Eledim eledim...

Kadınların çok dilli elleri: "Maçkada İspanyol askerleri için düzenlenen törende..."Demek ölen "askerlerin" ardında kalan kadınlar böyle oluyorlar. Savaş olunca, mesele askerlik olunca, devletin güçlü kuvvetli yüzü yumuşamasın diye ağlayanlar pek gösterilmez. Kimliksiz karıncalar gibi söz edilir askerlerden: 5, 15, 27. Belli bir sayıdan sonra da nedense isimleri verilmez. Ama bu kez uçak kazasında öldükleri için, mesele bir savaş olmadığı için, kurtarılacak bir "ordu gururu" olmadığından ölenlerin ardında kalanları göstermek zafiyete düşmek sayılmadı. İspanyadan gelen kadınlar, çocuklarının adlarının yazılı olduğu mermeri öpüyordu, buz gibi taşa yapıştırıp dudaklarını, tam adlarının üzerini. Çok haber vardı dün. Iraktaki çatışmalar, ölenler, ölen askerler... Filistindeki çatışmalar, ölenler, ölen askerler... Yeryüzünün ülkelerinde ölenler, ölen askerler. Sayılardan söz ediliyordu. Ekranın altındaki bantta birkaç saniye kalıyordu ölenlerin kafa sayıları. Ama sonra başka bir haber: Maçkalı kadınlar, geçen yıl yaşanan uçak kazasında ölen ve gövdeleri Maçkada bulunan İspanyol askerlerinin yakınlarını karşılıyorlardı. Ağlayan İspanyol kadınların gözyaşlarını yemenilerinin ucuyla siliyorlardı. Bu da buralara ait bir şefkat jestidir işte; yemeninin ucuyla gözyaşı silmek. Ne İspanyol kadınlar ne de Maçkalı kadınlar birbirinin dilini biliyordu. Ama daha karşılaşır karşılaşmaz sarıldılar, sarılıp ağlamaya başladılar. Askerler için yapılan anıta sarılarak, birbirlerine dayanarak yürüdüler. Yeryüzündeki bütün kadınlar böyledirler. Aralarında, dillerin üzerinden akan bir "bilgi kanalı" vardır. Kadınlar, çocuğu ölünce bir kadının neresinin acıdığını, yeryüzündeki her kadının orasının acıdığını bilirler. Bu yüzden hiçbir erkeğin anlattığı mühim savaş gerekçelerini dinleyemezler. Dinlerken hepsi gülerler. Sonunda, çocukların öleceğini, onlar ölünce yeryüzündeki bütün kadınların tam oralarına eritilmiş kurşun akacağını bilirler. Ancak çocuğu olmayan kadınlar savaş haberlerini soğukkanlılıkla ve taraf tutarak izleyebilirler. Kadınlar, yeryüzündeki bütün kadınların bütün ölü çocukları için kendi çocukları gibi yas tutabilirler. Yemeninin ucu Bir aylık Sinanı kucağına aldı, henüz anneliğe alışamamıştı. Zaten galiba annelik öyle pat diye "erilen" değil, alışılan bir şey. Emzirirken, ne zor olduğunu anlatıyordu bebek yapmanın, büyütmenin. "Sen büyüteceksin, sefasını başka kadınlar sürecek" diyordum ben, tamamen şakadan. "Fena kaynana olabilirim" dedi, "Şimdi bu kadar zorluk çekince anlıyor insan."O kadar zorluk çekince insan, bir insanın nasıl yaratıldığını, içinden, kanından, etinden verilip büyütüldüğünü görünce... Yani sonra bir kurşun, bir kaza, bir yanlışlık ve... Bir anda. Bu hayal edilebilecek bir acı değil. Akıl almaz bir yıkım. Her kadın, anne olduğunda yeryüzünü kaplayan, kadınlar arasında akan bir duygu kanalına ekleniyor aslında. Yaşamanın ne kutsal olduğunu anlayan... ecetem@hotmail.com Aynalı beşik