Kardan kaderler

Yakasında, altından üç hilal, elinde Bond çanta, MHP Diyarbakır İl Başkanı Abdullah Bey, böyle diyor gülerek kalabalığın hemen arkasında. N'apalım, gülüyoruz beraber. Şu anda, bir süreliğine ideolojik farkları bir kenara. Kürt vatandaşlar, MHP'liler, Kuzey Irak vatandaşları, beyaz Türk işadamları... Fena halde bir kader birliği içindeyiz. Güneydoğu şivesinin baskın olduğu bir kalabalıkla Esenboğa'da, Türk Hava Yolları mevzilerini yıkma gayretindeyiz: "İndireceksin kardeşim bizi Diyarbakır'a! Çoluk çocuk rezil olduk üç gündür. Biz gideceğiz arkadaş! Pegasus gitti, Onur Eyırlayns gitti. Biz niye gidemiyoruz kardeşim?!"Elinde telsizle, tek başına kalmış olmanın tedirginliğiyle bağırıyor yetkili:"Fakat efendim, Diyarbakır'da buzlanma var. Yani şimdi efendim, onların uçakları farklı olabilir. Bizim uçaklar..."Sek Güneydoğulu, kocaman bıyıklı adam gazı veriyor yüksek rakımlı bir muhitten gelen sarışın kadına:"Ben sordum. Uçaklar aynı. Bunlar korkuyorlar inmeye." Kadın bağırıyor gazın etkisiyle, tepesindeki sarı postişini zıplata zıplata:"Beyefendi, rica ederim gerçeği söyleyin. Uçak mı yok?"Bağırış çağırış arasında bebekler ve çocuklar da ağlamaya başlayınca trajedi tamam oluyor. Fakat o sırada işte, Kuzey Irak'taki "Türkmen Kartı" hikâye, Esenboğa'da "Kürt Kartı" oynanıyor. "Şimdi biz de girsek kavgaya, 'MHP'liler zaten böyledir' filan derler. 'Bak ülkücüler yine saldırıyor' demesinler diye geri duruyoruz biraz." Kürtler örgütlenme konusunda Türklere göre daha antrenmanlı oldukları için, derhal ağız birliği edip, curcunalı diplomatik görüşmelerde Güneydoğu'da başka bir şehre uçak kaldırılması talebinde bulunuyorlar. THY ise direnişe geçen vatandaşları bölme amaçlı olduğu kesin olan o öneriyi yapıyor: Malatya mı? Yoksa Urfa mı? İşte o zaman lobiler devreye giriyor. Malatya lobisinde Bond çantalı iş adamları, Urfa lobisinde çoluk çombalak Kürtler. Sayısal üstünlük sayesinde Urfa kazanıyor. Kalabalık "Urfa! Urfa!" diye bağırırken, birileri çocukların hasta olduğunu, birileri cenazeye yetişeceğini söylerken, arada, bir adam, tek başına bağırıyor Bond çantasıyla:"Belki bazılarımızın sabah sekizde ihalesi vardır!"Durup durup bir daha:"Belki bazılarımızın sabah sekizde ihalesi vardır!"Belki yani... Yani belki bazılarımızın... Birden kalabalık susup adama dönüyor. Adam durumun ölümcüllüğü konusunda son derece emin:"Yani olabilir yani, ihale olabilir! Niye olmasın yani?""Tövbe Yarabbim" bakışları püskürtüyor adamı. Tam yeniden başlayacakken "Bi' sus ya!" bakışlarıyla iyice sindiriliyor ihaleci. Velhasıl Kürt vatandaşlarımızla Kuzey Irak'a gidecek Kürtlerin yaptığı koalisyon sonucu Urfa uçağı galip geliyor. Direniş ve lobiler Arada kalan beş saatte ne yapılacak? THY'nin verdiği kekler ve çorbalar içilecek. Fakat çorbalar kola bardaklarında. Onun için de ayrıca sıraya girilmesi gerekiyor. Rezillik velhasıl. İşte o sırada tek başına, mağrur bir kadın, eline geçirip çocuğunu, gidiyor cafe'nin yöneticisine. Asil bir ses tonuyla, tek kişilik eylemini koyuyor:"Bak arkadaşım, ben, siz burada yaşayın diye Diyarbakır'da mücadele veriyorum. Burada mı mücadele veremeyeceğim? Bu kadar insana kola bardağında çorba içirdiniz. Biz hayvan mıyız? Bu nasıl muameledir? Bu insanlara insan gibi davranacaksınız."Sözünü bitirir bitirmez de kapıyor tekrar çocuğunun elini, başı yukarıda yürüyor: Tak! Tak! Tak!Televizyonun bozulduğu, elektriklerin kesildiği gecelerde nasıl başlarsa hiç konuşulmayan şeylerin yakası açılmaya, uçaklar ertelenince de başlıyor masalarda konuşmalar. Bir kadın kızına "Ama babalar kolay kolay veremezler kızlarını başkalarına" diyor, kızın gözleri doluyor. Baba asmış suratını, yüz göz olmuyor. Kız, âşık olduğu için babasından özür diler gibi, sanki affedilmek için "Ama kızlar da babalarına benzeyenleri seçerlermiş" diyor. Baba, kızının sevdiği oğlanı seçerken aslında yine kendisini seçtiğine seviniyor, belli etmiyor.Kar, bazen periler yukarıdan kovalarla konfeti döküyormuş gibi yağıyor. Bazen de beyaz, minik uzaylı yaratıklar gibi havada asılı kalıyor kar taneleri, pencerelerden insanları gözetliyorlar sanki. Bazılarına da, yukarıdan emir geliyor herhalde, göğe doğru uçuyorlar. Bütün bunlara kısaca "tipi" de denebilir, kısa kesip. Nereden baktığınıza bağlı. İyi bakarsanız karda periler, uzaylılar ve umulmaz kader birlikleri de görebilirsiniz. Görmezseniz bütün bunlara sadece "tipi" diyebilirsiniz. ecetem@hotmail.com İnsan gibi çorba