Kızları baştan öldürelim!

Kızları baştan öldürelim!




İsmi de bir tuhaf: Güldünya! Gülecekmiş gibi, dünya yüzü görecekmiş gibi... Ne güldü, ne dünya gördü. Akrabası tecavüz etti, "murdar" oldu. O "murdar etten" bir bebek doğdu. Kaçtı, kurtulamadı. İki cahil, öküz erkek, hayatta başka bir halta yaramayacakları için ve şanlı Türk erkeği tarihine geçmek üzere onu öldürdüler. Şimdi devletimiz "Bu halk ancak hacı - hoca lafı dinler" mantığıyla Diyanet İşleri Başkanlığı'nı görevlendirdi "cesedi aklamakla". (Tıpkı Batman'da kızlar, erkek faşizmine dayanamayıp intihar etmeye başladıklarında konuyu aydınlatmak üzere Diyanet'ten yetkililerinin gönderilmesi gibi bölgeye!)
Bugünden itibaren bakanlar filan "murdar etin çocuğuna" sahip çıkmak için yarışıyorlar. Sanki onları meclise taşıyan aşiretler ve seçmenler arasında namus cinayeti işlenmiyor, kendi kızlarına tecavüz edenler başka bir ülkede yaşıyormuş gibi. Sanki onlar "ensest manyağı" bir ülkenin bakanları değillermiş gibi. Büyük yalanlar zinciri üzerinde duruyor bu ülke... Ve şimdi Diyanet İşleri Başkanlığı "töre cinayetleriyle" ilgili "önleyici hutbeler" hazırlıyor.

Kızları baştan öldürelim!
Benim şahsen bir hutbe teklifim olacak. Gerçekçi bir hutbe. Şimdi bu dişiler, memeleri çıkıp da kalçaları yuvarlanmaya başlayınca erkeklerin kafası karışıyor. Aslında erkeklerin kafası karışması için çoğu zaman bunlara da gerek yok, kızın alçak bir tabureye oturtulup ayağının yere değdirilmesi yeterli sayılıyor. Velhasıl, bu kadınlar toplumun başına her daim bela. O yüzden bence "gerçekçi hutbe" şu konuları işlemeli:
Kız çocukları doğar doğmaz öldürülsün! Çünkü onlar sonra kadın oluyor! Onları öldürmek hem ülke ekonomisine gelecek manasız zararı (çünkü bunlar büyüyor, yiyor içiyor, sonra zaten öldürmek zorunda kalıyoruz, bari baştan paramız gitmesin) önlemiş oluruz, hem de akrabalarımız onlara tecavüz ettiğinde çıkacak tartışmalar yapılmamış olur. Ayrıca kız çocuklarının büyürken geliştirdikleri, yaşayacaklarına, insan olduklarına, hakları olduğuna ilişkin manasız yanılgıları da başlanmış önlenmiş olur.

Kafeste büyütünüz!
Şimdi diyelim ki, bebeğin canına kıyamadınız. Olur, insanlık hali! O vakit, bu kız bebekleri en baştan bir kafesin içine kapatmanız en iyisidir. Onlara okuma yazma öğretmemeli, her ses çıkardıklarında dövmeli, sindirmeli ve onlara insan olmadıklarını iyice belletmelisiniz. Bu onların daha sonra "insan gibi yaşamak" talebini engelleyecek, başınızı ağrıtmalarını önleyecektir. (Dişi, zamanı geldiğinde kafesiyle birlikte evlendirilebilir.) Ey hutbe dinleyicisi! Bunlar sana tuhaf gelmesin. Zira yaşananların net ve sarih bir ifadesidir. Yani madem bunlar yapıyorsunuz, bari adını koyalım! Zamandan, enerjiden kazanalım.
Yukarıda okuduğunuz hutbe zaten yaşanmakta olanın yazılı halidir. En küçük bir abartı yoktur ve yaşananlara bakılırsa dinen de son derece caizdir! Zira sorsanız bunları yapanların hepsi (Elhamdülillah!) Müslüman'dır.
Devlet bey, yalan söylemesin!
Devlet de sivil toplum örgütleri de bal gibi biliyor ki, son yıllarda Anadolu'ya akan sosyal yardım projelerinin, sosyal eğitimlerin tamamı kadınlara yönelik. Kadınlar bilinçlendirilip duruluyor. Ne işe yarıyor bu? İktidardaki erkek hâlâ aynı erkekse ve kurulu düzeni sürdürmek için bütün meşru ve gayrımeşru silahlar onun elindeyse belki de bu bilinçlendirme operasyonları sadece kadınların daha fazla acı çekmesine neden oluyor. O ana kadar ezilmenin doğal olduğunu sanan kadınlar bu kez hakları olduğunu öğreniyorlar. "Hadi bakalım" diyorsunuz kadınlara yani "Şimdi haklarınızı alın erkeklerden!" Oysa birileri de erkekleri eğitmeye cesaret etse... Üniversite öğrencilerini parçalamayı bilen devletimiz niye o "kutsal ve eğitici köteğini" memleketimizin ensestçilerinden ve tecavüzcülerinden esirgiyor acaba? Tecavüzcülerin "hutbe şefkatiyle" okşanması niye? Yalandan oyalanmayın beyler, herkes, her şeyin farkında!