Unutulmuş şehrin "Robin Hood"u: Jet Fadıl

"Her mahalleye bir milyoner", "Benim memurum işini bilir" gibi özlü sözlerle büyütülen çocuklar büyüdüler! Oy kullandılar, Jet Fadılı sandıktan çıkardılar. Taşranın büyük şehirden intikamını aldılar. Buna şaşanlara şaşmak lazım!

CNN Türkten Emiyra Yılmaz, Siirte gidip insanlara "Niye Jet Fadıla oy verdiniz?" diye sormuş. Cevapları alıyoruz: "Bizim memleketin insanı, benim gibi." "Siirtin adı hava durumunda geçerse sevinirdik eskiden. Fadıl bey sayesinde bizimle ilgileniyorsunuz, bak. Kazanmasaydı siz buraya gelecek miydiniz mesela?"Emiyra başını sallıyor çünkü haberciler böyle sorulara cevap vermez. Ama adam yanıt bekliyor ısrarla. Emiyra ısrarla başını sallıyor. Emiyra da adam da biliyor ki hayır, gidilmeyecekti. Gidilmeyecekti, görülmeyecekti, Siirt "beş harfli şirin bir ilimiz" olarak kalacaktı, adı beş harfli bütün "şirin" illerimizden sonra belki hatırlanacaktı. Siirt en iyi ihtimalle bir "isim-şehir-hayvan" hatırası olarak gönüllerdeki müstesna yerini koruyacaktı. Bunu Emiyra biliyor ama adam... O daha iyi biliyor! "Dolandırıcı değil. O her el attığı alanda iş yapmak isteyen bir insan." Bu mahallenin milyoneri Bu sebepten işte Jet Fadıl ve benzerleri, Siirt ve benzerleri için büyük pastadan hiç değilse bir parça koparan unutulmuş şehirlerin kendilerini adamakıllı hatırlatan çocuklarıdır. Parça o şehir için koparılmamıştır ama ortada bir "hava durumu psikozu" vardır. Bütün taşra illeri televizyonda gösterilmedikleri için müthiş bir "Bizi kimse umursamıyor" psikozu içindedir. Bu yüzden mühim olan, o şehirden birinin pastadan bir parça koparmasıdır. Parça şehre dağıtılacak değildir ama hiç değilse biraz intikam alınmıştır ve belki o parça günün birinde unutulmuş şehrin çocuklarına koklatılacaktır. Jet Fadılın seçilmesine şaşanlara şaşmak lazım. Bu memlekette oy verenlerin hepsi "Her mahalleye bir milyoner!" sloganıyla, daha sonra da Türk büyüklerinden Turgut beye ait olan "Benim memurum işini bilir!" özdeyişiyle büyütülmedi mi? Büyüdüler işte, şaşacak ne var? Büyüdüler ve telsizle miting yapan, telefonla katıldığı yerel canlı yayınlarla seçim çalışması yürüten çünkü Interpol tarafından arandığı için Türkiyeye gelemeyen Jet Fadılı seçtiler. Ama zaten kimse "Her mahalleye hukuka uygun milyoner!" ya da "Benim memurum düzgün memurdur!" dememişti ki onlara. Hukuk bu memlekette hep bir biçimde "halledilmesi" gereken bir meseleydi zaten, hiç hayata nüfuz etmemişti. Yoksa babalar "namussuz" kızlarını nasıl öldürürdü, bir kaldırımda bir adam karısını nasıl 60 küsur yerinden bıçaklayabilirdi? Yoksa gözaltında polislerin öldürdüğü çocukların vesikalıkları hiçbir şey olmamış gibi nasıl geçiştirilebilirdi? Fadıl: 1 Türkiye: 0 Evin oğlu, canavarları belki öldürerek değil ama kandırarak evine dönmüştü. Alnında kurban kanıyla konuşurken bu "örtülü ve hakiki" meselelerden değil, elbette söylenmesi gerekenlerden bahsediyordu:"Doğuyu kalkındırma projesi... İmza marka arabalar... Söz verdiğim gibi... Hep düşündüğüm gibi..."Aile "başarılı" oğlunu kucaklıyordu. Bu ülkede "başarı"nın tarifi değiştiğinden beri Interpolün "dolandırıcılık" suçlaması sebebiyle aranan zenginleşme bilgisine haiz oğullar daha bir kıymet görüyordu. Çünkü "aile" televizyonda izlediği o zenginliğin de zaten pek hukuki olmadığını biliyordu. Kendini kandırılmış hissediyordu. Jet Fadılı oylarıyla onlarla eşit haklara sahip pozisyona getirmek ağızda hoş bir tat bırakan bir intikam gibiydi. Taşra zaten epeydir büyük şehirlerden intikamını almak istiyordu. Taşra epeydir mecliste böyle bir sahneyi görmek istiyordu. Nasıl bir sahne? Havaalanında pasaport kontrolünden geçerkenki o nice zulümlerden sağ çıkmış gazi havası... Birtakım adamların ona gözlerinden yaşlar fışkırarak sarılması... Yanındaki siyah adamın meşum halleri... "Fadıl, Senegalin ileri gelenlerinden bir ailenin kızıyla evlendi. Adam da ailenin koruması" yollu ancak Türkiyede üretilebilecek türden tahminler... Fadıl beyin bıyıksız, çelimsiz, biraz sudan çıkmış balık halleriyle kendini İstanbulda Siirtlilerin yaşadığı mahalleye atıverişi ve elbette kahraman evlat gibi karşılanması... Şimdi ne yapacağız? ecetem@hotmail.com Milliyet Ankara Bürosunu bilmediğimiz bir şeyler var mı diye aradık. "Kim bakıyor Jet Fadıl meselesine?" diye sorduk. "Herkes, hep birlikte bakıyoruz" dediler, "Zira kimse nerede olduğunu bilmiyor, hayalet bir efsane gibi. Sanki böyle bir adam yok da efsanesi var" diye eklediler. Yeni meclis başkanı bir yol arıyormuş Fadıl beyin ipliğini pazara çıkarmak, gününü göstermek ve Meclise sokmamak için. Ama bulamamış. Bir efsaneye günü gösterilir mi, ipliği pazara çıkarılır mı? Belki de tıpkı Robin Hood gibidir Fadıl bey, taşranın büyük şehirden aldığı intikamın kahramanı olarak dilden dile dolaşan, gönüllerden gönüllere büyüyen bir"destandır"! Daha nicesini göreceğimiz "hava durumu psikozlu" şehirlerden çıkan halk kahramanlarının ilkidir. Çünkü örneğimizde de açıkça görüldüğü üzere hayat, hukuktan daha gerçektir!