Görünüyorum öyleyse varım!

Görünüyorum öyleyse varım!



Görünüyorum öyleyse varım Besteci, "gerçek insan" Ergüder Yoldaş, on iki yıllık Büyükada inzivasından geri döndü. "Öncesi - sonrası" tadında fotoğrafları her yerde yayımlanıyor. Bir tür "topluma kazandırma" iştahı da yok değil fotoğraflarda. Fotoğraf altı yazılarına bakılırsa, bu geri dönüşü Yoldaş dışında herkes biraz abartmış durumda. Oysa kahramanımız sadece "Yapacak bestelerim birikmişti, geri geldim" demiş. Halden anlamayanlara "silik" gelebilecek bu açıklamaları, kendi iç limanına çekilmesine neden olan hayat görüşünün değişmediğini anlatmak için yapıyor olmalı. Oysa fotoğraflar başka bir hikâye anlatıyor sanki:
"Zavallı bir hayat sürüyordu. Neyse ki yalnızlıktan bezdi ve sonunda ‘bizim gibi’ yaşamaya karar verdi. Doğru yolu buldu, temiz pak bir adam oldu."
Böyle bir cümle kuruyor sanki fotoğraflar. Bir süreliğine görünmeme, dahil olmama hakkını kullanmış bir adamın sırf söyleyecek sözleri biriktiği için geri dönme halini başka bir şey zannediyorlar sanki. Bir daha bu hakkı kullanmayacağını sanıyorlar. Sakalını göbeğine kadar uzatan bir adamın cilalı makosenler giymesini sanki biraz fazla abartıyorlar.

Görünüyorum öyleyse varım Biri Bizi Gözetliyor yarışmasının yeni yarışmacıları şirin hapishanelerine geçen gün girdiler. Malum, her yerde kamera var. Enteresan olan bu değil, enteresan olan daha önce hiç kamera görmemiş insanların bu yeni duruma bu kadar "antrenmanlı" girmeleri. Bu insanlar bu kadar çok "görünmeye" nerede alıştılar? Kameralara göre pozisyon almalar, Televole şahsiyetleri gibi "demeç" tadında konuşmalar, kameralar var diye vasatın vasatı görüşler beyan etmeler, her daim şirin mi şirin fotoğraf vermeyi becermeler... Bu ülkenin insanları "görünmeye" ne zaman bu kadar alıştı? Varolmak için görünmek ne zaman bir ön koşul oldu. Görünmeyen insanlar kendilerini yok gibi hissetmeye ne zaman başladılar? Herkesin birbirini itekleyerek daha çok görünmeye çalışması, göründükçe kıymeti kendinden menkul bir "ünlülük" mertebesine ermesi... Sonunda toplu fotoğrafın altında "Görünüyorum öyleyse varım!" yazması... Elbette iğreti duracaktır Ergüder Yoldaş gibi adamlar bu müptezel fotoğrafta. Elbette fotoğrafın "kıyısında" hatta çoğu kez dışında kalacaklardır ve iyi ki öyle olacaktır.
"Dış" için yaşayan, görünerek varolan bir insan topluluğu elbette kendi "iç"ini, yani gösteriye dahil olamayacak olan en kıymetli yanını unutmak suretiyle yok edecektir. İşte tam da bu yüzden, bu "içsizler" kalabalığının ortasında "içi" olanlar kendini hep biraz yalnız hissedecek ve onların gitme ya da görünmeme hakkı baki kalacaktır. Yerleşmek için gelmeyecekler, giderken geri dönme hesapları yapmayacaklardır.

Mühim not: Çarşamba günü Ankara’ya geliyorum (ya da gidiyorum). ODTÜ’de söyleşi var. Saat 15.00’de, Kültür Kongre Merkezi A Salonu. Konuşacağız, hayattan filan.