Artık onların da travması var!

Artık onların da travması var!


İstedikleri kadar uygunsuz bulsunlar: "Ama"lı üzüldük! Bir kapıcı çocuğu, zengin çocuğunun oyuncağı kırıldığında ne kadar katıksız üzülebilirse biz de o kadar katıksız (!) üzüldük. Üzüntümüzün "katkılı" olmasının nedeni "Zenginlerin sırtı yere gelmez" fikriydi belki. Ama yine de "towerölarıyla birlikte halden bilmez "tavırlarının" değişeceğini ummuştuk. Çünkü artık onların da toplumsal travması vardı; halden anlayacaklardı. Öyle mi oldu peki?

The Guardian Gazetesi’nin haberine göre "Ülkenin dört bir yanını ABD bayraklarıyla donatan Amerikalılar, şimdi de milliyetçi mesajlar veren dövmeler yaptırıyor". Habere göre görülmemiş bir hızla artan dövmelerde, ABD bayrağının yanı sıra "Tanrı, birlik, vatan" sözcükleri ve "Bedelini ödesinler!" cümlesi tercih ediliyor. Çünkü artık onların da bir travması var! Bu yüzden vücutlarına kazıdıkları sözcüklerle bir "büyük ailenin" damgalı üyesi olup, travmanın yarattığı korkularını dağıtmak istiyorlar.
Gelir dengesi uçurumları, sosyal güvencelerin azalması ile birlikte nicedir toplumsal uzlaşma noktası olma özelliğini yitirmiş olan "Amerikan Rüyası"nın yerine "Kule Travması" geçiyor. Travma sonrası korku ile birleşme, Amerikalıların "büyük gruba aidiyet huzurunu" yaşamalarına olanak sağlıyor. Bir millet bir travma sayesinde ve "öteki"ne duyulan korkuyla birleşiyor!
Birleşmek kötü bir şey mi?

Artık onların da  travması var "... ‘sağlıklı’ milliyetçilik derecesi ile ‘aşırı’ milliyetçilik arasında bir ayrım çizgisi çekmek gerektiğini ileri sürmek fena halde yanılmak demektir. Bu türden sağduyuya dayalı bir ayrım, tam da ‘saf olmayan’ aşırılığından kurtulmayı amaçlayan milliyetçi muhakemeyi yeniden üretir."
Slavoj Zizek, Türkçesi Defter Dergisi’nin Yaz 2001 sayısında yayınlanan "Kapitalizmin Kültürel Mantığı" makalesinde böyle diyor.
Hollywood yıldızlarının yardım kampanyasını, hatta dövmeleri de nahif milliyetçilik kategorisine dahil edebilirsiniz. Peki bu "zararsız" milliyetçiliğin öteki’den arınma operasyonlarına meşruiyet kazandıracak "kötü" milliyetçiliğe dönüştüğü anı nasıl saptayacaksınız? Saptasanız bile durdurulabilir bir şey midir bu? ABD’liler, tıpkı Türkiye’deki gibi, bayraklarla donattıkları arabalara doluşup ölüm korkusunu yatıştırmak için düğünlere dönüştürülen askere uğurlama merasimleri düzenler de, Mc Carthy döneminden kalma "Ya Sev ya Terk Et!" sloganını atmaya başlarlarsa ne olacak?

ABD’nin bir türlü adında karar kılamadığı savaş adlarından en "kullanışlısı", "Ebedi Savaşötı herhalde. Böylece hiç ölmeyen bir düşman hayali üretilecek ve düşmana karşı, düşmana duyulan korku sayesinde oluşturulan bu "iyi" birlik hali korunacaktı. Böylece yas merasimlerinde "eşitlenen" ABD vatandaşları hiç de "eşit" olmadıklarını unutup yeni ve başka türlü bir Amerikan Rüyası ile nicedir tadını unuttukları büyük gruba aidiyet huzurunu yaşayacaktı. Ve mesela yardım kampanyasına katkıda bulunmak için çırpınan ama aslında kendisinin hiçbir sağlık güvencesi olmayan ABD’li vatandaş, ülkesinde en üst gelir diliminin toplam gelirin yüzde ellisini aldığını, tatlı bir yas içinde erirken unutacaktı!
Öyle değil midir? Bir vatandaşın en tatlı, en zararsız hali "eriyik hali" değil midir?