Terör ve serhildan

Paşalar çıkıp ekranlarda ‘Kuracaksın bunlar gibi savaşan ekipler, bak bir daha baskın maskın kalıyor mu!’ gibi şahane paramiliter örgüt önerileri getiriyorlar. Gazetelerde gururla söylüyor kimileri:
‘İnsan haklarıyla güvenlik arasında bir tercih yapmalıyız!’
Tabutun başında ‘sinir krizi’ geçirdi diyor televizyonlar, her seferinde geride kalan çocukları ‘yürek burkuyor’.
Bayraklar ve Allahu ekber! Bayraklar ve Allahu ekber! Allahu ekber ve bayraklar! Bir gürültü içinde herkes kendi repliğini söylüyor, sağ baştan başlayıp sayılan replikler bittiğinde sessizlik oluyor bir süre sonra yeniden bir baskın veya bir bomba ve yeniden başlanıyor sağ baştan:
Paşalar çıkıp ekranda... 

İyi niyet ve bilgisizlik
Aynı olmayan, aynı başarısız formülleri daha derinleştirerek geçirilen otuz yılın üzerine yeni bir otuz yıl için her seferinde ezber yeniden ezberleniyor. Nasıl olsa anneler oğlan doğurmaktan vazgeçmiyor ve nasıl olsa memleketimizin bütün varlığını bayrak ve Allahu ekber göstererek emmek her zaman mümkün.
Bu ezberi bozmak isteyenlerden TİKAD (Türkiye İş Kadınları Derneği) önceki gün bir basın toplantısı düzenledi. Hülya Avşar ‘bu gidişe bir dur demenin zamanının’ geldiğini söyledi toplantıda ve derneğin projesini açıkladı: Şehit anneleriyle terörist annelerini buluşturmak.
İyi bir bir niyet var ortada, orası muhakkak. Zira deniyor ki ‘anneler dur demezse kan akmaya devam edecek’. Doğrudur. Ve fakat...

DTP’nin kapısında bekleyin
Senin ‘terörist annesi’ dediğine o ‘gerilla anası’ diyor. Bunu ne yapacağız? Anneleri de mi öldüreceğiz o zaman? Şehit annesi nasıl kendini ‘TC’nin faşist ordusu’ gibi hissetmiyorsa o da kendini ‘azılı teröristin annesi’ gibi hissetmiyor. Bunu ne yapacağız?
TİKAD ya da başka bir örgüt, bugün bu sürüp giden kanlı ezberi bozmakla, vahşet çarkını durdurmakla ilgili bir şey yapmak istiyorlarsa, var güçleriyle DTP kapatma davasına odaklanmaları gerekiyor. Türkiye AKP kapatma davasında nasıl tedirgin olduysa DTP kapatma davasından da en az o kadar tedirgin olması gerekiyor.
Türkiye ‘Bu nasıl olur!’ isyanıyla AKP için nasıl bir hayretle ayağa kalktıysa DTP için de kalkması gerekiyor. Çünkü DTP’nin kapatılması en az AKP’nin kapatılması kadar Türkiye demokrasisine zarar verecek.
Ama daha önemlisi, DTP’nin kapatılması bir kere daha Türkiye’nin Güneydoğu’sunu ülkenin geri kalanından koparacak.
Eğer hakikaten kan dursun diyorsanız gidip DTP’nin kapısında bekleyin ki o kapı da kapanmasın. En azından savaş kadar barışa da açık olan o kapı... 

Bu boynuzlar kırılacak!
Yoksa senin terör dediğine ‘serhildan’ diyenlerin sayısı bir kere daha artacak. Yani intifada, yani başkaldırı. Sen oraya buraya, sanki memleket yeni işgal edilmiş gibi devasa Türk bayrakları diktikçe onlar kendilerini öldürmek için cephane biriktirildiğine inanacak. Korkacak. Sen burada onlardan korkacaksın.
Ve insanlar en çok korkunca öldürür birbirini biliyorsun. İnsanlar topraklardan çok korkuları için öldürürler birbirini. Sen bunu anlamak istemedikçe, onlara onların kabul etmediği isimleri vermekte ısrar ettikçe senin de onların da ölü oğullarının yaşları küçülecek.
Hakikaten kalbin ağrıyorsa bu ölen çocuklardan, hakikaten artık katlanamıyorsan, kendi boynuzunu kıracaksın önce. Burnunu indireceksin ve bu hayata, bu ülkeye hava atmadan, baştan başlayıp ülke gerçeğini öğrenmeye, samimiyetle öğrenmeye oturacaksın.
Konuşmaktan çok dinlemeye oturacaksın. O da boynuzunu kıracak ve öğrenecek ki oradaki analar da dağa doğurmuyorlar o çocukları, taşlara doğurmuyorlar.
Rahimler, hepimizin rahimleri küsmeden bu işler çözülecekse böyle çözülecek. Rahimlerimiz lanetlenmeden önce bu savaş ancak böyle bitecek.