Solun ölçülerini sağcılar belirleyemez

Eklenme Tarihi26.09.2008 - 1:32-Güncellenme Tarihi26.09.2008 - 1:33

Hak etti mi, etmedi mi? Kamunun cahil hafızasındaki yeri ‘zaten ulusalcı’ mıydı, ‘zaten Kemalist’ miydi? O da ‘zaten grubu’ içinde miydi? Oyunculuğu iyi miydi, kötü müydü; şımarıklıktan mustarip kadın ve erkek köşe yazarlarına antipatik mi yoksa sempatik mi gelmekteydi?’
Amaaan canım, zaten o da gıcık Atatürkçülerden biri değil miydi!’, ‘E heralde yani, Ergenekon sepetine konulup gözaltına alınacaktı...’  Başöğretmen kılıklıyı aldılar da biraz eğlendik! Aslında tabii bu tutuklananların hoşuna gidiyordu tutuklanmak, reklam yapıyorlar canım! Ne giymişler gözaltına alınırken? Bence çok rüküş! Bunlar manyaktı zaten. 

Şımarıklara sorular
Şimdiye kadar gözaltına alınanlarla ilgili demokratların başkanı yazarların yazdıklarına bakıyorum. Kolejli kız şımarıklığıyla, kulaktan dolma siyaset bilgileriyle, tamamen can sıkıntısında üretilmiş, bir kez olsun memleket hakikatleriyle yekten karşı karşıya gelerek sınanmamış sallama kanaatleriyle yazıyorlar, baba yazıyorlar. Hukuki bir konuda yazarken hiç hukuk bilmek gereği duymadıkları için akıllarına gelmiyor sormak:
Bu Ergenekon soruşturmasında soru sormak istedikleri herkesi neden gözaltına alınıp nezarete atıyorlar? Alınacak basit bir ifade neden polisiye bir gerilim filmine dönüşüyor? Buna karşı hakkını savunmak isteyen insanlar ne yapacaklar? 

Darbeciliği Çapan’a sormak
Bu uygulamalar hem bir terör devleti yaratıp insan haklarını hiçe sayıyor hem de Türkiye’de birkaç kuşağın canına okuyan derin devletin ciddi olarak soruşturulmasını engelliyor.
Kürt halkına yıllar boyunca uygulanan hukuk dışı, insanlık dışı şiddeti çok affedersiniz, Sisi’ye mi soracaksınız? Fatih Ürek Diyarbakır Cezaevi işkencelerini mi anlatacak? Siz Mamak’ta kar üstünde çıplak İstiklal Marşı okutanların hesabını Gürbüz Çapan’dan mı soracaksınız? Yahu hakikaten siz Gürbüz 
Çapan’a ne soracaksınız?
Ergenekon, derin devlet, çeteler... Bunlar ciddi meseleler. Fakat bu ciddi meselenin savunucuları, önde giden bayrak taşıyanları o denli gayri ciddi ki gidinin derin devletini matrak bir kumpanyaya dönüştürdüler. Gruplaşan kolej kızlarının ‘Ayy çok iğreeenç!’ diyerek sakızı parmaklarına dolamalarını görür gibi oluyorum yazıları okudukça.
Çıkmaz mı diyorsun?
Bir de merakımı celbediyor:
Giderek her türden ve soldan muhaliflerin de karalanmasına dönüşeceğinden endişelendiğim bu yamultulmuş soruşturma sürecinin bir gün kendilerinin de yakasına yapışmayacağından nasıl emin oluyorlar? Nasıl bu kadar eminler yaptıkları bütün telefon konuşmalarından?
Bütün telefon konuşmalarında sonsuz demokrat ve sonsuz liberal olduklarından eminler mi?
Kesinkes mi? Yani hiç mi söylemediler ‘Bu hükümet de yani...’ diye başlayan cümleler? 

Taraf ve taraftar
Şunu altını çizerek söyleyeyim:
Sadece Ergenekon’la da ilgili değil. Artık ‘Taraf’ olmanın yetmeyeceği, illa ki ‘taraftar’ olmanın gerekeceği bir sürece giriyoruz.
‘Ben tarafım ama eleştiririm’ gibi bir entelektüel zarafete ve demokrasi görgüsüne sahip olmayanların başlattığı bir hınç mücadelesi bu; öyle eski tüfek solcu ailelerin iyi yetiştirilmiş çocuklarına yer yok. (Mehmet Barlas’ın dünkü yazısına bakınız.)

Endişesiz sağcılar!
İstanbul Milletvekili Ufuk Uras’ın Meclis araştırma komisyonu kurulması talebiyle verdiği ve DTP’li milletvekillerinin de desteklediği ‘darbe girişimleri açığa çıkarılsın, darbeciler yargılansın’ hareketine bu sebeple yer yok. Solun ve Kürt siyasetinin bu hadisede müdahil olma mecburiyeti vardır.
Solcu çocukların, Kürt ve Ermeni çocukların anasını ağlatmış derin devletin sorgulanması onu kuranlara ve onların yan ürünlerine kalmasın diye. Bu mesele bizim meselemizdir. Evet, öyledir.
Solcuların nasıl olması gerektiğini, demokratlığın standartlarını belirleyen sağcıların işi değildir bu işler.
Ve işe bakın ki onlar bugün ‘Acaba gözaltına alınacak mıyım?’ diye hiç endişelenmiyorlar.

Etiketler