Biz hâlâ Hrant'ız!

Kıyıdan İkincisi, Radikal'in dünkü manşeti. Demet Bilge Ergün ve Timur Soykan'ın "Çok vahim iddia" başlıklı manşet haberine göre, Mc Donald's bombacısı ve Hrant Dink cinayetinin azmettiricisi olmakla suçlanan Yasin Hayal, Trabzon'da üst düzey bir polis yetkilisi tarafından desteklenmiş ve korunmuş. İddia, Yasin Hayal'in babasına ait. Baba Bahattin Hayal'in anlattıkları şöyle:Üst düzey polis yetkilisi Bahattin Hayal'in cep telefonuna BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun fotoğrafını göndermiş. Telefon mesajı şöyle devam ediyormuş:"Yasin artık daha iyi yaşayacak. Biz raporumuzu buna göre düzenleriz, kendisi de kurtulur. Az ceza alır inşallah. Bayrağı Yasin gibiler yerden kaldırır." Milliyet'te Lube Ayar'ın dün yayımlanan haberine göre, İstihbarat Daire Başkanlığı'nın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdiği Hrant Dink cinayetiyle ilgili çok gizli 48 sayfalık belge, incelendikten sonra imha edildi. İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, "belgelerin istendiği zaman yeniden temin edilebileceğini" söylemiş. Bu bir. Hrant'ın vurulmasından yarım saat sonra Agos gazetesinin önünde orta yaşlı iki kadın şöyle konuşuyordu:"Yine bir çocuğu ortaya çıkaracaklar. Bu yaptı diyecekler, konu kapanacak."Türkiye'deki bütün faili meçhullerin soruşturmasında aynı şeyin olduğunu artık biliyoruz. Önce gazete manşetleri doluyor, ardından "Unutturmayacağız" konuşmaları değiş tokuş ediliyor. Siyasiler kabadayı açıklamalar yapıyorlar, hükümet soğukkanlı mesajlar vermeye, ne gayretkeş olduğunu ispatlamaya çalışıyor. Ardından haberler küçülürken soruşturmayı yürütmekle görevli ve sorumlu olanlar Türkiye'nin geleneksel belleksizliğine sırtlarını dayayıp rahat ediyorlar. Nasılsa bilgi bombardımanı ve karmaşık ilişkilerle insanların kafası karışıyor, nasılsa işler gelip bir kara deliğin kapısına dayanıyor. Soruşturma, sorgulanamayacak makamlara gelip dayandığında mesele yarı unutulmuş, yarı kabul edilmiş oluyor. Kara delik açılırken Üstelik Hrant'ın durumu devletin işini daha da kolaylaştırıyor. "Hepimiz Hrant'ız! Hepimiz Ermeniyiz!" diye yüz bin insanın bağırdığı cenazeden sonra ortaya çıkan ya da üretilen aşırı milliyetçi, derin devlet yanlısı, Ermeni karşıtı atmosfer, bu cinayetin peşinden gitmek isteyenlerin işini diğer faili meçhullere göre daha da zorlaştırıyor. Ama bu iş başka işlere benzemiyor. Bu kez Türkiye'nin belleksizliğine güvenenler yanılıyor. Çünkü Hrant'ın öldürülmesiyle ilgili soruşturmayı bütün dünyadan şüpheci gözler izliyor. Dünyanın her yerindeki Ermeni diasporası son derece aktif bir biçimde işin peşinde. Amerika'da Hrant, 1915 gibi ve neredeyse o kadar derin bir biçimde insanların hafızasına ve öfke hanelerine kazınıyor. Ermeni diasporası Los Angeles'ta ve Boston'da konuştuğum Ermeni lobisinin üst düzey üyeleri Hrant'ın ölümünü 1915'e ekliyorlar. Avrupa'dan Avustralya'ya kadar bütün Ermeni toplumu hesap sormak istiyor Türkiye'ye. Yani bu kez mesele, bu cinayeti Türkiye'ye unutturmakla bitmiyor. Varoluşlarını kolektif hafızalarının gücüne bağlayan Ermeni diasporası, dünyanın en etkili ülkelerindeki etkili pozisyonlarıyla bu soruşturmanın sonlanmasını hiçbir ayrıntıyı unutmadan. Belki Türkiye toplumuna yutturabilirsiniz ve bu ülke bu soruşturmanın sonlanmamasını kaldırabilir ama onlar kaldırmazlar. Daha şimdiden son derece şaibeli giden soruşturma sürecinde sorumlu ve yetkili olanların vicdanımıza ve adalete olduğu kadar ülkeye ne kadar zarar verdiklerini bir an önce görmeleri gerekiyor. ecetem@hotmail.com Amerika'da Hrant