Şükrü Bey’e mübah, Süreyya’ya yasak!

Şükrü Bey’e mübah, Süreyya’ya yasak!



Şükrü Bey’e mübah, Süreyya’ya yasak Şimdi kaç kişi biliyor Dünya Atletizm Şampiyonası’nda koşan Süreyya Ayhan’ın malzeme alacak parası bile yokken dünyada en hızlı koşan 8. kadın olduğunu? Bilen bilir; Kahramanmaraş kadınların koşmasının değil, yürümesinin bile makbul olmadığı bir yerdir. Sıra sıra bilezik takıp evde oturmanın makbul olduğu bir memlekette Sütçü İmam gibi bir üniversiteden çıkıp da Türkiye’de daha önce yapılmamış bir işi becermek ne kadar imkansız şey, bundan haberi olan var mı? Hürriyet "Aşkıyla kazandı" diye verdi. Milliyet’te "Aşkla koşuyor" diye yazıldı:
"Süreyya Ayhan’ın başarısında yeteneği ve çalışmasının yanı sıra antrenörü Yücel Kop’a duyduğu aşkın da rolü olduğu ortaya çıktı."

Danimarka’da değil de Türkiye’de yaşadığımız için; takdir edersiniz ki, bu aşk meselesi sunulduğu gibi "şirin bir motivasyon" olarak algılanmayacak. Bilmiyor gibi yapmanın alemi yok: Bu cümledeki çalışma ve yetenek kimsenin umrunda olmayacak, ama o aşk meselesi bu kızın başına fena halde bela olacak. Türkiye’nin Süreyya Ayhan sayesinde ilk kez 1500 metre finallerinde temsil edildiğini kimse önemsemeyecek. Bir milli atletin bu haberlerden sonra "yuva yıkan kadın" olarak karşılanacağı besbelli olan bir ülkede özel hayata ilişkin olan bu "dedikoduyu" yaymanın manası nedir?

Hepimiz nasıl sevinmiştik! Meclis’te insani belirtiler bulunması aşağı yukarı Mars’ta hayat bulunmasına denk enteresanlıkta bir durum olduğundan Şükrü Sina Gürel’in aşık olması "çocuklar gibi şen" yapmıştı bizi. İçimizin içimize sığmadığı nokta ise, Şükrü Bey’in son derece delikanlı bir tavırla aşkının arkasında durmasıydı. Fena halde şahane bir olaydı yani. Yasak aşk yaşanıyordu, cesaretle arkasında duruluyordu, olayın "büyük serüven" tadı, nicedir ilginç bir şey görmemiş Türkiye’nin ağzında hoş bir rahiya bırakıyordu. Şükrü Bey ve Zeliha Hanım belediyeden aldıkları meşruiyet belgesiyle "Ayy çok ayıp!" olan yasak aşk bölgesinden namuslu bir evlilik platformuna selametle zıplayıverdi. Bu konuda Şükrü Sina Bey’i destekleyenler Süreyya için ne yazacak şimdi? Şükrü Bey’e "kirişi kıran delikanlı adam" payesi verenler Süreyya’nın en az Şükrü Bey’inki kadar yasak (!) olan aşkında nasıl davranacak? "Ben sporcunun ahlaklısını severim" cümlesindeki ahlak sözcüğüyle "evlenene kadar cinsel ilişki kurmamanın" veya meşru olmayan aşkı yaşamamanın kast edildiğini zannedenlerin eline bırakılmayacak mı Süreyya? Dünyanın en iyi sekizinci atleti mi olmuş? Geçmiş olsun! Vardır mutlaka bir iffet yönetmeliği falan, bakarlar icabına.

Aşk, hele böylesi, vaki değildir ki, bir kadını "motive" etsin. Yok öyle bir şey, mümkün değil. Yiyip bitirirler insanı. Fiziksel ve psikolojik olarak silininceye kadar tepesine binerler kadının. Hem Anadolu’da bir yerde yasak(!) aşık olup hem de başarılı olan bir kadın, olsa olsa mucizevi bir yaratıktır. Böyledir yani, tartışılacak bir yanı yok bunun. Önce kadınlar zehirlerini ince ince akıtırlar gayrımeşru kadına: Çünkü "erkek paylaşımında" rakibinin alanına girmiştir ve o, artık topyekun meşru kadınları tehdit eden bir düşmandır. Sonra erkekler daha mankafa yöntemlerle bitirirler işini. Budur yani. Süreyya’yı çok büyük bir olasılıkla bekleyen budur. Süreyya, şimdi dünyanın en iyi sekizinci atleti olmanın bedelini ödeyecektir...