Hayatın noktalama işaretleri

‘Neden?!”   Öyle bir sordu ki, suçlu hissetmem gerekiyordu sanki. Yüzüne farkında olmadan yerleştirdiği suçlayıcı ifadeyi hissetmiş olmalı ki, daha yumuşak bir sesle tekrarladı:
“Neden ki? Neden yani?”
Bu sorunun, durum göz önüne alındığında çok saçma olduğunun farkına vardı aslında, ama bir kere ağzından çıktığı için de geri adım atmak yerine sorusunun arkasında durmayı tercih etti:
“Neden şimdi?”
“Bir nedeni yok” dedim, “Canım öyle istedi.”
Çıplak gözle seçilemeyecek kadar kısa bir süre donduk karşılıklı. 

Bir ayrılık hikâyesi
Bir ayrılık hikâyesi gibi anlatmamın nedeni, bunun bir ayrılık hikâyesi olması aslında. Çünkü...
Bugünlerde sigarayı bırakmaya çalışıyorum. Aslında bıraktım. Allen Carr’ın “Sigarayı Bırakmanın Kolay Yolu” diye bir kitabı var. Böyle şeyleri zırnık ciddiye almayan biri olarak söyleyeyim: Bıraktırıyor. Daha doğrusu siz bırakmak istiyorsanız bu kitaba başladıktan sonra artık sigara içmekte zorlanıyorsunuz. İşin içinde bir abrakadabra var mı, bilmiyorum. Elbette “Aa hiç aklıma gelmiyor”, “Canım hiç istemiyor” filan da diyemem.
Ara ara fena halde vuruyor namussuz. Ama o bağımlılık kıvranmaları kadar ve belki daha da beteri sigara içen arkadaşlar.
Çoğu farkında değiller muhakkak. Sigarayı bıraktığımdan beri bana bakışlarında bir değişme oldu. İhanet etmişim, davayı satmışım gibi inceden bir tavır. Sigara yasaklanalı ve gayri meşru ilan edileli beri daha ziyade yeraltında yaşayan bir örgüt veyahut da bir gizli teşkilat haline gelen sigara içenlerden ayrıldım diye oluyor bunlar. Çünkü elbette ben de biliyorum:
Sigara içenler, içmeyenleri aşağılarlar.  

Sigara içmeyen ‘ottur’
Sigara içmeyenler, içenlere acıyabilirler, zavallı bulabilirler. Ama içenler, içmeyenleri çok fena şekilde aşağılarlar. Onlar ‘ot’ gibidir, yarı aptaldır, saftır, derdi tasası yoktur, vesaire. Şahsen çok iyi hatırlıyorum, daha önceki yıllarda “Sigara içmeyene güvenmem ben” dediğimi, zira onların sigara içmeyecek kadar “duyarsız” olduğunu savunuyordum. O kadar umurunda değil ki dünya, sigara bile içmiyor yani!
Şimdi “duyarlılar” grubundan ayrıldım. Davaya ihanet ettim. Hem de böyle bir zamanda! Sigara muktedir tarafından yasaklanırken! Hem de yoldaşlarım bu kadar ciddi baskı altındayken. Dostlarımdan bağışlanmayı dilemeyeceğim elbette ama dumandan dünyaya 19 yıldır verdiğim ‘hizmetin’ de göz ardı edilmesini istemem. Biz de bu yola ciğerlerimizi koymuşuz. Damarlarımızı, beyin hücrelerimizi, kalbimizi, dolaşım sistemimizi hesapsız masaya koymuşuz. Bunlar yok sayılmasın tabii. 

Noktalamasız
Ve bilinsin ki sigara bu hayatın noktalama işaretidir. Yazı bitti, ne yapacaksın? Nokta gibi yak bir sigara. Yemek bitti, at bir virgül tatlıdan önce. Yak bir sigara.
Ağladın, bağırdın. Ünlem işareti lazım, yak bir sigara. Güldün, yak bir tane daha. Düşündün, bulamadın, noktalı virgül, soru işareti, lazım bir sigara. Hayatın bütün noktalama işaretlerini dumanla koyan bir kabiledir sigara içenler.
Artık giderek bir gizli örgüt aslında. Lokanta kapılarında, sinema önlerinde, hep kapılarda, bacalarda yaşayan bir teşkilat-ı mahsusa!
Ben noktalamayı kaldırdım. Bakalım bu cümleyi kurabilecek miyim? Noktasız, virgülsüz, öyle dümdüz, çocukluğumuzdaki gibi yaşayabilecek miyim? Akıbetten haberdar ederim.

DİĞER YENİ YAZILAR