Müstehcenleşme

Eklenme Tarihi13.04.2008 - 2:21-Güncellenme Tarihi13.04.2008 - 2:22

Kerem, sinemada yer göstericisidir. Ama sadece bu değildir. İzmirli sinemacı bir aileden gelmektedir. Ben ve kardeşim onu İzmir’deki Hayat Sineması’ndan tanırız. Açık havadan. Yazları, çiğdem çekirdek ve “The Wall” filmi. Yıllardır filmleri izler ve aslına bakılırsa iyi bir film eleştirmenidir. Tam bağımsız eleştirmen! Geçenlerde kardeşim, memleketin genel vaziyeti üzerine birlikte kahrolurken Kerem’in söylediği bir şeyden bahsetti. Şöyle demiş:
“Ertuğrul Özkök’ü bir yerde görürsem söyleyeceğim. ‘Bu ülkeye şeriat gelirse sizin de bunda payınız olacak’ diyeceğim.”

“Şeriatta laiklerin payı”
Kardeşim “Neden?” demiş doğal olarak. Şöyle cevap vermiş:
“Adamın karısı (Zeynep Tokuş’tan söz ediyor) buz pateni yarışmasına katıldı da partneri elini beline koydu diye haftalarca Kelebek ekinde adama etmediklerini bırakmadılar. Şimdi normal adam nasıl alsın karısını buz patenine götürsün?”
Mesele ne özellikle Özkök, ne özellikle Kelebek eki ne de buz pateni elbette. Ama Kerem’in söyledikleri doğru bir bakıma. Türkiye’de 1980’den sonra (hatta belki daha önce) başlayan bir ahlaki kararsızlık/tereddüt sonucu olarak bugün buralardayız. 

Yönetmelikler, sokaklar
Birkaç gün önce Milliyet’in birinci sayfasında liseden çıkan başörtülü kızların fotoğrafları vardı. Haberin “Yönetmelik başı açık diyor” ara başlığına bakınca sordum kendi kendime:
Sokak ne diyor?
Kızın babası ne diyor?
Kızın sevgilisi ne diyor?
Annesi ne diyor?
O kıza sokaklarda yiyecekmiş gibi bakan ve etek boyunun hep çok kısa olduğunu düşünen “mahalle” ne diyor? Yönetmelik ne derse desin. Asıl onların ne dediği önemli.
Yasanın ne dediği önemli değil. Kocasından dayak yiyen kadının karakola gittiğinde nasıl muamele gördüğü önemli. Laf atılan, tacize uğrayan kadını “laik cumhuriyetimiz” koruyor mu ki, genç kızlara “Niye kapanıyorsun?” diye soruyoruz? 

‘Çağdaş’ı röntgenlemek
Bu ülkede yıllardır özellikle popüler kültür düzeyinde hayat müstehcenleştiriliyor.
Aşk ve seks dışında konuşabileceğimiz diğer konular yasalarla ve gayri meşruluk yaptırımıyla ortadan kaldırıldığı için giderek insanlar hayatın bu alanından başka bir şeye bakamaz oldular. Memleketimizde çeşitli sebeplerle bu konuda bir bozukluk, hiç giderilemeyecek bir ilkel açlık olduğu için de hayat müstehcenleştirildi.
 “Çağdaş” kadınların hayatı ise röntgenlenecek bir mevzuya dönüştü. Kim kiminle yattı, nasıl yattı, meselemiz bu. Röntgenlenmek, parmakla gösterilip “açık” kadın olmak istemeyenler de artık “kapalı” olmak zorunda. Açık kadını çünkü ne cumhuriyetimiz ne de muhafazakâr dindar çevreler koruyor. Tek başlarına bir av hayvanı gibi açıkta kalmamak için her anlamda kapanıyor kadınlar.

Cumhuriyetin yalnız kadını
Düşünüyorum da cumhuriyetin kuruluşundan itibaren yalnızdı açık kadınlar. Başı açık anlamında söylemiyorum, her anlamda açıklıktan söz ediyorum. Özel hayatlarında ve iş hayatında, evde ve sokakta yalnız başına bırakıldılar.
Ve son yılların yaratılan müstehcen popüler kültüründe de hem Giselle Bündchen gibi görünmek ama Hz. Ayşe anamız gibi iffetli olmak zorundaydılar. Dünyayı etkisi altına alan siyasal İslami dalga kadar kadınlar üzerinde popüler kültür ile yaratılan bu şizofrenik gerilimin de payı var “kapanmada”.
Kerem doğru söylüyor velhasıl. Kadınları siyasal İslamın başlattığı muhafazakârlaşma ne kadar kapattıysa onları yalnız bırakan ve bacakları açıldığında resimlerini basan “laik” kültür de kapattı.
Aysun Kayacı’nın sözleri bacakları ve dudaklarının önüne geçebildi mi? Hayır. İşte mesele budur. Kadın bazen sözü duyulsun diye de kapanıyor olabilir. Bakılmak için değil duyulmak için.

Etiketler