Dünya yalan; siz nesiniz?

"Özgürlük ellerimizde!"


     Hatırlayacaksınız, olaylar Arizona çölleri havası verilmiş Kapadokya dolaylarında başlamıştı. Kız göbeğini açmakla kalmamış, yer yer sutyenle dolaşacak kadar kendini serbestliğe vermişti. Reklam metninde, buluttan tahrik kapan Türk erkeklerine yer verilmediğinden ferah feza, yer yer otantik, yer yer muasır medeniyet havası içeren, arzuya göre kremalı bir reklam kampanyasıydı. Olaylar geliştikçe gelişti. Bir Fransız filmi anlamsızlığında esas oğlanı bulmalar, yine aynı anlamsızlıkla kaybetmeler, arada Tarkan'la karşılaşıp flörtleşmeler, balonlara atlamalar, uçmalar filan derken nihayet vuslat gerçekleşti: Oğlanla kız, ana baba günü bir Tarkan konserinde bir kovboy şapkası marifetiyle birbirlerini buldular. Cilalı İbo'nun aniden ortaya çıkıp bir horozu gırtlaklamak suretiyle olaya dahil olması bu vuslattan sonra mıydı önce miydi, hatırlamıyorum.
     "Özgürlük ellerimizde!"
     Kampanyanın yeni bölümünde görüyoruz ki, "özgürlerin" artık "seviyeli", saygı ve sevgi çerçevesinde bir ilişkileri var. Allah tamamına erdirsin! Ortak arkadaşlar edinmişler, neredeyse birbirlerinden sıkılacak kadar "kurumsallaşmışlar", kendilerine İtalyan tarzı, son derece dekoratif, gençlere göre bir ilişki yapmışlar. Fakat gelin görün ki, serde maceracılık var. Maceracı şahsiyetler aniden, artık erken emekli mi desem, kadrosuzluktan açığa alınmış mı desem, KGB ajanı kozmetiğine bulanmış, bakımlı birtakım insanlarca saldırıya uğruyorlar. Hani "Komünist rejim özgürlüklere aykırıdır" adlı artık epeyce de modası geçmiş bir imgeye gönderme yapılıyor herhalde, bilemiyorum. Neyse efendim, kız şangır şungur pencerelerden atlıyor. O sırada arkada çalan şarkının, muhtemelen Nil Hanım'ın hayatta vardığı yeni merhaleyi ele alan sözleri şöyle:
     "Yalan dünya! / Sen yalansan biz de buyuz!"
     Ve derin final:
     
     "Pencerenin pervazı sıkıştıysa camdan atlayabilirsiniz!" manasında anladığım kadarıyla.
     
     Çocuklar evlerini daha yeni kurmuşken başlarına gelen bu talihsiz ve süper manasız olay elbette üzüntü verici. Ancak merak da bir yandan:
     Kardeşim siz nesiniz? Dünya yalan, orası muhakkak, ancak sizin durduğunuz hangi durak?
     Öyle görünüyor ki, artık "meşazlı" reklam tercih ediliyor. Kot pantolon reklamları "Daha iyi bir hayat yaşa!" diyor, bir spor ayakkabısı reklamı "Ölü Ozanlar Derneği" filminin klişe başkaldırı sahnelerini alıp oradan tek tip kıyafeti "sorguluyor" ve nihayet cep telefonu reklamında artık arş - ı alaya erilmiş olunduğu için "Özgürlük ellerimizde!" deniyor. Fakat gelin görün ki, son derece lezzetli ağızda dağılan bu "özgürlük şarkılarının" tam olarak neden bahsettiği belli olmadığı gibi neye karşı söylendiği de belli değil. Olmamalı da zaten. Yeni olay bu çünkü: Cep telefonu servis sağlayıcısı reklamına çık, "muhalif" ol, reklam şarkısı sözünde özgürlükten filan bahset ve televolede "seni "marjinal şarkıcı" diye ansınlar! Farklı olduğunu söyle, A + tüketiciye "özgürlük ellerinde!" diye bağır ve camlardan aşağı atla!
     Dünya yalansa siz de busunuz işte!