Namus cinayetleri ve yalan töre üzerine:

Hıyarillos Amigos!



Bir seyyar satıcı haksız yere "götürülürken" soru soran gazeteciyi gözaltına alıp "Hadi şimdi yap delikanlılığı" diyerek döven polisler, işkenceyi cezalandırmayı ABD'den gelen malum mektup vesilesiyle hatırlayanlar... Ama en enteresanı, bana sorarsanız, kadınlarına tecavüz edip öldürenlerin suçlu olduğunu Avrupa'dan gelen ses tonu asabileşince anlayanlar... Bütün bu "hıyarillo" vaziyetlere rağmen de bi' havalar, bi' havalar!
Arkadaşlarının niye dövüldüğünü soran gazetecilere sinirlenip fırça çekmeler; işkence yapmak iddiasıyla yargılanan polisleri savunan avukatlardan "ABD'den yargıya müdahale var" tafraları filan... Ama en şuursuz ve en kendinden emin olanı töre cinayetleriyle ilgili olarak "Güneydoğu'daki kızların da okula gidebilmesi için haremlik selamlık olsun sınıflar" basiretsizliğine varan öneriler...

Güneydoğu başka ülke mi?
Güneydoğu'da hukukun başka türlü işletilmesi, hukukun yerel "yasalara" boyun eğerek kadınların katledilmesinin veya kendi kendilerini katletmelerinin yargı ve yürütme organlarınca teşvik edilmesi devlet katında en korkulan şeyi yapıyor aslında: Misak-ı Milli sınırlarını değiştiriyor! Türkiye Cumhuriyeti Hukuk Sistemi o toprakları kapsamıyorsa hakikaten demek ki artık orada fiilen başka bir ülke kuruluyor. Öteki ülke! Orada başka bir hukuk var ve bu sessiz bir ikrarla meşrulaştırılıyor. Bu hukuka göre kızların erkek çocuklardan ayrı okutulması da mantıklı sayıldığına göre bu ayrıma aykırı davrananların da toplum tarafından, hukuka aykırı olarak cezalandırılması, mesela öldürülmesi de meşru sayılıyor yönetim katında demek ki. Demek ki neymiş? Kadınlar Misak-ı Milli'ye dahil değilmiş! Bir karış toprak verilmez ama kadınları dizi dizi öldüren erkeklerin pisliği bir biçimde örtülürmüş.

Çok esnektir töreler!
Bir de belki biliyorsunuz, bu namus cinayetlerinin öyle uzun boylu "yanlışlarla"(?!) hiç alakası yoktur. Kız eve geç geldi diye de işlenebilen "esnek" bir katliam türüdür. Her ailede erkeklerin verdikleri kararlar doğrultusunda belirlenen bir "hukuk" türü yani "töre". Yani aslında yok "töre" diye bir şey, yalan yani. Erkeklerin yalanı!
Mesela merak ettiniz mi; niye hiç erkekler öldürülmez bu "namus meselelerinde"? Yani kadın mesela, herhalde kendine zorla tecavüz ettiremez, değil mi? Niye erkekler de öldürülmüyor o zaman?
Şundan: Çünkü erkekleri öldürürseniz "kan davası" başlar. Nesiller boyu sürecek bir katliam. Ama kadınların öldürülmesi, sanırım "esas insan" olmadıkları için kan davası başlatmıyor. Bir de tabii ki meselenin mülkiyetle ilgili bölümü var: Erkeği öldürürseniz mülkiyet düzeni bozuluyor. Ama kadınları öldürürseniz herhangi bir mülkiyet fiili olarak el değiştirmiyor. Yani erkekler arasında kardeşlik bozulmasın, mülkiyet konusunda kafalar karışmasın diye yalnız başlarına ölüyor bütün o küçük kadınlar...

Hıyarillos amigos!
Daha önce de yazdım, yine yazacağım: Yıllardır bilhassa Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yapılan toplumsal eğitim projeleri kadınlara yöneliyor. GAP İdaresi veya sivil toplum örgütleri kadınları eğitiyor, eğitiyor... Sonuç? O eğitilmiş kadınlar başına bir kurşun sıkılmak suretiyle mesela, bir anda yok oluyor. Çünkü erkekler hep aynı "hıyarillos amigos"! Dolayısıyla erkeklerin eğitilmesi gerekiyor asıl. Birilerinin de erkeklerin eğitilmesi için bir proje yapması gerekiyor. Bu da tabii ki acayip bir cesaret gerektiriyor. Nasıl bir cesaret? Anlatacağım. Cumaya...