Cesaret, cesaret, daha fazla cesaret:

Erkekler de eğitilebilir!



Doktorların grevi, Genelkurmay'da "fişleme krizi"... Ama bugün bu köşe yazarı, inat edecek, gündemden, cayır cayır yanan o anayoldan sakin bir patikaya sapacak ve çarşamba günü kaldığı yerden devamla töre cinayetleri üzerine birkaç kelam edecek.
Çarşamba günü dedim ki, bu töre cinayetlerinin "töreyle" veya bilinen herhangi bir "hukukla" ilgisi yok. Herhangi bir hukuku yok bu işin, demiştim. Bu katliamlar ve katliamı meşrulaştıran gerekçeler, her ailenin erkekleri tarafından ayrı ayrı belirleniyor; yani son derece esnek bir öldürme tarzı "töre cinayeti" dedikleri, belli bir kuralı yok. Esasında yani, erkekler canları ne isterse onu yapıyor sonra da bunun adı "töre" konuyor. Budur yani, demiştim çarşamba günü. Ve eklemiştim: Son yıllarda Doğu ve Güneydoğu'da, sivil toplum örgütlerinin ve GAP İdaresi üzerinden devletin planladığı bütün sosyal yardım projeleri kadınlara akıtılıyor. Kadınlar bilinçlendikçe bilinçleniyor ve fakat erkekler... Aynılar yani. İktidar da onların ellerinde olduğu için ve bilinçlenen kafalar da kırılabildiği için sürüp giden hayatta hiçbir şey değişmiyor. Artık biraz cesaret edip bu toplumsal projeler erkeklere de yönelmeli. Şu erkekler de cancağızım, biraz bilinçlenmeli!

Bu kurslar nasıl düzenlenecek peki? Erkekleri eğitmek, kadınları eğitmek kadar kolay değil: Zira erkekler bir araya geldiklerinde, en çok birbirlerinden korktukları için ve birinin daha "az" erkek olması onun kişi olarak topluluk tarafından yok edileceği anlamına geldiğinden, tutundukları erkeklik jargonunu asla bırakmayacaklardır. Böyledir; erkekler bir aradayken öğrenmeye dirençlidirler; ancak tek tek olduklarında normalleşirler. Bu sebepten belki de kişiye özel programlar düzenlemelidir. Bu programlar mutlaka ama mutlaka kadınlar tarafından uygulanmalıdır. Velhasıl, programların teknik yöntemleri üzerinde "iktidarı tehdit etmeyecek" şekilde düzenlemeler yapılmalıdır. Çünkü bazı organlarından kaynaklı olarak iktidar duygusuna sahip olan ve başka da hiçbir özelliği sahip olmayan kimi erkekler bu iktidarın zedelenmesi ihtimalini "iğdiş" edilmek olarak algılayıp, bu tehdit karşısında vahşileşirler.

Birincisi, kadınlara tecavüz edilmemesi gerektiği açık bir dille anlatılmalı. Kadınları öldürünce de birini öldürmüş sayılacakları bilgisi kafalarında iyice netleştirilmeli. Kadınları sözleri, hareketleri ve bakışlarıyla taciz eden erkeklerin insanlarda (kadınlarda ve normal insan olan erkeklerde) "tiksinti" uyandırdığı belletilmeli onlara; çünkü onlar bunu bilmiyorlar. Bir de şu var ki; bu kurs sırasında klinik tedaviye ihtiyacı olan büyük bir grup çıkabilir ortaya. Bayağı kalabalık bir gruba psikiyatrik müdahale gerekebilir. Bunun için de "sahra tipi terapi merkezleri" kurulmalı. Bana sorarsanız ağır ilaç tedavisi de gerekecektir. Bu konuda da çeşitli fonlar bulunmalı. Hatta kızlarına tecavüz edip sonra da "pislendi" diye öldüren erkeklere belki de "lobotomi" ameliyatı uygulanması en ekonomik çözüm olacaktır.
Bu öneriler abartılı ve komik gelebilir kulağa. Doğrudur. Üstelik bu sözler, normal insanlar değil; üstünlük saplantısıyla malul erkekler içindir. Ama bu ülke, üniversite öğrencilerine bu kadar merhametsizken tecavüzcülere ve töre katillerine bu kadar şefkatliyken konuyla ilgili daha başka ne denebilir?