İnsanın kendisinden farkı nedir?

"Sonunda her şey, ortalama insanların dünyaya karşı çekirdek çitleyen beyinlerinin hazmedebileceği küçük lokmalara bölünür. Anlamlar ufalanıp, sistemin tükürüğüyle yumuşatıldıktan sonra "sıradan" insanların gırtlağından aşağı bırakılır. Böylece "karşı olanların" hikâyesi ağızda dağılan, yutulması ve hazmı kolay, süslü bir pasta olarak servise sunulur. Yani en sonunda "ailenizin delifişek, tatlı polisi" Memoli, A Takımı programına renk katmak için Deniz Gezmiş oluverir. Mehmet Ali Alabora Deniz Gezmiş "kılığına girince" bu "şirin" bir şey olur. Deniz Gezmişi anmak gibi bir "afacanlık" sistemin rızasını almış olur böylece, "gösterinin" iltifatını kazanmış olur ölü çocuklar. Yaşasın!?" Pazartesi günü "Siz de Bir Dilim Deniz Gezmiş Alır mıydınız?" başlıklı bir yazı yazmıştık. Şöyle bir şeydi: Enteresan bir cevap Alabora, mektubunda klibin yeni bir çalışma olmadığını birkaç yıl önce çekildiğini, o dönemde çekilecek Deniz Gezmiş filmi için kendisine rol teklif edildiğini yazıyordu. Rolün daha sonra Berhan Şimşeke verildiğini yazan Alabora role bir buçuk ay çalıştığı için Deniz Gezmişi bir şiir klibinde canlandırmayı kabul etmiş. İlginç olan ise Alaboranın mektubunun son bölümü: "Evet haklısınız, gösteri hepimizi kendisinin aracı kılıyor. Sonuçta gösteri, muhalefeti de sistemin ta kendisi haline getiriyor. Üstelik bunu yaparken de muhalif olanlardan, bizden yararlanıyor." Derken bir elektronik mektup geldi. Mektup, "cevap hakkımı kullanıyorum" gibi bir çıkışma halini değil, tam da sistemmuhalefet meseleleri üzerine düşünen birinin anlayışını içeriyordu. O yüzden "Memoli"den geldi demek abes olur. Onun yerine herhalde Memet Ali Alaboradan geldi demek gerekir! Gösteri, eksiltir Kalbinizi, beyninizi istemiyor sistem. Verilen replikleri okumanız makbul kılıyor sizi. Hangi cümleleri kurabildiğiniz ilgilendirmiyor onu; oturma odalarında tedirginlik yaratabilecek cümlelerinizi söylersiniz diye ödü kopuyor. Bu cümleler oturma odalarındaki fiyatınızı düşürür diye mi? Daha ziyade sizi artık "fiyatsız" kılar diye... O cümlelere ne oluyor peki? Mektuplarda kalıyor. Mektuplarda... Oturma odalarında ise herkesin keyfi yerinde! ecetem@hotmail.com Gösteri, insanları bir boyama kitabı resmine dönüştürüyor. İnsan denen karmakarışık varlık, basit, girintisi çıkıntısı olmayan, orta sınıfın vicdanını ve alışkanlıklarını zorlamayan bir şey oluyor; oturma odalarında arzuya göre bu resim boyanıyor durmadan. Oturma odalarını yadırgatacak aykırı hiçbir şey konuşulmuyor gösteride. Bu da aslında hiçbir şeyin konuşulmadığı anlamına geliyor kuşkusuz. Mehmet Ali Alabora, "Memoli" oluyor, "Memoli" oluncaya kadar eksiltiliyor mesela. Gösteri, insanın bu "eksiltilmiş halini" çoğaltıyor yeniden. Böylece aynı anda hem eksik ve hem de çok oluyorsunuz. Sistem, eline fotoğrafınızı alıp, kâr edemeyeceğini düşündüğü yerlerinizi kırpıyor, sonra sizi -diyelim ki bir kulak, bir ağız veya bir göz olarak, sadece bunlar olarak çoğaltıyor. Artık siz o kulak, o burun oluyorsunuz sadece. Başka da bir şey olamıyorsunuz. Çünkü bu "eksik yeni ben", insan olarak sizden çok daha güçlü. Çünkü bu "eksik yeni ben", insan olarak sizden daha çok "var".