İmanlı adamlar

Delal’e ve babasına...
 
“Hadi be, gelin birlikte kaldıralım şu adamı o kaldırımdan, sonsuza kadar. Nasıl birazcık kalkıp geldiyse Hrazdan Stadı’na göbek atmaya, coşmaya, gelin, öyle bir şeyler yapalım ki, hiç yatmamak üzere kalksın o kaldırımdan. Bırakmayalım orada kanamaya devam etsin. O orada yattıkça ve kanadıkça acıyor, acıtıyor...
Gelin, bırakalım, geçsin sınır kapısından, bir o yana bir bu yana. Kedi-köpek koştursun sınırda, hayalindeki gibi. Hadi be, Ermenisiyle, Türküyle... Hadi, tutun babamın bi ucundan. Uzatın elinizi. Merak etmeyin, zaten o nazlanmaz, hele sizi hiç kırmaz, bir dediğinizi iki etmez, hemen kalkar, sizinle birlikte sınır kapısında gidip göbek atmaya. Yeter ki bir el verin.”
Delal Dink, birkaç gün önce Agos gazetesinde yazdığı yazıyı bu cümlelerle bitirdi. Erivan’daki maçı anlatıyordu, gün boyunca gördükleri ve hissettiklerinden nasıl sarhoş olduğunu. Babasının kalbini eline alıp gittiği için, Hrant’ın acılı ve serin gölgesi başının üzerinde dolaştığı için başka türlü bir geziydi onunki kuşkusuz. Ne kadar Erivan’a gittiyse, belli ki o kadar da kendi yasında yola çıkmıştı. 

Dostların arasında
‘Ne kadar kızgınım babama, bırakıp da gitmediği için yurtdışına’ diyordu yazıda. Sonra, görünce Erivan’da Hrant’ın, babasının peşinden gelenleri, yemek masasında sırasıyla dostlarının tek tek, sesleri titreyerek kalkıp yaptıkları konuşmaları duyunca ‘Benim aslan babam’ diyor:
‘Bu insanları bırakıp nereye gidilir? Elbette kalacaktı!’
Bu ülkede Delal yaşında, benim yaşımda kaç kız çocuğu, kaç oğlan çocuğu babasına ya da babasının hatırasına bakıp bunları düşünüyordur? Kaç çocuk içinden ‘Ah benim saf babam’ diyordur, sonra gözleri dolarak, keder ve sızılı bir sevgiyle ‘Ah benim aslan babam!’ diye bitiriyordur iç cümlesini? 

Arkadaşa iman etmiş
Baban solcu olduğu için saf mıydı? Ermeniliğini saklamadığı için? Ya da Aleviliğini? Ya da baban senin, Kürt halkının insan hakları için konuştuğu için, bazen tek başına konuştuğu için saf mıydı? Senin baban yazlık almaktan ziyade parasını sendikaya, partiye, örgüte, yurtdışına kaçan arkadaşlara verdiği için saf mıydı?
Baban insanlara inandı. Dostlarına inandı baban. Tanrı’dan daha çok insanlığa inandı. Arkadaşlığa, her şeyden umut kesilse bile umut kesilmeyecek arkadaşlara inandı. Senin baban saf mıydı?
Senin baban kardeşim, kız ve oğlan kardeşim, baban, aslan gibi bir adamdı. Dağ gibi. Hepinizin babalarını biliyorum. Hepsi için söylüyorum. Hepsi de aslan gibiydi. Dostlara, dostluğa, toprağa ve vicdana inanmıştı. Arkadaşlarına iman etmiş adamlardı onlar.  

Hrant’a göbek attırmak
Dünya bu aslan gibi, ‘saf’ adamların sırtında duruyor. Onlar olmasa bu dev küre oyuncak bir top gibi, Tanrı’nın oyuncağı gibi yuvarlanıp giderdi boşluğa. Baban gibi adamlar olmasaydı, hayatın, ülkenin, toprağın ve dostluğun hiçbir anlamı olmazdı. Bu ülkede sırf baban için, baban gibi adamlar için kalanlar var. Sırf onlara borçlu oldukları için gitmeyenler. Bu ülke biraz da bu vicdan borcundan müteşekkil. O yüzden senin o saf baban, iyi ki vardı. 

Ve teşekkürler!
Şimdi yasının karanlık kısmı biterken bir mananın peşinden sürüklüyor bir ülkeyi. Sürükleyip ülkeyi, kendi sınırlarından geçiriyor, kendi günahlarına götürüyor, şefkatle sarıp sonra kendine geri getiriyor. Senin baban bunları yapabiliyor. Ah senin o saf baban yok mu...
Ve Delal, teşekkürler. Babanı yerden kaldırdığın için, hatta bir de göbek attırdığın için teşekkürler.
Mühim not: 12 Eylül için yazdığım ’21 Dakika’ yazısı Darbe Karşıtı Platform mitinginde KESK Başkanı Sami Evren tarafından okunmuş, dakikalarca alkışlanmış. O alkışların her birine tek tek teşekkür ederim. İyi ki varsınız. Bu ülkede yaşamaya anlam katıyorsunuz.