Biz derin devleti çok sevmiştik!

Açıklandı. 2500 sayfa. Bir günde okumanın imkânı yok. Bağlantıları çözüp ilişkileri sindirmesi en az birkaç gün alır. Şimdilik herkes Ctrl+F (metinde belli bir sözcüğü bulmaya yarayan tuşlar) ile bilgisayarının başında zaman geçirecek. Oysa hakikaten baştan başlayıp ders çalışır gibi okumak gerekiyor.
Şimdilik iddianame metninin orasına burasına bakıyorum. Bazen çok ciddi gibi görünüyor metin, bazen aniden Armageddon, Agarta gibi fantastik maceralara sapıveriyor. Bazı kısımları Türkiye gibi, Türkiye kadar şizofrenik. İddianameyle ilgili değil; ne zaman bu tür gizli örgüt, avantür oluşum, tarikatvâri ilişkiler söz konusu olsa olayı ciddiye almak benim için güçleşiyor.
Türkiye’deki ciddi olayların böyle gayri ciddi, çizgi roman seviyesinde cereyan ettiğine inanasım gelmiyor. Böyle ‘Metal Fırtına’ eciş bücüşlüklerini ‘tahlil’ etmeyi ‘ağır ol, molla desinler/komplo anlat, entel zannetsinler’ akımı mensubu başka yazarlara bırakıyorum.
Çünkü ben, ciddiyetle sorgulanması, eleştirilmesi gerektiğine inandığım ‘devlet’, ‘derin devlet’ gibi kavramların bu kadar gayri ciddi oluşumlardan mütevellit olmasına, bu ihtimale inanamıyorum. Fakat bu iddianamenin yüzde 10’u bile ciddi olsa, bu Türkiye tarihi bakımından önemli. Onu da teslim edelim. 

Sirk tipi çete
İddianamenin fanteziye kaçmış ilişkileri anlatan bölümlerine bakınca insan bu anlamda hayal kırıklığına uğruyor. Oysa ben, biz, derin devleti ciddiye almıştık! Ülkede meydana gelen hadiseleri ona bağlıyor ve orada bir yerlerde son derece zekice plan, program yapan birileri olduğunu sanıyorduk.
Belki biraz da abartıyor muyduk, neydik! Öyle ya, bu kadar kafası çalışan insanı, bunca yurtseveri, bu kadar okumuş yazmış solcuyu her seferinde şah-mat eden şey biraz ele gelir bir şey olmalı.
Biz, kafayı sıyırmış, uzay gemileri, çakralar, kozmik hadiseler filan gibi fantezilere karışmış bir şey beklemiyorduk. Böyle sirk tipi bir terelelliden ziyade çokuluslu ilişkileri olan, CIA ile bağlantılı çalışan bir oluşum düşünmüştük. Bahtımıza, azgelişmiş ülkemize fazlaca (!) azgelişmiş bir derin devlet çetesi çıktı. Müteessiriz.
Lütfen söyleyin:
Türkiye’deki derin devleti Gladyo olmadan, CIA olmadan anlatmak mümkün müdür?

İlhan Selçuk-Oral Çelik
İlhan Selçuk’un kendi elyazısıyla yazılmış, Oral Çelik’e 500 bin dolara ‘iş’ yaptıracağına dair belge... İnsanın midesi bulanıyor tabii. Eğer bu hikâyeyle ilgili olarak İlhan Selçuk’un söyleyeceği bir şey varsa vakit geçirmeden söylemeli.
Vaktiyle insanlar ceket ceplerinden görünen ‘Cumh...’ harfleri için dövülmüşken, belki öldürülmüşken sonradan bu gazetede o katilleri öven, ‘affeden’ yazılar yazdığı için değil sadece. Aynı zamanda ismi Abdi İpekçi cinayetiyle anılan birisiyle ilişkisi söz konusu edildiği için. Bu adamla ilgili yazılar yazan Uğur Mumcu’ya böyle bir borcu olduğu için.
Haaa... Bu belge ciddi değilse ya da iddianamede çok sayıda bulunan yazım hatalarından biriyse o zaman zaten bu Ergenekon hadisesi tarihteki yerini hemen Atlantis efsanesinin yanı başında alacaktır.

Martin Mystere’i tepelemek
Cuma günü ‘Ergenekon’a ilk taşı Ergenekon olmayan atsın!’ başlıklı bir yazı yazdım. Bu ülkedeki çeteleşmenin belli bir sayıda çeteyi oluşturmanın ötesinde çeteleşmeyi bir toplumsal kültür haline getirdiğini, eğer bu ülkede bir çete ağı varsa çok azımızın tamamen bunun dışında olduğunu söyledim. Bu fikrin tekrarıyla şunu ekleyeyim:
Hakikaten bu kadarsa, hakikaten bu Atlantisli, Agartalı vaziyetlerse alsınlar bu adamları rahat edelim. ‘Bizim derin devletimiz de bu kadarmış’ deyip, boynumuzu büküp buna kanaat edelim. Martin Mystere’i tıkalım içeri, tertemiz olsun üç tarafı denizlerle çevrili cennet yurdumuz!
Ama Türk-İş Sendikası’nın ismini ‘Turkish’ diye yazan bir iddianame tarih yazabilir mi? Keşke.