Polisin dayak anındaki endişesi:

Vurun efendiler! Vicdan kalmasın!




Epey zaman önce, Cumhuriyet'te çalışırken işkence ile ilgili bir araştırma yapmıştım. Bir adamın penisine tel bağlayıp elektrik veren veya copla kadınlara tecavüz eden bir adamın "psikopat" olduğunu düşünürsünüz değil mi? Öyle olmadığını öğrenmiştim. Onlar, bu işleri yaptıktan sonra evlerine gidip akşam yemeğini yiyen, maç için kahveye takılan, karılarını ve çocuklarını ancak ortalama bir Türk erkeği kadar taciz eden, döven insanlar; "ekstra kötü" değiller yani. Sadece acı çektirdikleri insanların "saf kötü" olduğuna ilişkin tuhaf bir "eğitimden" (?) geçiriliyorlar. Dünya literatürü böyle diyor, sadece Türkiye'yle ilgili bir mesele değil. Kötülük yapanların, vahşeti gerçekleştirenlerin kafasında bu durumu "meşrulaştıran" bir değerler mekanizması var yani.
Yoksa eğer yakından bakarsanız bir toplumsal olay öncesinde o polislerin yüzlerine... "Yenilmez robot" kılığına girmiş bu insanların "Anadolu çocukları" olduğunu görürsünüz. Hatta korktuklarını bile görürsünüz, tıpkı normal bir insan gibi. Hatta kimi kez onları "tahrik eden" (?) bu korkudur aslında. Kimileri ise kendilerine yüklenen bu insanlık dışı görevlere (dövme, can yakma, kafa göz yarma, insanları korkutma vesaire) dayanamazlar, insan doğaları isyan eder. İşte o yüzden "cinnet" sözcüğüyle örtülmüş, meşrulaştırılmış polis vakaları okursunuz gazetelerde:
"Karısını ve çocuklarını öldürdü, sonra da intihar etti!"
Söylemeye çalıştığım "Onlar da insan!" diyerek durumu masumlaştırmak değil, başka bir şey...

Dövülen kim?
Madrid'de savaş karşıtı eylemde, kardeşim anlattı bunu, kadının biri göstericilere girişen polislere birden ağlayarak bağırmaya başlamış:
"Biz sizin evlerinizi yapan mimarlarız. Biz sizin çocuklarınızı eğiten öğretmenleriz. Biz sizi tedavi eden doktorlarız. Niye bize vuruyorsunuz?!"
Önceki gün İstanbul'da F tipi cezaevlerini protesto için yürüyüş yapan gruptan biri çıkıp da böyle deseydi eğer polise... Ya da Diyarbakır'da birkaç kişi yasadışı pankart getirdi diye dövülen KESK üyeleri... Gözaltına alınmadan önce "ekstra dayak" yemek iyice normalleştirilmişken bu mümkün mü artık? Yere düşen adamın üzerinde beş on polis birlikte tepinmek de neyin nesi? Bu nasıl bir psikoloji? Bu insanların bu kadar vahşileşmesi, bu kadar kendinden geçmesi için mutlaka bir neden olmalı. Keşke her şey "İnsanlara vuran polisler kötü insanlardır. Toplumsal olaylarda görev alan polisler kötü insanlardan seçilirler" diyerek çözülebilseydi.

Polis ve asker lojmanları
Diyarbakır'da (aslında Türkiye'nin bir çok yerinde) polis ve asker lojmanları var. Bu lojmanlarda şehirden ayrı (korunarak?) bir hayat sürülüyor. Kuaförden, lokantaya, bakkaldan doktora her şey orada. İnsanlardan ayrılarak yaşıyor bu insanlar. Lojman sitelerinin girişinde bayrak, ordu, vatanla ilgili sözler yazılıp militarize mahalleler inşa ediliyor. Ondan sonra artık o sitelerde yaşayan herkes biraz polisleşip biraz askerleşiyor. Belki de böylece dövülen bir göstericinin, polisin, askerin komşusu olması olasılığı ortadan kalkmış oluyor. İnsanın vicdanıyla karşılaşması önlenirse eğer... Bana sorarsanız her şey biraz orada başlıyor. Genç kızların, çocukların üzerinde tepinebilen polislerin "imalatı" öncelikle vicdanın yok edilmesiyle başlıyor... Sonrası kolay... Sonrası, acı...