Erkek ahlâkının şanslı zaferi kutlu olsun!

Görkemli final: Derya Tuna vuruldu! Olayın İstanbulun zengin semtlerinin birinde, çift kat cilalanmış meşhurları arasında geçmesi, bütün kostüm ve dekorun Batı standartlarında olması sonucu değiştirmez: Eğer mesele "hafif bir dul" ise, en ucuzundan bir köy filminde ne olacaksa o olur: Erkek iktidarını sarsan dul, vurulur! Kışkırmış Erkekler Hukuku Transparan bir elbise giyen bir "ana", üstelik de bir "dul"(!), hem güdük erkek egemen ahlak, hem de anneliği cinsellikten temizlenmiş bir ruhani kimlik olarak gören zavallı değerler uyarınca yok edilmelidir. Günahkâr kadın, ölmelidir! Onu öldürmek meşrudur; çünkü, bacak arasına sıkıştırılmış bir mesele olarak namus, ancak o bacaklara kurşun sıkılarak temizlenebilir. Günahkâr kadın, erkek iktidarını sarsmış, başına buyruk davranıp en yüce değer olan erkekliği "kışkırtmıştır". Ve şunu herkes bilir ki, Türkiyede erkek "kışkırmaya" görsün, derhal meşru bir "cinnet geçirir" ve yine derhal en meşru hakkı olan kadını yok etme hakkını kullanabilir. Suçu kim işlemiştir? O kadar önemli mi? Mühim olan bu hakkın, Edirneden Ardahana kadar bütün yurt sathında, bir toplumun zulasında sakladığı bir ahlak uyarınca "anlaşılabilir", "kabul edilebilir" olmasıdır. Üstelik şunu da biliyoruz ki, bu ülkede insanların bir "resmi görüşleri" bir de esas fikirleri vardır. Şimdi sorsak bütün adamlar, ezberini iyi yapmış bir ilkokul öğrencisi gibi bu olayın ne kadar yanlış olduğunu söyleyecek, sonra içlerinden kimileri boşandığı karısı bir "yamuk" yaptığı anda acele tarafından bir "cinnet" geçiriverecek ve diğerleri onu "anlayacaktır". Tost, bıçak, kurşun Birinci bölüm: "Dünyayı Sarsan Çift Kaşarlı"!Şimdi bir konuya iki saniye konsantre olabilen herkes bal gibi bilir ki o "Gelmeyeceksen bekletme" mesajı, ancak "Gelebilir miyim?" diye sormuş bir adama çekilebilir. Ama olaydaki erkek kahramanımız, evliliğin meşruiyet halesiyle ve erkekliğin sorgulanamaz iktidarıyla korunduğu için birinci bölümün sonunda günahkâr kadın Şıkel olur. Çünkü evlilik, erkeği pirüpak eder, onu "kışkırtmaya" kalkan "kötü kadının" tez kellesi getirilmelidir! Derya Tunanın kurşunlanması, sanki "Ben Kadının Ahlaklısını Severim" adlı ucuz bir dizinin üçüncü ve son bölümüydü. "Her erkek bir kaplandır" Ve son bölüm: "Şeffaf Dulları Vururlar"! Derya Tuna kurşunlanır.Katil kimdir? Katil, kızlarını, kanla, ikiyüzlülükle, ödleklikle yapış yapış olup, kurtlanmış bir ahlakın biçerdöverinin ağızına bırakan bir ülkedir! ecetem@hotmail.com "Her Erkek Bir Kaplandır" adlı ikinci bölüm, Adanada, bir adamın karısını kaldırım kenarında, el işi ödevi yapar gibi kesmesiyle yaşandı. Polisin, diyelim ki üniversite öğrencileri üzerinde uygulamaya hiç zahmet etmediği "ikna yöntemini" her nedense bu olayda kullanası geldi. Niye? Çünkü polis de biliyordu ki, erkekler kışkırabilir ve kışkırmış bir erkek Türkiyede on kaplan gücündedir! Üstelik kadın kim bilir nasıl bir yamuk yapmıştır. Zaten kadın, adamın karısı değil midir? O vakit zaten ortada hikmetinden sual olunmaz bir "aile içi mesele" vardır ve bu erkek iktidarı altında "halledilir".