Bir aşk kaç hayat eder?

Hayatım, aşkım, ihanetim




Bazı hayatlar kaybedecek şeyi olmadan başlar. Ne varsa kaybetmekten korkulan, ne varsa insanı korkutan, daha baştan olup bitmiş, yitip gitmiştir zaten. Artık etin sakınılacağı bir şey kalmamıştır. Hayatının başlarında ölüme yaklaşanlarda olur bu tür bir özgürleştirici "delilik". Bir kez olup bitti mi de... O andan itibaren, artık hayat geniş yaylalar gibidir; yüksek kayalıklar, kayalıklara vuran dalgalar, uçup havaya karışan, sonra dilediği yerde yağan yağmurlar, yağmurlarda ıslananlar, ıslanmamak ya da daha çok ıslanmak için hızla koşanlar, bilerek isteyerek su birikintilerine basanlar, ayakkabılarının içi su dolu olarak dans edenler, tökezleyip düşenler, çamura bulanıp gülenler... Velhasıl bazılarınınkine hayat denir, diğer bazılarınınkine ise... Nasıl diyeyim? Uzatılmış ödleklik! Bazıları iyi korunmuş olarak ölürler. Aferin diyoruz buradan onlara: Aferin kuzucuklar!

Kitabın adı "Sevgili Fidel-Hayatım, Aşkım, İhanetim". Marita Lorenz adlı bir kadının Küba Devlet Başkanı Fidel Castro ile olan aşkını anlatıyor. Böyle "çok satacağı garantili aşk-meşk kitapları" esasen beni pek ilgilendirmez. Ben kitabı daha ziyade, şimdi iktidardan kaskatı kesilmiş Fidel Castro'nun o eski heyecanlı günlerden bugüne gelirken nerede kendini kaybettiğine ilişkin enteresan ipuçları sunabileceğini düşünerek aldım. Ama kitabı okumaya başlayınca bu lüzumsuz, güdümlü ipucu arama meselesi derhal rafa kalktı ve bu hikayede Fidel'in değil, Marita'nın başrole geçeceği belli oldu.
Çünkü Marita...

Müthiş güzel, 19 yaşındaki genç kadın, Fidel Castro ile babasının kaptanlığını yaptığı gemide tanışır. Fidel devrim esansıyla tatlandırılmış dev erkek gövdesiyle güverteye kasıla kasıla çıkarken genç kadın bağırır: "Silahlarınızı bırakacaksınız!" İki ateş topunun bu karşılaşması, birkaç saat sonra, hava karardığında güvertede gizli bir öpüşmeyle aşka dönüşecektir. Bu öpüşmeden birkaç gün sonra ise evine, Almanya'ya dönen genç kadının telefonu çaldığında artık hayat bambaşka bir seyir izleyecektir. Fidel, şimdi ona, Küba'ya, kendi yanına kaçması için bir uçak gönderecektir...
Sonrası... Sonrası acayip bir hayat! Esasında zaten öncesi de çok acayip.

Yedi yaşındayken o küçük kız tecavüze uğramıştı Nazi Almanya'sında. Zaten her şey böyle başlamıştı. Daha baştan kaybedecek hiçbir şeyi kalmamıştı belki de. Bu yüzden savurmuştu kendini akla hayale gelmeyecek yerlere. Emin olun, Fidel'le yaşanan aşk bu hayatın en enteresan bölümü değildi. Daha sonra CIA'in paramiliter grupları için çalışmaya başlayacak, aşkı Fidel'e suikast yapmak için Küba'ya geri dönecek, onu öldürmekten vazgeçip, onunla sevişip ABD'ye geri dönecekti. Onu bu başarısızlığından dolayı dışlayan CIA'den korunmak için bir erkeğin kollarına sığınacak ve bu erkeğin Venezüella'nın devrik diktatörü Marcos Perez Jimenez olduğunu sonradan öğrenecekti. Ondan doğurduğu kızı iki yaşına geldiğinde babasını bulmaya Venezüella'ya gidecek ama bu kez de yağmur ormanlarında bir yerli kabilenin içinde birkaç ay geçirmek zorunda kalacaktı. Bir biçimde CIA ajanı annesi tarafından ormanın içinden bulunup çıkarıldığında bu kez de adı Kennedy cinayetine karışacaktı.
Daha neler neler...

Kitabın sonunda Marita, "Fidel'in kıçına bir tekme atmak" ve onu şaşkınlıktan "donuna ettirmek" için Küba'ya dönüyor, kitabın yazılmasını sağlayan gazeteci Wilfried Huismann ile birlikte. Huismann belgesel çekecek, Marita ise son günlerini kollarında geçirmek istediği sevgilisi Fidel'e kavuşacak. Ama o iki ateş topu soğur mu? Fidel elbette Marita'yı görmeyi kabul etmeyecek. Marita son gün, artık bavullarını toplarken, otelin kapısında bir orkestra belirecek. Fidel'in gönderdiği orkestra şu şarkıyı söyleyecek:
"Geriye-Çoktan kırışmış alın/Ve zamanın tipisinde/Ağarmış şakaklar/Hisset-Hayat bir nefestir ancak/İstemiyordum gelmek/Ama daima dönülür ilk aşka/Yaşa-Ruhun sarılmış tatlı bir hatıraya."
(Kocadı, iktidar delisi oldu, ama devrimi de ancak böyle adamlar yapar işte! -Köşe yazarının notu.)
Marita şimdi New York'ta sosyal yardım fonlarıyla yaşıyor. İlk karşılaştıklarında Fidel'in ona verdiği zeytin yeşili gerilla şapkası hâlâ tek önemli varlığı...
Kitap, İletişim Yayınları'ndan çıktı. Ödlek hayatlarımızın sefaletini bir kez daha hissetmek isterseniz...n