Bu ülkeyi sevmeyenler...

Kıyıdan Sıcak. Öğlen güneşi İstanbul'dan hıncını alır gibi eziyor asfaltı. Beşiktaş Barbaros Bulvarı'nda trafik ışıkları yanıp sönüyor. Işıkların yanında siyah giyimli gençler toplanmış. Çok genç çocuklar bunlar. Karşıya geçmeleri için yeşil ışık yandığında el ele tutuşuyorlar. Bir siyah halka oluşuyor. Halkanın ortasında Rakel Dink ve kızları. Rakel'in yüzü, sanırım o günden beri öyle bu yüz, ağlamadan önceki bir anda takılı kalmış gibi duruyor. Etrafında siyah, genç bir insan halkasıyla geçiyor Bulvar'ı Rakel. İnsanların içinde bir insan, kalabalığın içinde bir kadın, etrafında etten bir duvar, yürüyor. Buna gerek yok gibi geliyor insana önce. Yadırgıyorsun. İçi acıyor insanın. Bir halka içinde yürümek zorunda hissetmesine yanıyorsun. "Bu kadar mı korkunç bu ülke, bu insanlar?" diye soruyorsun. İnsan halkası, et duvar ile birlikte yürüyorum, Bulvar'ı geçiyoruz. Tam yolun ortasındayken bir adamın dişlerinin arasından tıslayan sesini duyuyorum:"Şerefsizler!"Ardından bir kadın, sinsi bir öfkeyle cık cıklıyor. Sevgilisi katledilmiş bir kadına öfkelenecek, onun acısından nefret edecek insanlar olamaz gibi gelir insana. Oysa tam yolun ortasında... İçi acıyor insanın O halkaya, Rakel'e yakın yürüyünce anlıyor insan. Bu ülkede artık vahşice öldürülmüş insanların geri bıraktıkları eşlerine bile öfkelenebilecek insanlar var. Ve evet, Rakel'in etrafında etten bir halkaya gerek varmış meğer. Kahretsin ki böyle...Çünkü mahkeme kapısında Yasin Hayal'in avukatı Fuat Turgut bağırıyor:"Hepiniz Ermenisiniz, cehenneme gidin!"Devam ediyor basının uzattığı mikrofonlara:"Onlar Koçaryan çocuğu!"Oysa hepsi, hepimiz bu toprağın çocuğuyuz. Bu toprak Ermenileri, "Hepimiz Ermeniyiz" diyenleri de doğuruyorsa eğer, bu toprağın kendinden nefret ediyor olmalı bu adamlar. "Şerefsiz" diye tıslayan adam, cık cıklayan kadın bu toprağın kendisinden nefret ediyor olmalı. Bu ülkeyi sevmiyor olmalılar. Bu ülkeyi bu haliyle, bu zenginliğiyle sevmeye cesaret edemiyorlar. Anadolu'yu beğenmiyorlar. Süryani, Kürt, Ermeni, Yezidi, Yahudi diye ayırıp insanları, bu ülkeyi etten duvarlarla bölüyorlar. Türkiye, çok dip bir dalgayla iç savaşa hazırlanıyor gibi geliyor bazen bana. İnsanların birbirinden nefret edişi öyle bir hal aldı ki sanki bir kıvılcım bekleniyor gibi. Eski Yugoslavyalı bir tanıdık anlatmıştı:"Bir gün içinde oldu her şey sanki. Yıllardır beraber yaşadığımız komşuların farklı etnik kökenlerden geldiğini öğrendik ve insanlar bir gün içinde birbirlerine saldırmaya başladı. Başka bir etnik kökeni olduğu için yirmi yıllık karısını öldüren adamlar bile vardı." Avukatı bağırıyor "Normal" insanların kafaları karıştırıldığı zaman ne vahşi, ne saldırgan olabileceğini insanlık tarihi gösterdi bize. Anadolu'nun tarihi bu karışıklıklardan akan oluk oluk kanla doludur. "Bebeklerden katil yapmakta" mahirdir bu toprak. Ve bu toprakta hep birilerinin gözü olduğu söylenir... Basın açıklaması yapılıyor. Ardından Hrant'ın bir konuşması duyuluyor hoparlörlerden:"Bizim bu ülkede gözümün olduğunu söylüyorlar. Evet var. Ama bu toprağı alıp kaçmak için değil. Bu toprağın en dibine girmek için."Bu toprağın dibindeki iyi insanlar üzerinde kalanlardan daha çok olmadan önce bir şey yapmalı. ecetem@hotmail.com Bir şey yapmalı