak. Kunduracılar, memurlar, madenciler, konfeksiyoncular ve birçok farklı sektörden işçi geleceklerini "bir bilene" değil, kendilerine soracak ve cevapları kendileri verecek. İletişim için: 0212 247 52 59. Latin Amerika-mavi hap Gazeteciler haberin kokusunu alırlar. Bu, aynı zamanda geleceğin ve hakikatin kokusunu almaktır biraz da. Ben de bir koku alıyorum. Latin Amerika'dan gelen bir koku bu. Nicedir, ne zaman işçilerden, yoksullardan, ezilenlerden söz etsem "demode" mevzulara girmiş olduğuma dair eleştiriler geliyordu etraftan. Bu eleştiriler artık eskisi kadar çok değil, birincisi. İkincisi, Latin Amerika'da olanlar ve Avrupa'da yükselen hareketle birlikte artık çatırdama sesleri herkesin duyabileceği kadar yüksek. Bunu buraya yazıyorum: Bu yazdan itibaren yeni moda sol olacak. Önümüzdeki yıllarda, tıpkı dönüp gelen mini etekler gibi, sol yeniden gelecek. Alışmaya başlasak iyi olur, artık dünyada bunlar konuşulacak. ecetem@hotmail.com Sol modası!