Kardeş değil, arkadaş

Kürt-Türk meselesinde "3. Ses": Dün Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir ve sekiz DEHAP'lı belediye başkanı ile kahvaltı ettik. Başkanlar, elli altı DEHAP'lı belediye başkanı adına, dolayısıyla elli altı il ve ilçenin halkları adına konuştular! Baydemir, bölgede havanın giderek gerildiğini, çatışma günlerine geri dönülmesi olasılığının belirdiğini anlattı. Bu gergin atmosferde "şiddet karşıtı 3. Ses" olarak konuştuklarını söyledi. "3. Ses" ne demek? "Kürt meselesinde, inkâr ve isyandan başka bir yöntem gerekiyor. Tarafların birbiriyle empati kurabilmesi için konuşabilecekleri, şiddetsiz bir ortam gerekiyor. Biz, 3. Ses olarak bu ortamı yaratmak, önümüzdeki dönemi ortak payda inşa etmek için kullanmak istiyoruz."Naçizane ben de dedim ki, "İsyanın da inkârın da kendine göre bir heyecanı, giderek hezeyanı, insanları sürükleyip götüren bir tarafı var. Ama 'diyalog' insanları coşturmaya müsait bir kavram değil. Söylediğiniz 3. Ses için nasıl 'heyecanlındıracaksınız' insanları? İsyancılara ve inkârcılara karşı nasıl çoğalacaksınız?"Baydemir, "Ne ölmek ne öldürmek! Bu, bana yeterince heyecanlı geliyor. 'Bundan sonra ölmek yok. Yaşamak var'! Güneydoğu'yu artık bu cümle heyecanlandırıyor. Bu süreç üç ay devam edebilse, televizyonlar üç ay için bu mesajı verebilse, ben eminim, üç ay sonra kavgalı taraflar birbirine karanfil atacak."Peki, "inkâr" ve "isyan" taraflarının neden olduğu bunca hayal kırıklığından sonra Türkiye, 3. Ses olarak ortaya çıkan DEHAP'lı belediye başkanlarının "samimiyetinden" nasıl emin olacak?Baydemir, son derece net konuştu:"Biz Kürt milliyetçiliğine ve silah kullanımına karşıyız! Bu ülkenin bölünmesini istemiyoruz!"İyilikten ve barıştan yana olan seslere tutunmayıp ne yapacağız! "Biz, Anayasa'da her 'Türk' kelimesinin geçtiği yere bir de 'Kürt' kelimesini eklemek istemiyoruz. Biz, sadece, Anayasa'da herhangi bir etnik kimliğe özel vurgu yapılmasını istemiyoruz." Fuat Keyman, geçtiğimiz pazar günü Radikal 2'de bir yazı yazdı; Kürt ve Türk halkları arasındaki bağın "kardeşlik" olarak adlandırılmasının yarattığı sıkıntıdan bahsetti. Görüyorum ve dünkü kahvaltıdan sonra artırıyorum:Bizi arkadaşlık kurtaracak!Kardeşlik insanlar arasındaki en sağlıklı bağ değildir. Aile, dürüstlük olanaklarını tıkayan ilişkiler yaratır insanlar arasında; hastalıklı bağımlılıklar üretir. Kardeşinizi seçemezsiniz üstelik. Bu bağ, zaman içinde birikmiş günahları, suskunlukları, iktidar ilişkileriyle ağırlaşabilir, yük haline gelebilir. En kötüsü de kardeşler arasında "babanın" kimi daha çok sevdiğine ilişkin bir problem vardır her zaman. İşte, "Kürt ve Türk halkları kardeştir" dediğinizde de kardeşliğin bütün yan etkileriyle, sıkıntılarıyla donatmış olursunuz bu iki halk arasındaki ilişkiyi. Arkadaşlık? Arkadaşınızı kendiniz seçersiniz. Arkadaşınızla konuşabilirsiniz. Arkadaşınızla eğlenebilir, dertleşebilir, beraber yürüyebilirsiniz. Arkadaşınızı sorular sorarak tanıyabilir ve tanıdığınız için güvenebilirsiniz. Bu yüzden işte, bence, Türk ve Kürt halkları arkadaş olmalı artık. Konuşabilmek için! Beraber yürümek ve en önemlisi beraber yaşamayı, iradi olarak tercih ettiklerini göstermek için. Beraber yaşamayı tercih etmek için! "Devlet Baba"nın kimi daha çok sevdiği, kimi daha çok dövdüğü çekişmesine bir son verebilmek için... Çünkü bilirsin, biz de az dayak yemedik Kürt arkadaşım! Daha fazla dayak yememek için şimdi arkadaş olmamız gerek bizim... ecetem@hotmail.com Arkadaşlığın olanağı