Ne komünistliğimi gördünüz?

Ferhan Şensoy ve Okan Bayülgen "Biz komünistiz" dediler. "Manifesto", magazin haberlerinin arasında sıkışıp kaldı. Lüzumsuz bir biçimde "şirinleşti". Bu şirinleşme halini görür görmez, sözcüklerin bu denli şirin bulunmadığı siyah-beyaz zamanların, siyah-beyaz haberleri geldi aklıma. Eğer o zamanlarda söylenseydi tınlatırdı bu sözcükler. Şimdi yanında manken haberi verilecek kadar "zararsız" bulunuyorsa sözcükler, ölmüştürler. Böyle sözcükler kimseyi kızdırmıyorsa artık, herhalde yaşamıyordurlar. Öyle olsa gerek. Çünkü Bayülgen herhangi bir kadınla ilişkisini açıklamış olsaydı muhtemelen daha çok "yankısı" olacaktı sözünün. Şensoy, başka tiyatroculara ya da televizyon yıldızlarına iki-üç laf geçirseydi zıplayıp tünerdi sözleri manşet yanına. Demek artık komünistlik, bir flört ya da bir laf ebelemesi kadar bile titretemiyor gündemi. Gündem mi gebeş, söz mü cılız acaba? İyidir bir bakıma böyle bir açıklama. Zira bana sorarsanız birinin "Ben komünistim" demesi, "Ben komünist değilim, Allah korusun!" demesinden yeğdir. (Bazen, tıpkı şu anda olduğu gibi mesela, yazıların bazı yerlerine telefon mesajlarındaki şu gülümseme işaretini koymak istiyorum.)Bir bakıma da tuhaftır elbette. Görüşleri, bilhassa da tahmin edebileceğiniz üzere sol görüşleri sebebiyle hapishanelerde yatan bunca insan varken, onlar bu "manifesto konforundan" yararlanamazken, iki tiyatrocunun açıklamalarının "zararsız" bulunması tuhaftır. Acaba iki komik-söz ustasının komiklik yaptığı mı sanılmıştır? Yoksa acaba "Nasıl olsa bir şey yapamazlar" diye mi düşünmüştür "önlem" alması gereken kişiler? Çünkü bunca insan, düşüncesinin devletin biçtiği bedelini hapishanelerde öderken komünistlik aniden mubah olmamıştır herhalde... Allah korusun! Bir başka seçenek de elbette televizyonun, şöhretin yarattığı koruma alanı ya da böyle bir korumanın olduğuna dair rahatlık verici inançtır. Okan Bayülgen bir edebiyat öğretmeni olsaydı böyle bir şeyi bu kadar rahat söyleyebilir miydi acaba? Ya da Ferhan Şensoy bir vergi memuru olsaydı... Herhalde o zaman bu açıklamaları ancak idari soruşturma tutanaklarında okuyabilirdik, şirin magazin haberleri muhiti yerine.Bütün bunların ötesinde sorasım gelen bir soru da var elbette:Komünist nasıl olunur acaba? Bir komünist televizyon yıldızıysa eğer -bunun olamayacağını düşünenler olabilir, ben onlardan değilim, öyle bir dünyada yaşamıyoruz çünkü- ne yapmalıdır? Nasıl yapmalıdır? Gerçekten düşündüğü gibi yaşasa ve düşündükleriyle doğru orantılı yapsa işini, bir televizyon yıldızı olarak kalır mı?Bir köşe yazarı mesela, komünist olsa, ne kadar süreyle köşe yazarı olarak kalabilir acaba?Ben bilmiyorum tabii cevaplarını. Nereden bileyim? (Bu gülümseme işaretini hakikaten koymak gerekiyor bazen!)Bilemem ki? Gülüyor musun? Niye gülüyorsun ki? Ne komünistliğimi gördünüz acaba?Mühim not: Yarın, birçok kadın örgütünün bir araya gelerek oluşturduğu 8 Mart Kadın Platformu, saat 12.30da Haydarpaşa Numune Hastanesi önünde buluşacak. Buradan Kadıköy İskele Meydanına vurulacak. Yürüşün bittiği meydanda stantlar kurulacak ve şenlik 18.00e kadar devam edecek. Bilginize... ecetem@hotmail.com Öğretmen söylese...