Bu bahar gelecek! Başka yolu yok!

Bu bahar gelecek! Başka yolu yok!


Sabah sabah geldin yine bu lanet olası iş yerine. Minnacık hayatların kendini pek orijinal sanan insanları, pek zekice sandıkları konuşmalarıyla iyice sündürüyorlar günü. Birden kalkıp "Baltalı İlah" tarzında saldırasın var üstlerine. Telefonun ahizesini ısırıp, dosyaları kolunla masadan şööylemesine sıyırıp sonra da çıkıp şakada şukada oynamak geliyor içinden. Şimdi şuracıkta aniden ve büsbütün delirip olayı toptan koparasın var senin.
Nasıl da normal bir kişiymiş numarası yapıyorsun. Sen aslında işlerden değil de bu "normal" insan kılığında dolaşma mecburiyetinden ötürü yoruluyorsun!

Diyelim ki, bugün sen bütün sorulara "üç" diye cevap versen:
- Bu etek nasıl durmuş sence? Popomu büyük gösteriyor di mi?
- Üç!
- Patron bu sabah sana nasıl davrandı? Bana gülümsedi biliyo’ musun?
- Üç!
- Şekerim, sanırsam sen biraz tuhafsın bugün.
- Üç!
Tıpkı Cenab Şehabeddin’in oğlu gibi. Hayatı boyunca sadece sigara içip ne sorulsa "Fasulye" demiş adam, başka da bir şey dememiş. Herhalde "Ben size bulaşmıyorum, siz de bana bulaşmayın" manasında. Sonra hastanede serum takmaya kalkmışlar koluna, daha çok yaşasın diye. İlk kez o zaman konuşmuş:
"Ben bir daha bu hayatı yaşayacaksam yaşamak istemiyorum!"
"Fasulye"den anlamayanlar için bazen ayrıca açıklama yapmak gerekebiliyor tabii...

Esasında bugün senin faturaları değişik modellerde kağıt uçak yapasın var. Apartman yöneticisine "Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına" şarkısını okumak istiyorsun apartman boşluğunda. Şehirdeki duvarlara yazılan "Bel fıtığı için arayınız: 0532...." yazılarının gizinin peşine düşmek istiyorsun. Fino köpek gezdiren bıyıklı, göbekli adamların niye gitgide çoğaldığını içlerinden birini durdurup sormak ve "Komik bir durum olduğunun siz de farkındasınız değil mi?" demek istiyorsun. Dolmuşta, otobüste önünde oturan kadının saçlarına -için içini yemiyor mu bazen bunu yapmak için dokunmak istiyorsun. Yolda yürürken zıp diye geri dönmek ve yoldakilere "Şu anda geri dönmek için bir nedenim yok ve sizin için varmış gibi yapmak niyetinde de değilim" diye bağırmak istiyorsun.
Bugün senin, birkaç çocuğun aklına tuhaf fikirler sokasın var. "Başkaları başka şey söylerse inanma. Evet, radyoların içinde küçük insanlar var ve onlar kablolardan yürüyerek oraya girerler" gibisinden mesela. Ya da:
"Yediğimiz şeylerin hepsinin karnımızda özel bölmeleri vardır, oraya giderler. Mesela peynir peynir bölmesine gider, ekmek ekmek bölmesine. Bunun gibi yani. Mide falan yalandır kesinlikle."

Bugün senin oturup Tanrı’ya bir dilekçe yazasın var:
"Sayın Tanrı bey, bilmiyorum ama mevsimlerde bir şımarma dikkatimi çekmiş bulunuyor. Maşallah havalar bin beş yüz! Tuhaf tuhaf huysuzlanmalar, ‘Gelsem mi gelmesem mi?’ tarzında nazlanmalar... Baharın bu küstah davranışlarını sizin yüksek dikkatinize sunmak isterim. Prosedürde bürokratik bir aksama olmuş olabilir mi acaba? Bir baktırıverseniz efendim. Saygılarımla arz ederim."
Doğrusu hakikaten de meşgul bir kişisin sen. Dolayısıyla bilmiyorum zamanın kalacak mı ama yarın sabaha karşı şehir meydanında bir binanın tepesine çıkıp slogan atman da gerekiyor senin:
"Bu bahar gelecek! Başka yolu yok!"
Şunu da söylemek isterim:
"Türkiye seninle gurur duyuyor!"