‘Konulu’ Gece Kadınları

‘Konulu’ Gece Kadınları



‘Konulu’ Gece Kadınları Kasabalı beğeniler mütehassısı TV programı yapımcılarının "Türk, aile, örf, âdet, ahlak, zihinsel gelişim" (82 Anayasası hükmüne benzeyen kazulet söz öbeği işte) verileriyle uyumlu bir erotizm icat etme çabaları engellenemez bir kararlılıkla sürüyor. Bu azimli çalışmaların son ürünü ise ‘İyi Geceler Öpücüğü’. Hakiki bir başyapıt! Program, "konusuz" erotik yapım kümesine dahil olmasın diye yarım yamalak hanım kız kılığına büründürülmüş bir genç kadın (Banu Öztürk) tarafından sunuluyor.
"Üzerine rahat bir şeyler alıp gelme" gibi pek genel bir temanın etrafında şekillenen program, şirin (ŞİRİN!) kız çocuğu sürekli olarak üstünü başını çekiştirdiği, çünkü besbelli utandığı için neredeyse bir çocuk pornosu tadı da taşımıyor değil.

Programda büyük bir olasılıkla bir genç kız odasının tadını yakalamak için stüdyonun ötesine berisine tüylü oyuncaklar serpiştirilmiş. Yapımcıların kendine biçtiği "paçalarından cinsellik akan kadın" rolüne henüz yeterince ısınamadığı her halinden belli olan küçük hanım, tüylü oyuncaklardan gerek kendisine yeni yetme aroması katmak, gerek fazlaca açılan yerlerini kapatmak için faydalanmakta. İlkokul piyeslerinin robotsu mizansenleriyle kâh kanepenin tepesine çıkıp bacak gösteren, kâh yerdeki posta uzanıp göğüs göster emrini uygulayan hanım kızın hareketlerindeki beceriksizlik, gösteriyi ağır bir trajediye dönüştürüyor. Herhalde necip Türk milletinin bu zavallılıkta da bulduğu "seksi" bir şeyler var ki, canlı yayına telefonla bağlanan "ahlaklı Türk gençlerinin" konuştukça konuşası geliyor; elbette "konulu"!

Elbette gelinen bu nokta, yıllar süren derin beyin fırtınalarının, cefakâr çalışmaların ürünü. "Yasemin Evcim’le Gece Cimnastiği" döneminde nice terler döken halkımız bugünlere kolay gelmedi. Kadın bedenini trene bakar gibi izleme açlığını o vakitler "jimnastik" gibi bir kültür-fizik terimiyle kamufle etmeye çalışan yapımcılar, Türk erkeğine ekrandaki erotik nesneyle diyaloğa girme cesaretini kazandırıncaya dek epey yıprandı. Ama işte onca çabanın ürünü olarak bugün Türkiye’deki medeniyet seviyesi, kahvelerde Fashion TV’nin çamaşır defilelerini izlemesine kadar yükseldi. Kahvelerdeki "tasarıma ve tasarımcıya" aç amatör "designerölar için bir okul, bir tür açık öğretim olanağı yani!
Ama artık milli değerlerle uyumlu TV erotizmi, özlenen seviyeye erişti. Demet Şener ve Ebru Şallı’nın "Dekolte" adlı programla başlattıkları "düşük yoğunluklu et pazarı" ekolünün bayrağı, bugün Deniz Akkaya’nın yatak sohbetlerinde üstün bir başarıyla taşınıyor. Yine de ekrandaki erotik nesne ile diyaloğa girme hizmetini henüz sadece ‘İyi Geceler Öpücüğü’ programı sunuyor. Böylece aşkını duvarlara sprey boyalarla "Benim değilsen toprağınsın" yazarak anlatabilen, kadınlarla konuşmak konusunda ancak bu kadar gelişebilmiş Türk gençliği de eli ayağı birbirine karışmadan kadınlarla konuşma temrini yapabiliyor. Artık Türkiye’nin de "Ailecek takip ediyoruz!" diyebileceği türden bir ekran erotizmi var. Mini eteğin tecavüz suçunda hafifletici sebep sayılabildiği bir ülkede iki yüzlü kamuflajların emniyetinde, velhasıl herkesin keyfi yerinde!