Halay çekelim: Yara kapansın!

Tunceli'de, Arda boylarında ya da Diyarbakır'da, konuşmak sakıncalı olduğu için halay çekilmiyor mu aslında? Aslında, acıyı anlatmak tehlikeli olduğu için düzenlenmiyor mu 'eğlenceler'?

"Bak ne kadar yakın karşı kıyı!"Mutlaka birileri "Bak arabalar bile seçiliyor" der. Rakılı gözler, uzaktaki ışığa sanki tanıdık birilerini görecekmiş gibi dalıp gider. Masadakilerden hiçbiri yaşamamış olsa da mübadele yıllarını, sanki şimdi hatırlamadığı, hiç tanımadığı kardeşinden ayrılmış gibi öyle buruk... O burkulmadan dolayı işte, buz gibi diplomatik seslerle bile olsa 'YunanTürk dostluğu' dendi mi, hepsinin kalbinden başlamadan beli kırılmış bir isyan geçer. Kaç deniz mili bilemem, ama doğrudur; her iki kıyıda da insanların kalpleri, birbirlerinin kara sularını işgal eder. Niye durduk? Haydi içelim, camiye mi geldik?! Ne zaman rakı içilse Ege kıyılarında, masada biri mutlaka söyler bunu: Omurgadaki acı Birbirine sarılıp da ağlayası olanların, acıyı anlatmak yasak olduğu için yalandan 'eğlenmesinin' ne buruk. Niye durduk? Hadi bakalım, camiye mi geldik? Her kim ki bu topraklarda doğmuştur, omurgasında kendinden önce yaşanan acıların nakışını taşımaktadır. Diyarbakır'da silah tacirlerince, Tunceli'de işkencecilerce, Ege'de mübadelenin çelik süngüleriyle öldürülmüş, kaybedilmiş, uzaklara gönderilmiş kardeşini arar herkes. O 'şenlikler' omurgadaki o sızıyı dindirmek için düzenlenir. Arda nehri kenarında Yunanistan'dan Türkiye'den genç insanlar buluşup dans eder. Tunceli'deki Munzur Doğa ve Kültür Festivali'nde işkenceciden sağ kurtulmuş olanlar halay çeker. Diyarbakır'da ayrı düşmüş kardeşler futbol maçı yapar. Omurgadaki o sızıyla halay çekmenin insanın canını ne çok acıttığını ancak kardeşinden ayrı düşürülmüş olanlar anlar. Sakıncalı yerlere şenlik! Acılar 'zararsız' eğlencelerin sınırlarını aşar çünkü, hakikatler emniyetli halayların peşine takılacak kadar 'şirin' değil.Bu bile çok görülüyor diğer yandan. MHP'nin il örgütü bile bulunmamasına rağmen niye asılır ki "Devlet Bahçeli'ye katkılarından dolayı teşekkür ederiz" pankartı Tunceli'ye? İnsanlar onca acıya rağmen 'yalandan eğlenmeye' bile kanaat ederken?Zaten kayıp kardeşini halayda aramaktan başka yolu kalmamış insanların halayı yeterince buruk. Niye durduk? Haydi içelim kardeşim, yoksa camiye mi geldik? ecetem@hotmail.com.tr Sözsüz eğlenceler, sözün yasak olduğu yerlerde, söz söylemenin sakıncalı olduğu meselelerde 'ses çıkarmanın' tek yolu gibi. Acılar üzerine halay çekilecek çaresiz. 'Bari bundan sonra' gibi hüzünlü bir neşe estirilecek. Eğlencenin ötesi pek sakıncalı zira. Tunceli'de 'konuşulacak' panellerin iptal edilmesinin nedeni bu değil mi mesela? Halayların değil panellerin!