Bizim memleketin kopuşları

Hindistan'ı görmüş birini artık hiçbir şey şaşırtmaz gibi gelmişti ama İstanbul'u esir alan karı, 'Popstar'a olan ilgiyi ve de Starcıların açlık grevini görünce...

Karşılaştırmalı coşmalar: Bombay mı, İstanbul mu daha "kopuk"? Hep biri geliyor mu peki? Yoo, öyle bir şey de yok. "Ne çıkarsa bahtına" tarzı! Hayat genel olarak böyle zaten Hindistan'da: Ne çıkarsa bahtına! Dünya Sosyal Forumu için geçen hafta boyunca Bombay'daydım. İran'a gittiğimde yeryüzünün en manyak trafiğini gördüğümü düşünürken birinin, "Sen bir de Bombay'ı gör" derken ne kastettiğini iyice anladım. Yoksulluğun tahayyülü aşan boyutlarını, mükemmel İngilizce konuşan dilenci çocukları, değişik ekollere mensup dilencileri, koku alma yeteneğinin gönüllü kaybını (!), sigara saran köle çocukları ve bütün bunların yanı başında duran sonsuz zenginliği, buna rağmen çıkmayan isyanı gördüm. İlk kez başka bir ülkenin sokaklarında yürürken korktum. Zira güvenli bir semtte misiniz, tehlikeli bir yerde misiniz, bunu anlamaya imkân yok. Birazdan sizi kenara çekip öldürecekler mi, yoksa son derece güvenilir ellerde misiniz, asla bilemiyorsunuz. Velhasıl bunca memleket gördüm, bu kadar "kopuğunu" görmedim. Hindistan'ı görmüş birini artık hiçbir şey şaşırtmaz gibi geldi bana. Daha doğrusu öyle gelmişti! Küçük otellerin önünde "amele pazarını" andıran çok erkekli bekleşmeler akşam vakti. Bir, iki, üç... Sonunda soruyorum beni hiç değilse makul düzeyde kazıklamaya ikna ettiğim şoföre: Ne bekliyor bunlar? "Biri gelecek diye bekliyorlar. Otele 400 - 500 rupi (10 dolar kadar) bağış yapacak, hepsi yemek yiyecekler." "Tek suçlu halk"! Radikal'in manşeti buydu önceki gün. İstanbul Valisi'nin sözleri. Memlekete güç bela gelmişiz. "Beyaz afet" diz boyu. İstanbul'un ortasında millet arabalarında mahsur kalmış. Bir öğrenci grubu o sırada bir yerde eylem yapsa eminim tez elden yetişip pataklama operasyonu için hazır bulunacak devlet, bu insanlara ulaşamıyor. Pek âlâ! Pek âlâ! Ertesi gün manşetlerde ne var? "Tek suçlu halk!" Zaten canı burnuna gelmiş insanlara bu cümlenin edilmesini müteakiben bir isyan çıkmamasının tek sebebi karın yolları kapatmış olmasıdır herhalde! Yoksa hakikaten Hindistan görmüş kişiyi bile şaşırtacak bir durum. Sonra efendim ne olmuş? Barış elenmiş! Halkımız "sosyolog öldüren" yarışma Popstar'da ezilenlerin temsilcisi, Napoleon duruşlu sokak çocuğu, baygın bakışlı "halkın starı" Bayhan'ı, hijyen alemlerinin temiz ödev görünümlü delikanlısı Barış'a tercih etmiş. Bu "halkın", "vatandaşla" dalga geçme kapasitesini bir kez de hakiki sorunları için kullanmaması da en az kar altında kalan "kör - topal modernite" kadar şaşırtıcı! Kara basma, iz olur! En tuhafı elbette, Star çalışanlarının açlık grevine başlaması. Üstelik, "duyarlı aydınları başkalarının sorunlarına sırt çevirmemeye" çağırmaları... Bu memlekette yıllardır açlık grevleri sürüyor, onlarca insan ölüyor, bunlar "terörist" olarak dertop ediliyor, insanlar cezaevlerinde diri diri yanıyor, F tipleri için ihtiyar adam ve kadınlar açlık grevinde her şeyini yitiriyor ve sonra Star çalışanları aniden o "söylemi" hatırlıyorlar: "Başkalarının sorunlarına duyarsız kalma"! Haklarının yendiği doğrudur. Basın sektöründe öyle ya da böyle herkes en az bir kere ölümcül haksızlıklara uğramıştır. Ama şimdi aniden ancak polisle çatışma olduğunda haberlerini yaptıkları insanlar gibi konuşmaya başlamaları?! Pehlivan, pehlivan! Hindistan gördüm diye övünme, Türkiye'de yaşıyorum diye yerinme! Şaşırma da ne yap yani?Ama beni en çok şaşırtan şey Birleşmiş Milletler diyarlarından tanıdığımız "renkli" sima Kofi Annan'ın, Davos'ta yapılan Dünya Ekonomi Zirvesinde, yani zenginler sofrasında, "Açlık, terörden daha tehlikeli" demiş olmasıdır. Her ne kadar kendisi kokmaz bulaşmaz, güzel insan formatında bir şahsiyet olsa da enteresan bir gelişme. Dünya Sosyal Forumu'nda, Bombay'da toplanan yeryüzü isyanı arzuhalini biraz olsun zengin sofralarına duyurabilmiş demek ki! Hoş geldik! Hoş gördük velhasıl! ecetem@hotmail.com "Sol söylemli" Starcılar