Kız değil, AB meselesi

SİMİTTEN ÜNİVERSİTEYE



Anadolu'da Batı'ya gittikçe cilalanır şehirler. Medeniyetin nişanesi de niyeyse hep bu fıskiyeli havuzlardır, Malatya'da bolca bulunan. Anadolu'nun zengin şehirlerinde üç aşağı beş yukarı aynı şeyi görürsünüz; para hayata tahvil olmaz bir türlü; daha çok para daha özgür, daha mutlu bir hayat getirmez bir türlü. Sadece daha cilalıdır ortam. Zengin Anadolu şehirlerinin bir başka meselesi de övünülerek gösterilen fabrikalarda asgari ücretin altında parayla günde 12 saatten fazla çalıştırılan insanlardır. "Gelişmek" böyle bir şeydir! Anadolu'da henüz başka türlü bir "gelişme" bilinmemektedir.

"Hayattan zaten bıkmışız" diyor, bıyıkları henüz terliyor. Annesiyle merdiven yıkamaktan geliyor, simide çıkacaktan birazdan, sonra da on altı yaşına girecek. Derdini anlatmaya gelmiş ama yüzünde bir gülümseme geriliyor; sanki gülerken ağzı acıyor. Üç kardeşi daha var, 12 yaşındaki sinir hastası. Bilal 6 yaşından beri çalışıyor. Saat sabah üçte kalkarmış ilkokuldayken, abisiyle halka tatlısı yaparmış, sonra uyumadan okula. Böyle böyle şimdi lisede. Kız arkadaşı var mı mesela?
"Kızlarla ilgilenemem ben, daha önemli işlerim var."
Niyeyse Avrupa Birliği meselesine takmış kafayı:
"Orada da işsizler var. Onlar da buraya gelirse biz daha çok aç kalmaz mıyız abla?"
Simiti de satamazsa ne yapacak onu düşünüyor. 12 yaşında sinir hastası olan kardeşine nasıl ilaç alacağını, onu Kayseri'deki çocuk psikiyatristine nasıl götüreceğini, öğretmen olmak için sınavda kaç puan alması gerektiğini, annesi Nurten hanımın üzerine kuma alan ve evi terk eden babasının nerede olduğunu, üniversiteye girene kadar Garaj'da kaç simit satacağını, öğretmen olmak istediğini... Bilal'in yüzündeki, yük olmak istememenin, öyle bir Anadolulu nezaketin gülümsemesi, yanakları ağrıtan. Bunları anlatıyor ama şikâyet etmiyor. Ne istiyor biliyor musunuz?
"Malatya'da bir çocuk psikiyatri servisi kurulsa... Kardeşimi başka şehre götürecek kadar para kazanamıyorum daha."
İnönü Üniversitesi en çok internet bağlantısının olduğu üniversiteymiş Türkiye'de. Kayısıdan yılda 160 milyon dolar gelir giriyormuş şehre. Özal'dan sonra il müdürlükleri Elazığ'a kaydırılmış, Elazığ - Malatya çekişmesinde Malatya geri adım atmış. ...Miş, ...miş. "Mişmiş" diyorlar Malatya'da kayısıya!
Neyseki çocuklar geliyor Tema Vakfı'ndan. Dilem daha yedi yaşında diktiği meşe palamudunun sayısını hatırlamıyor. Çiçek veriyorlar bize, boynumuzda Malatyaspor atkıları. Öyle, tuhaf...